Ekonomik kriz ve kadın emeğinin katmerli sömürüsü

Erkeklerin işsiz kalma riskinin sadece %1 artması durumunda bile kadınların ev içi ücretsiz zaman kullanımı %5 artış gösteriyor. Mevcut işsizlik oranları ve ekonomik krizin seyriyle birlikte bu baskının daha da artacağı aşikar

Ekonomik krizin sınıf temelli değerlendirmeleri yaygın ve görünür; cinsiyet temelli değerlendirmelerse çok sınırlı ve görünmez kalıyor. Krizin feminist değerlendirmesini yapmaktan kaçındığımızda, kadın emeğinin ücretli ve ücretsiz çalışmadaki yerini tartışmadığımızda, ev içi emeği görünür kılmadığımızda ataerkil kapitalizme karşı mücadeleyi eksik tarifliyoruz. Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi tarafından düzenlenen “Kriz, Kadınlar ve Kadın Emeği Forumu” bu açıdan önemli bir tartışmanın görünür hale gelmesine vesile oldu. Sendikalardan, farklı işkollarından, kadın örgütlerinden kadınların ve bağımsız feministlerin katılımıyla gerçekleşen forumda ücretsiz emek, ücretli emek ve ekonomik kriz feminist bir perspektiften tartışıldı.

Mevcut ekonomik kriz neoliberal-patriyarkanın krizidir. Kadınlar ve Kadın Emeği Forumu Raporu’na geçmeden önce, kriz değerlendirmesine neoliberal sistemin kadın emeği sömürüsüne işaret ederek başlayalım. Neoliberalizmin emeği değersizleştiren bir sistem olarak esnek, güvencesiz, ucuz işgücünü yaygınlaştırması ve sosyal devlet yapısını tasfiye ederek kamusal hizmetlerin özelleştirilmesini temel alan yapısı, kadın emeğinin çifte sömürüsünü gerektirir. Kadın emeğinin hem ücretli ve hem ücretsiz çalışma alanlarındaki sömürüsü, bu ekonomik sistemin devamı açısından elzemdir. Özelleştirilen kamusal hizmetler, kadınların ücretsiz olarak gerçekleştirdiği ev içi emek ve bakım emeği ile ikame edilir. Ücretli çalışan kadınların emeği neoliberalizmin yarattığı esnek, güvencesiz, ucuz çalışma koşullarında sömürülür. Ekonomik krizle birlikte bu çifte sömürü derinleşir. Cinsiyete dayalı işbölümüne de bağlı olarak krizler her halükarda kadınlar aleyhine sonuçlar doğurur.

Türkiye kadınların istihdama katılım oranlarının en düşük olduğu ülkelerden biri. Rapor kırsal alanda kadınların çoğunlukla ücretsiz aile işçisi olarak çalıştığına, kentlerde kadın istihdamının arttığına fakat bunun da esasen “kadın işi” olarak görülen mesleklerde olduğuna işaret ediyor. Hizmet sektörü kadınların en fazla istihdam edildiği alan. İşgücü piyasası tıpkı ev işi gibi cinsiyete göre bölünüyor. Raporda belirtilen verilere göre 11 milyondan fazla kadın, ev ve bakım işleri nedeniyle çalışma hayatına katılamıyor. İş yaşamından çekilenler büyük oranda 25-34 yaş grubundaki genç kadınlar. Raporda da vurgulandığı gibi ev içi ücretsiz emek ve bakım emeği meselenin merkezinde yer alıyor.

Saray’ın yapmadığı tasarrufu kadınlar yapıyor

Rapordaki veriler ve değerlendirmeler ışığında ekonomik krizin ücretsiz ev içi emek ve bakım emeğine yönelik etkileri üzerine durmak istiyorum. Yüksek enflasyon alım gücünü düşürerek hane tüketimini etkiliyor. Bu bağlamda ücretli çalışmanın yanı sıra ücretsiz çalışmaya yüzümüzü çevirmemizi söyleyen rapor, sabit gelirlilerin refah kaybının, hane içi harcamaların düşmesi anlamına geldiğini, bunun da ücretsiz ev içi emek üzerindeki baskıyı arttırdığını vurguluyor. Ücretli çalışanlar açısından doğrudan işten çıkarma yahut ücret düşüşü yaşanmasa dahi hane içerisindeki gelirler daraldı. Temel ihtiyaç ve hizmetler pahalılaştığından, ev içi alternatiflere yöneliniyor.

Yani kadınlar elektrikten suya, yiyecekten giyeceğe, çocuğun kırtasiye masrafına kadar tasarruf edebilmenin yollarını arıyor. Araştırmalar 2001 krizinde hane içerisinde konserve vb. yapımının arttığını gösteriyor. Pazarlardaki yüksek fiyatlarla birlikte kadınların gündemi neyin nerede daha ucuz olduğu oluyor. Kadınlar öncelikle kendi harcamalarından kısıyor. Yoksullaşma arttıkça kadınların dışarıda geçirdiği zaman azalıyor, hane içerisinde geçirdiği zaman artıyor. Tüm bunları gerçekleştirmek adına sarf edilen duygusal emek kadınların sosyal ve psikolojik yaşamını derinden etkileyecek şekilde artıyor. Kadının ev içerisindeki görünmeyen, ücretsiz, güvencesiz emeği pahalılıkla orantılı artış gösteriyor.

İşsizlik cinsiyet eşitsizliğini derinleştiriyor

Raporda krizin kadın işsizliğine yönelik etkileri değerlendirilirken iki ihtimale yer veriliyor. Kadınların kolay vazgeçilebilir pozisyonlarda çalışması, erkeklerden daha kısa işte kalma sürelerine sahip olmaları gerçeği kadınların işten çıkarılmasını daha olası kılıyor. Diğer bir olasılık patronların maliyeti kısmak için ucuz ve esnek işgücü talebiyle kadınları tercih etmesi.

2018 yılı istihdam verilerine bakıldığında çalışan sayısında en fazla azalmanın yaşandığı işkollarının erkek yoğun olduğunu görebiliyoruz. %30 oranıyla inşaat işkolu başta olmak üzere % 15,5 ile konaklama ile madencilik ve taş ocakları ve %11,09 ile avcılık, balıkçılık, tarım ve ormancılık, yoğun istihdam kaybının yaşandığı iş kolları.

Raporda vurgulandığı gibi ücretli çalışma üzerinde artan baskı, ücretsiz çalışma üzerindeki baskıyı da doğrudan artırıyor. 2008-2009 krizinin ücretli ve ücretsiz çalışma zamanı üzerindeki etkilerini inceleyen bir çalışma, erkeklerin işsiz kalma riskinin sadece %1 artması durumunda bile kadınların ev içi ücretsiz zaman kullanımının %5 arttığını gösteriyor. Mevcut işsizlik oranları ve ekonomik krizin seyriyle birlikte bu baskının daha da artacağı aşikar.

Patriyarkanın, rejimin, sermayenin krizi

Krizin toplum üzerindeki psikolojik baskısı, erkekler üzerindeki (işten çıkarılma, ucuza ve kötü koşullarda çalıştırma vb.) iktidar sarsıcı etkisi ve derinleşen cinsiyet eşitsizliği sebebiyle erkek şiddeti çeşitli biçimlerde artıyor. Erkeklik krizini soğurmak için rejimin cezasızlık ve meşrulaştırma temelli kadına yönelik şiddet politikaları derinleşiyor. Bu krizle birlikte muhafazakar ve aile temelli-erkeği güçlendiren politikalar yoğunlaşıyor.

Krizler, çelişkilerin daha da görünür hale geldiği dönemlerdir. Sermayenin krizini aşabilmesi için ihtiyaç duyduğu kadın emeği sömürüsü, rejimin krizini aşabilmesi için ihtiyaç duyduğu aile politikaları ve patriyarkanın krizini aşabilmesi için ihtiyaç duyduğu erkek şiddeti böylesi görünür hale gelirken mücadele olanakları da açığa çıkıyor. Ekonomik krize karşı verilecek hiçbir mücadele kadın emeğinin, bedenin, özgürlüğünün savunusunu içermeden başarılı olamayacak.