Feda sezonunu açtı – Yaşar Aydın (BirGün)

Domates, biber ve patlıcandaki fiyat artışı eleştirilerine “Merminin, bombanın fiyatına bak” diyerek yanıt veren Erdoğan, bir seçime daha milliyetçi-muhafazakâr rüzgarla gireceğinin en net sinyalini verdi

Mutfaktaki yangın sandığı etkileyecek noktaya gelince AKP ve Erdoğan’da telaş başladı. Özelikle mutfak enflasyonunun katlanamaz boyutlara ulaşmasından sonra düşman arayışına giren Erdoğan’ın ilk hedefinde marketler vardı. Sonra toptancılar, sonra da manavlar hedef tahtasına oturtuldu. Ama hiçbiri seçmende beklenen ilgiyi görmedi. Anketler Erdoğan’a, “olumsuz” demeye devam etti. Havayı değiştirmek için devreye sondan bir önceki hamle girdi.

Merminin fiyatı

Dış düşman, iş birlikçiler, içerideki vurguncular söyleminin hiçbiri seçmen için inandırıcı olmadı. Erdoğan, daha sonra Bahçeli’nin başlattığı “beka sorununa” sarıldı. Ama parti genel merkezine gelen kamuoyu yoklamaları, bu söylemin de seçmene istedikleri etkiyi yapmadığını gösteriyor. Geriye bir tek milliyetçi-muhafazakâr seçmenin ilacı olarak gördükleri ‘savaş’ kaldı. Erdoğan, Afrin’e yapılan, Fırat’ın doğusuna olası yapılacak operasyonla, domates-patlıcan fiyatlarındaki artışlar ile rabıtasını kurdu. Seçmenine “bırak patlıcanın biberin fiyatını, merminin, bombanın fiyatına bak” diye seslenerek FEDA SEZONU’na girildiğinin müjdesini de vermiş oldu. Erdoğan, muhalefetten gelecek eleştirileri hesaba katarak, İkinci Dünya Savaşı ve İnönü örneklerini vermeyi de unutmadı.

En az 15 gün

Erdoğan, son üç konuşmasında değindiği mermi örneğini hafta boyu sürdürecektir. Bu kavramın seçmendeki etkisini ölçmek için anketler sahada. Yaklaşık 10-15 gün sürecek bu araştırmanın sonuçlarına göre Mart ayı ile birlikte hızlanacak kampanyayı şekillendirecek.

Erdoğan’ın okları sınır ötesi operasyonlara çevirmesinde kuşkusuz CHP ve İyi Parti’nin tutumlarının da önemli etkisi var. Operasyonlara tam destek veren partilerin, bu operasyonun maliyetlerine hayır deme şansının çok olmadığını biliyor. Şimdi seçmenine sorduğu soruyu çok kısa süre içerisinde muhalefete, “hep birlikte karar aldığımız operasyonun bir maliyetinin olmayacağını düşünmediniz sanırım” diye soracaktır.

Sondan bir önceki

Türkiye’de seçimleri gergin kılan en önemli neden Erdoğan ve AKP’nin bir kez bile kaybetme şansının olmaması. Hem Erdoğan hem de parti yönetimi biliyor ki bir kez seçim kaybedilirse etrafında kimse kalmayacak, ANAP’tan daha beter duruma düşecekler. O yüzden her seçim onlar için bir meydan muharebesine dönüyor. Aslında yerellerle sınırlı olan bir seçimin, beka sorunu haline gelmesinin altında yatan gerçek de bu. Ankara ve İstanbul’u kaybetmeden oylarını korumak zorundalar.

Tablo, seçim ekonomisi uygulamalarına rağmen iktidarın lehine değişmeyecek kadar ağır. Gün geçtikçe de ağırlaşıyor. Bir yerden kapanan delik başka bir yerden açılıyor. Vatandaşın canı boğazında. Yıllarca destekledikleri iktidardan bu çektiklerinin makul bir açıklamasını istiyorlar. Her seçim öncesi vaat edilenlerin bir kez daha önlerine getirilmesi artık onları kesmeyecek gibi. Erdoğan, geçen hafta itibari ile makul gerekçe olarak sınır ötesi operasyonlarda harcanan paraları gösterdi. Eğer ikna edici bulunmazsa yeni bir formül arayışına girecektir. İşi bu sefer gerçekten zor. Sosyal medyada dönen videolarda destek açıklayanlar bile üçüncü cümleden sonra zorlaşan hayat şartlarından bahsediyor. Hep birlikte bir hafta sonra Erdoğan’ın masasında olacak anketlerin bizim söylediklerimizi doğrulayıp doğrulamadığını göreceğiz.

***

Naci Bostancı’nın telefonu

Dikkatli okurlarımız hatırlayacaktır. 8 Şubat tarihli gazetemizde Sebahat Karakoyun imzalı, AKP’li isimlerin yakın akrabalarının kamuda üst düzey görevlere atandığına dair ses getiren bir haber yayınlandı. Haber, AKP Meclis Grup Başkanı Prof. Naci Bostancı’nın oğlu Afşin Burak Bostancı’nın da aralarında bulunduğu bazı AKP’lilerin yakınlarının Nükleer Düzenleme Kurulu Yönetim Kurulu’na atandığını söylüyordu.

Haber çıktıktan sonra Sayın Bostancı’dan bir telefon aldım. Bostancı, kendisinin ve oğlunun böyle bir habere konu olmasından üzüntü duyduğunu söyleyerek, “Oğlum tüm öğrenim hayatını derece ile tamamladı. Üniversite sınavının ardından okulu bitirdikten sonra KPSS sınavını da neredeyse tam puan alarak kazandı. Sekiz yılı aşkındır da kamuda çalışıyor. Bu atamada, benim oğlum olmasının hiç bir etkisi olmamıştır. Soyadı değil, CV’si etkili oldu” dedi. Bu düşüncelerini gazetemizin sayfalarına aktaracağımızı söyleyip telefonu kapattık.

Naci Bostancı’nın adı Meclis Başkanlığı için konuşuluyor. Muhtemelen ülke yönetiminde ikinci adam olacak Bostancı’ya, sınavlarda çok yüksek puan alıp mülakat oyunuyla elenen ya da babası sendika üyesi olduğu gerekçesi ile kamuya atanmayan binlerce gencin öyküsünü de hatırlatarak yazımızı bitirelim.

***

Halde terör estirenler…

Dün İstanbul’da konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne diyorlar: Patates, domates, sivri biber. Bunların hepsi yutturmaca” dedi. Ticaret Bakanlığı’ndan hale giden müfettişlerin dövülmeye kalkıldığını söyleyen Erdoğan, “Kendini devletten güçlü zannedenler varsa şunu bilsinler ki devlet nasıl teröristlere Tendürek’te Cudi’de, işini bitirdiyse, halde terör estirenlerin işini de en kısa zamanda bitiririz” diye konuştu.

Kaynak: BirGün