Bir ‘kara delik’ öyküsü: 3. havalimanı battı, şirketler paçayı kurtardı, fatura halka kaldı

Ortaklar 3. havalimanından birer birer kaçma eğiliminde. Neden mi? Çünkü ödenemez haldeki borcu THY’ye yıkma olanağı var. Üstelik projenin önümüzdeki 50 yıl zararını gideremeyeceği de aşikar. Halbuki havalimanının çevresindeki kupon araziler çok daha çekici. Bahadır Özgür, 3. havalimanının nasıl battığını tane tane yazdı

3. havalimanında hisselerini satan Kolin İnşaat’ın ardından iki şirketin daha İGA’dan çekileceği iddia edildi. Çekilme iddialarıyla birlikte 6 milyar avroluk borcun THY’nin üzerindeki kalma olasılığı biraz daha arttı. Gazete Duvar’dan Bahadır Özgür, 3. havalimanının adım adım batışını köşesine taşıdı.

Özgür yazısına özet niteliğinde bir girişle başladı:

Hiç uzatmadan söyleyelim: 3. havalimanı henüz tam faaliyete geçmeden battı. Milyarlarca avroluk faturası da vatandaşa kaldı. Köprüde havalimanında oy pusulası geçmediğine göre, her kuruşunu ‘mega projelerin’ üzerinde erik dalı oynayanlarla oynamayanlar beraberce ödeyecekler.

Projenin ilk fazı: Hazine garantili borçlar

Kara deliğin öyküsü şöyle başladı:

  • Havalimanını yapan ve 25 yıl işletme hakkını alan İGA’nın %20’şer paya sahip beş ortağı vardı: Kolin, Limak, Kalyon, Cengiz, MNG. İhaleyi 3 Mayıs 2013’te KDV hariç 22 milyar 150 milyon avroya aldılar.
  • İktidar şirketlere ağır Hazine garantileri sağladı. İlk 13 yıl için 6,3 milyar avro garantisi verildi. Garanti tutarı yolcu başına dış hatta 20 avro, dış hattan gelip dış hata gidenler için 5 avro ve iç hattan gelip dış hatta gidenler için 3 avro üzerinden hesaplandı. Bu, 90 milyon yolcu garantisi demekti. Sayı tutturulamadığında üzerini devlet ödeyecekti.
  • Ne var ki şirketlerin projeyi kendi kaynaklarından tamamlaması olanaksızdı. Hazine yine devreye girdi. Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıfbank’tan 3,4 milyar avro, Denizbank’tan 500 milyon avro, Garanti Bankası ve Finansbank’tan 300’er milyon avro olmak üzere toplam 4,5 milyar avro borç alındı. Borç 16 yıl vadeliydi ve ilk dört yılı ödemesizdi.
  • Gel gör ki şirketlere bu borç da yetmedi. Mayıs 2018’de Hazine garantisi altında 1,4 milyar avro daha borç çıkıldı. Böylece toplam borç 6 milyar avro oldu.

Kaçanın yerine THY

Projenin ikinci fazında ise şu gelişmeler oldu:

  • THY, 15 Kasım 2017’de “THY Havaalanı Gayrimenkul Yatırım ve İşletme Anonim” adlı bir şirket kurdu. Şirket kurulur kurulmaz tek yetkilinin Tayyip Erdoğan olduğu Varlık Fonu’na devredildi. Zaten THY’nin %49,12’lik hissesi de Şubat 2017’de Varlık Fonu’nda devredilmişti.
  • Kolin, 9 Ocak 2019 günü elindeki %20’lik hisseyi Kalyon’a devrettiğini açıkladı. Böylece Kalyon’un payı %40 oldu. Geçtiğimiz hafta ise iki şirketin daha ortaklıktan çekileceği iddiası kulislere yansıdı. Haliyle, henüz tam faaliyete geçmemiş ve kağıt üzerinde olağanüstü kârlı görünen havalimanından bu kaçışlar şüphe uyandırdı.
  • Ertesi gün, 10 Ocak’ta Habertürk’ün havacılık konusunda uzman sayılan yazarlarından Güntay Şimşek, şirketlerin 6 milyar avroluk kredinin faizini dahi ödeyemez durumda olduğunu, bu nedenle THY’nin ortaklığa dahil olmasının, nihayetinde Kalyon’un %60, THY’nin de %40 hisseye sahip olmasının düşünüldüğünü aktardı. Bu, THY’nin hisselerle 6 milyar avroluk borçları da üstlenmesi demekti.
  • Sadece bu da değil; THY’nin inşaatın bitmesi için gerekli 4,5 milyar avroluk yatırımı üstlenmesi de planlandı.

Havalimanında kâr, 2043’ten önce olanaksız, 2071’e kadar yolu var

Havalimanının beş dev şirket ile onlarca taşeronu zengin etmenin yanında etrafındaki arazilerle birlikte yeni bir rant alanı yaratmaktan öte bir anlam taşımadığını söyleyen Bahadır Özgür, 2071’e kadar işletmesini kim üstlenirse üstlensin kâr etmeyeceğinin bilindiğini de belirtti ve şöyle devam etti:

  • Resmi planda havalimanının ilk aşamada 90 milyon, ikinci aşamada 120 milyon ve üçüncü aşamada 150 milyon kapasiteye ulaşacağı varsayılıyor.
  • Oysa BETAM’ın nüfus artış hızı, bilet fiyatları ve ekonomik büyüme performansı dikkate alınarak oluşturduğu iki senaryoya göre;
    1. Büyüme 2013-2019 dönemi için %5, 2020-2030 dönemi için %4 ve 2031-2043 dönemi için %2 kabul edildiğinde; yolcu sayısı 2019’da 80 milyon, 2020’lerin ikinci yarısında 120 milyon, 2030’larda 150 milyon olarak tahmin ediliyor.
    2. Büyüme 2013-2019 dönemi için %4, 2020-2030 dönemi için %3 ve 2031-2043 dönemi için %1,5 kabul edildiğinde; 90 milyon yolcu sayısına 2020’lerin ikinci yarısında, 120 milyon yolcu sayısına ise ancak 2050’lerde ulaşılıyor.
  • Her iki senaryoda da havalimanının kredi borcunun ödeneceği 2019-2030 döneminde zarar ediliyor. İyimser senaryoya göre 5,7 milyar lira zarar oluşurken, bu zarar ancak 2043’te kapatılabiliyor. Yani havalimanını kim işletirse işletsin 2043’ten önce bir kâr olmayacağı kesin.
  • Üstelik bu senaryolar içinden geçtiğimiz ekonomik krizi hesaba katmıyor. Ekonominin küçülme eğilimi hesaba katıldığında zarar katlanıyor ve kâr takvimi bırakın 2043’ü, 2071’e kadar uzanıyor.

Şirketler yolunu bulmuş gibi: Binlerce hektar neyin işareti?

“Peki şirketler, iktidar bunu bilmiyor muydu? Elbette biliyordu” diyen Özgür, ne yapıldığı sorusuna ise bir hesap ve bir soruyla yanıt verdi:

  • 45 milyon yolcu kapasiteli Atatürk Havalimanı, 1178 hektar.
  • 100 milyon yolcu kapasiteli Atlanta Havalimanı, 1625 hektar.
  • 150 milyon yolcu kapasiteli 3. havalimanı için gereken alan 3500 hektar.
  • Ama 3. havalimanı için ayrılan alan 7400 hektar!

Peki kalan 3900 hektar ve çevresindeki binlerce hektar ne olacak? O arazilerin ortakları kimler?

Yazının tamamı için tıklayın.

Sendika.Org