Farklı sektörlerden kadınlar anlattı: “Bunun adı kriz değil, çöküş”

Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi’nin çağrısıyla farklı sektörlerden bir araya gelen kadınlar, ekonomik krizin kendilerini nasıl etkilediğini anlattı: “Bizim için artık bunun adı kriz değil, çöküş. Çünkü krizin çözümü var, ama bizim yaşadığımız artık çözülecek bir durum değil, bir çöküş”

Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG), 15 Aralık’ta Mimar Sinan Üniversitesi’nde düzenlediği “Kriz, Kadınlar ve Kadın Emeği Forumu” ndaki sunumları, tartışmaları ve bu tartışmalardan çıkan politika ve örgütlenme önerilerini raporlaştırdı.

Raporda, foruma katılan çeşitli sektörlerden kadın emekçilerin krizden nasıl etkilendiklerine ilişkin anlatımları da yer alıyor. Buna göre, birçok sektörde patronlar krizi fırsata çevirerek kıdemli işçileri işten atıyor ve yerlerine esnek, güvencesiz işçiler getiriyor. Bazı sektörlerde çalışma koşulları her geçen gün kötüleşiyor.

Rapordaki bazı kısımlar şöyle:

Tekstil ve metalde işten çıkarmalar var, ama ‘gönüllü işten çıkma’ diye bir süreç var. Patron bonus teklifiyle işten çıkarmaya teşvik ediyor. Kıdem tazminatları büyük oranda birikmiş işçiler bunlar. Patron kıdem tazminatı ve diğer haklarını veriyor, artı 30 bine kadar bonus veriyor. Kabul ediyor çoğu.

İnşaat sektörünün ofis kısmında krizle birlikte yemek ve yol yardımları kaldırıldı ya da on beş güne düşürüldü, miktarı azaltılıyor. Maaşlar geç ödeniyor. Gönüllü işten çıkarma burada da var. Dönemsel çalışmayı getirmeye başladılar.

Turizm ve inşaat sektörlerinde göçmen işçi sömürüsü ve kayıt dışı çalıştırma artıyor. Ev eksenli çalışan kadınlar açısından ise çalışma koşullarının kötülüğünde ve güvencesizlikte bir değişim olmadığı, ancak burada da göçmen kadın emeği ile Türkiye kadın emeği arasında rekabet yaratılıyor.

Kriz, etkilerini beyaz yakalı kadınlar için de gösteriyor. Patronların daha çok kâr elde etme isteğinin kriz tedbirleriyle birleşmesiyle, beyaz yakalı kadınlar için çalışma koşulları kötüleşiyor ve işsizlik riski artıyor:

Bizim için artık bunun adı kriz değil, çöküş. Çünkü krizin çözümü var, ama bizim yaşadığımız artık çözülecek bir durum değil, bir çöküş, çözümsüz. Kriz nedeniyle kâğıt fiyatlarının artmasını bahane eden yayınevleri sözleşme koşullarını kötüleştirdi. Düşük ücretlerle daha kısa sürede işin bitmesini istiyorlar. Krizle de bağlantılı olarak düşük ücretli sözleşmelerin yapılması ya da ikinci ve üçüncü baskılarda daha düşük teliflerin verilmesi üzerine bir açıklama yapıldı. Bu nedenle kriz, işgücünden başka satacak bir şeyi olmayan bizleri etkiledi, yayınevlerinden ziyade.

Rapora göre, krizden yalnızca ücretli çalışan değil, ücretsiz çalışan kadınlar da etkileniyor. Ev içindeki cinsiyetçi işbölümü nedeniyle ev işleri ve bakım yükü hâlihazırda kadınların omuzundayken, krizle birlikte hane gelirinin düşmesinin uyguladığı baskıyla bu yük artıyor. Hane gelirindeki düşüş gıdadan sağlığa kadar piyasadan karşılanan tüketim ve hizmetlerin giderek daha fazla ev içinde karşılanmasına neden oluyor.

Raporun tamamı için tıklayınız!

Sendika.Org