24 maddede Venezuela’da yaşananlar: İki ihtimalli maç – Ulus Atayurt (1+1 Forum)

Nasıl oldu da “Chavez devrimi” Maduro batağına saplandı? Bundan sonra neler olabilir? Hangi sınıflar ne tür ittifaklara ve hamlelere eğilimli? 24 maddede içsavaşın eşiğindeki Venezuela…

 1- Venezuela’daki bıçak sırtı siyasi tabloyu 3 Şubat’ta açıklanan bir kamuoyu araştırması özetliyor. Venezuela halkının yüzde 33’ü kendisini Chavista, yüzde 19’u ise muhalefet olarak tanımlıyor. Yüzde 48’i ise herhangi bir tarafa dahil olmadığını söylüyor.

2- Venezuela halkı açısından şu anki durum vahim. GSYMH’nın en az yüzde 17 dolayında küçüldüğü tahmin ediliyor. Halkın alım gücü giderek düşüyor. Emeklik maaşı 9,6 dolar seviyesine düşen emekli öğretmen Juan Carlos Guevara bu parayla ancak dört kilo peynir alabildiğini söylüyor. Guevara’nın eşi Glenda dahil 15 akrabası iş aramak için ülkeyi terk etti. İyimser tahminler bile 2014-2018 arasında iki milyon Venezuela vatandaşının ülke dışına göç ettiğini söylüyor. 2014’te, petrol fiyatlarının düşmesiyle hızla azalan ülke gelirleri büyük bir gıda krizine neden oldu. Üç Venezuela üniversitesinin yaptığı araştırmaya göre, sadece 2016 yılı içinde yoksul mahallelerde yetişkinler ortalama 8 kilo kaybetti.

3- Muhalefet sözcülüğünü yapan Voluntad Popular’ın liderlerinden Juan Guaidó 20 Ocakta kendisini başkan ilan etti. Venezuela’da 1998’den, Chavez’in ilk başkan seçilmesinden bu yana, orta sınıflardan ve kadim yüksek burjuvaziden oluşan güçlü bir muhalefet vardı. Chavez 1998’den itibaren girdiği dört seçimde sırasıyla yüzde 56, 59.8, 62.8 ve 59. 8 oy aldı. Ölümünün ardından, 2013’te yapılan seçimlerde, halefi Maduro yüzde 50,6 oyla başkan seçildi. Tüm bu süre boyunca muhalefet, büyük burjuvazinin destek verdiği paramiliter grupların da katıldığı kalkışmalardan geri durmadı. 2001 patronlar grevi darbe girişimine dönüştü. Guaido’nun da liderlerinden olduğu 2007 ve 2014 olaylarında onlarca Chavista katledildi. 2014 petrol krizinden sonra başlayan vahim ekonomik tabloyla beraber orta sınıflar, hatta Chavista’lar protestolaradaha çok katılmaya başladı.

4- Voluntad Popular, 2013 başkanlık seçimlerinden beri seçimlerde yolsuzluk yapıldığını iddia ediyor. Oysa oyların iki kere açık sayıldığı Venezuela seçim sistemi oldukça sağlıklı. Sıkı bir devrim karşıtı olan eski İspanya başbakanı Zapatero, Mayıs 2018 başkanlık seçimlerindeki yüzlerce bağımsız gözlemciden biriydi. 2015 meclis seçimlerinde muhalefet meclisin üçte ikisini ele geçirdi. O günden bu yana Maduro hükümetinin uygulamalarıyla ile meclis kararları arasında büyük çelişkiler yaşanıyor. 1999 anayasası, katılımcı bir şekilde, toplumun büyük kesimlerini kapsayan bir Anayasa Meclisi tarafından yapılmıştı. Maduro 2018 yılında yapılan seçimle 1999’ta kurulandan daha az katılımlı bir Anayasa Meclisi kurdu. An itibarıyla anayasa meclisi atıl.

5- PSUV, 2007’de, Chavez’in isteğiyle, 24 partinin ve yüzlerce sol örgütün bir araya gelmesiyle kuruldu. Chavez partiyi yeni anayasada yer alan katılımcı demokrasiye aracı olacak, komünler ve devlet arasındaki iletişimi hızlandıracak bir kurum olarak tahayyül etti. Ancak PSUV hızla bir parti-devlete dönüştü. Partinin ileri gelenleri petrol yolsuzluklarına ve kaçakçılık kaynaklı ranta bulaştı.

6- Maduro ve PSUV (Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi) ileri gelenleri ülke ekonomisini hızla neoliberal politikalara yönlendirmek istiyor. 2014’te, Maduro büyük burjuvazinin sözcüsü, ülkenin en büyük kapitalistlerinden, ulusötesi Polar grubunun patronu Lorenzo Mendoza ile ekonomik meselelerde ortak bir zemin yaratmak için görüştü. Yirmi senelik Chavismo iktidarı boyunca serveti göğermeye devam eden büyük burjuvazi, Venezuela’nın Arjantin’de 2015’ten bu yana neoliberal politikaları hızla yeniden tesis eden Maurico Macri gibi bir başkana ihtiyaç duyduğunu dile getiriyor.

7- Maduro yabancı şirketleri ülkenin özelleştirilen doğal kaynaklarına talip olmaları için Venezuela’ya dönmeye çağırıyor. Chavez döneminde Kanadalı dev altın şirketi Barrick’in madenleri kamulaştırılmıştı. Maduro kamulaştırma sırasında şirket tarafından talep edilen ancak Chavez hükümeti tarafından reddedilen milyonlarca dolarlık tazminatı ödemeyi taahhüt ettiği gibi, şirkete 10 yıl vergi muafiyeti ve altyapı yardımı öneriyor.

8- Maduro’nun hedeflerinden biri mineraller, doğalgaz ve petrol açısından zengin, ülke topraklarının yüzde 12’sine tekabül eden Amazon bölgesi Arco Minero’yu yabancı sermayeye açmak. Chavez hem çevresel nedenlerden hem de bölgede yaşayan yerli halkların haklarını koruma adına bölgeye yatırımları engelliyordu. Şimdilerde Rusya ve Çin’inkiler dahil, ulusötesi şirketlerle görüşmeler devam ediyor. Pazarlık masasında Kongo’daki koltan madenlerinde köle işçi çalıştıran Afridiam gibi şirketler de var. Ülkedeki paylaşım savaşları açısından ilginç bir nokta da 2015’de meclis çoğunluğunu elde eden sağ muhalefetin Arco Minero projesini veto etmesi. Proje meclis tarafından veto edilince Maduro Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerini askıya aldı. Ancak Chavezci başsavcı Luisa Ortega Diaz, Arco Minero projesini 2017 yılında engelledi.

9- Devlete hâkim iki grup, Birleşik Sosyalist Parti ve ordu, büyük burjuvazi tarafından fonlanan, bir kısmı Kolombiya’dan gelen paramiliter gruplara karşı savaş vermekle kalmıyor, aynı zamanda vahim ekonomik kriz nedeniyle sokağa çıkan Chavista gruplara da baskı uyguluyor. Chavez’in doğduğu kasaba Sabaneta’da Chavista grupların gösterileri engelleniyor.

10- Kabinenin ve eyalet valilerinin yarısı ordu mensubu; ordu ekonomik paylaşımda büyük söz sahibi. Maduro’nun özelleştirme planları ancak ordu izin verdiği ölçüde işlerlik kazanıyor. Arco Minero özelleştirmesine şimdilik izin vermiyorlar. Geçtiğimiz haziranda hükümet binalarına yapılan helikopter saldırılarını düzenleyen, eski istihbara servisi görevlisi Oscar Pérez, Maduro’nun azlettiği, ordu fraksiyonundan içişleri bakanı Miguel Rodríguez Torres’in sağ koluydu. Torres aynı zamanda devleti ele geçirmeye çalışan Chavista fraksiyonlardan birini de temsil ediyor.

11- 20 Ocak’ta kendisini başkan ilan eden Juan Guiado’yu hararetle destekleyen büyük burjuvazi, ilaç, medya, perakende, altın ve hazır gıda sektörlerini kontrol etmeye devam ediyor. “Patronlar fraksiyonu” olarak adlandırılan bu grup kur politikası kaynaklı ithalat kazançlarını İspanya’da emlâk sektörüne de aktarıyor.

12- 2017’den beri uygulanan ABD ambargosunun ekonomiyi zora soktuğu bir vakıa, ancak üretimin örgütlenememesi baştan beri devasa bir yapısal sorun olarak ortada duruyor. 2000’lerin başından bu yana, petrolün dış ticaretteki payı yüzde 67’den yüzde 95’e fırladı. Çoğunluğu ordu ve PSUV eliyle yapılan bürokratik hırsızlık ayyuka çıktı. Eski ekonomi bakanı Jorge Giordani, devlet kasasından yapılan 500 milyar dolarlık soygunu ifşa etti. Yerel para birimi Bolivar Fuerte’nin suni şekilde değerli tutulması büyük burjuvazi, PSUV ve ordu fraksiyonlarının müşterek katıldığı ithal ürün pazarını yarattı. Silahlı grupların da sözcülüğünü yapan muhalif Chavista düşünür Roland Denis, PSUV ve Maduro’nun hiper-enflasyonu öngördüklerini ancak ticari mafya ağlarının oyuncağı haline gelmeyi tercih ettiklerini söylüyor.

13- Chavez döneminde üretim ilişkilerinde dönüşüm gerçekleştirilemedi. 2001-2002’de ülkeyi iç savaşın eşiğine getiren patronlar grevi sırasında işçiler tarafından işgal edilen bazı fabrikalar işçilerin denetiminde kamulaştırıldı. Müteakip yıllarda bazı kamu fabrikaları işçilerin denetiminde ıslah edildi. Ancak 2002-2014 arasında bu türden fabrikaların sayısı ancak yüzü bulabildi.

14- Chavez, Bolivarcı devrimin itici gücü olarak beş strateji belirlemişti: Devleti dönüştürmek adına yürütmenin yetkilerinin artırılması, katılımcı anayasa reformu, okuryazarlık oranını yüzde 97.2’ye çıkaran eğitim reformu, PSUV’un da önemli bir rol oynayacağı “yeni iktidar geometrisi” ve demokrasiyi tabana yayacak komün konseylerinin kuruluşu. Chavez ölmeden hemen önce hazırladığı 2013-2019 planında devleti dönüştürmeyi başaramadıklarını teslim etti. Komün konseylerinin Bolivarcı devrimin en büyük kazancı olduğunu söyledi.

15- Komün konseylerine yetki ve bütçe devri sağlayan yasa 2006’da çıktı. Konseylerin kuruluşu fiiliyatta 2004’te başladı. Ülke çapında yaklaşık 50 bin komün konseyi bulunuyor. Kentlerde 200-400, kırsal alanda ise 10-30 kadar aileden oluşan konseylere, sadece 2004-2007 arasında, komün bankaları aracılığıyla, eğitim, sağlık ve iletişim alanında kullanılmak üzere 5 milyar dolar aktarıldı. Konseylerin halen üçte biri aktif. Birçoğu kolektifler diye adlandırılan silahlı milis gücü barındırıyor.

16- Komün konseylerinde üretimin örgütlenmesi yavaş ilerledi. Kurulan fabrika ve atölyelerin çoğu planlama ve bilgi yoksunluğundan kapandı. İstisnai örnekler mevcut. Bunlardan biri 23 de Enero mahallesinin ekonomik örgütlenmesi. Mahallenin El Panal (Arıkovanı) isimli komün konseyi 15 komünün bir araya gelmesiyle oluştu. Yaklaşık 1200 aileyi ve 16 bin kişiyi temsil ediyor. Konseyin çekirdeğini polise ve mafyaya karşı başarılı bir mücadele vermiş Alexis Vive Kolektifi oluşturuyor. Mahallede konsey denetiminde fırınlar, lokantalar, paketleme atölyeleri, süpermarketler bulunuyor. Küçük arıkovanları adıyla kırsalda üretim merkezleri kurdular. Böylece mahallenin ihtiyaç duyduğu süt, fasulye, mısır ve şeker gibi ürünleri tedarik ediyorlar.

17- İlerici Chavista komünleri devlet bütçesiyle üretim ağları kurmayı klientelist ilişkiler yaratacağı için sakıncalı buldu. Pio Tamayo komün konseyi devrimci La Antena mahallesinin 15 komününün bir araya gelmesiyle kuruldu. Sanayi bölgesinde bulunmasına rağmen 2013’e kadar üretimde örgütlenmedi. Konsey aynı yıl Brezilyalı Brahma Bira Şirketi’nin bölgedeki fabrikasını kapatma kararı almasının ardından fabrikanın 300 işçisiyle beraber hareket etme kararı aldı. Kurulan EPESDC İşçi Birliği, 2018 itibarıyla tam mânâsıyla üretime geçmiş değildi. Amaç bir hayvan besi çiftliği kurmak. Petrol krizi öncesinde petrol gelirleri ve kur kaynaklı ürün ithalatı ucuz emtia fiyatları yarattığı için işçi denetimindeki fabrikaların adil ücret dağıtmasını imkânsız hale geldi

18- ABD, Fransa, İspanya, İngiltere, İsrail ve Lima Grubu ülkelerinin çoğunun Guiado’ya tam destek verdiği şu günlerde komün konseyleri içindeki silahlı grupların, devrimci kolektiflerin olası bir içsavaş sırasında asimetrik mücadele kabiliyetleri merak konusu. Maduro örgütleri denetim altına almak için 2013’te bir silahsızlanma yasası çıkardı. Yasaya karşı çıkan Marea Socialsita gibi sol partileri “ultra-sol” diye nitelendirdi. Ulusal televizyonda yasayı kıyasıya eleştiren ve “devrime ihanet” olarak tanımlayan sosyalist muhabir ve yorumcular işlerini kaybetti.

19- 2014 Ekim’inde özel polis gücü CICPC’in Quinta Crespo mahallesinin 5 Mart Devrimci Kolektifi’ne düzenlediği saldırı sırasında silahlı çatışmalar saatlerce sürdü. Kolektif’ten beş kişi öldürüldü. Akabinde Caracas’ta Roland Denis’in çağrısıyla toplanan yüz kadar kolektif saldırıda Maduro’nun rolü üzerinde mutabakata varamadı. Ancak şu anda bazı kolektifler gerek hükümete gerekse muhalefete karşı birleşiyor.

20- Uruguay ve Meksika’nın muhalefet ve hükümet arasında diyalog masası kurulması çağrısı karşılık bulmadı. Guaido’yu destekleyen blok ekonomik yaptırımları artırıp Maduro hükümetini olası bir seçimde ya da darbede zayıflatmak istiyor. Venezuela 2017’den beri uluslararası sermaye pazarından büyük ölçüde dışlanmış durumda. Hükümet ABD ve İngiltere gibi ülkelerdeki varlıklarını ve altın stoklarını talep etmesine rağmen “gayrımeşru olduğu” gerekçesiyle geri alamıyor.

21- Olası ABD müdahalesi korkunç sonuçlar doğuracak bir içsavaşı tetiklemeye aday. Reagan-George W. Bush döneminin azılı neocon’u, Guatemala, El Salvador ve Nikaragua’da gerçekleşen bir dizi katliamın arkasındaki karanlık adam Elliot Abrahams’ın Beyaz Saray’ın Venezuela temsilcisi seçilmesi şaşırtıcı değil. ABD’nin, Venezuela bağlamında, 1968’den itibaren altı Latin Amerika ülkesinde darbeler örgütleyen Condor Operasyonu benzeri bir süreç işletmek istediği aşikâr. Olası bir müdahale ve Guaido başkanlığı Chavista tabanında çok sayıda insanın katledilmesinin yolunu açacaktır. Ancak bu sefer işin içinde Rusya ve Çin de var.

22- Eğer Maduro neoliberal politikalara eğilimli, içinde ciddi oranda Chavista fraksiyon bulunsa da ordu ekonomide pay sahibi olmaya istekli ve büyük burjuvazi de özelleştirmelere hevesli ise, ortada dönen iktidar mücadelesinin anlamı nedir? Örneğin, ABD Arco Minero’dan başlayarak niye tedrici bir neoliberalizme rıza göstermiyor? Çünkü Avrupa, Rusya ve Çin şirketleri de Arc Minero’nun doğalgazı, petrolü ve mineralleri için sırada bekliyor, Maduro onlarla da pazarlık masasına oturuyor. Venezuela’da olup bitenler bir ölçüde Suriye’deki vekalet savaşlarına benziyor.

23- Post-kapitalist üretim ve pazar ilişkileri, katılımcı ekonomi üzerine çalışmalarıyla tanınan iktisatçı Michael Albert komün konseylerini ziyaret ettiği uzun bir Venezuela seyahatinin ardından 2008 yılında ülkenin ve komün konseylerinin geleceği ile ilgili şu muhtemel senaryoları dile getirmişti: “Dışardan destek alan muhalefet yeni bir topluma dair projeyi durma noktasına getirip kapitalizmi yeniden ayağa kaldırabilir. Bu komün konseylerinin sonu anlamına gelecektir. İkincisi, proje iç sebepler yüzünden raydan çıkabilir, sınıfsız ve eşitlikçi bir toplum yerine bürokratik iktisat sınıfının baskın olduğu bir parti devleti ortaya çıkabilir… O zaman komün konseyleri, elitlerin gözetim edevatı haline gelir. Üçüncüsü, proje murad ettiği hedeflere ulaşır, özyönetime dayalı, sınıfsız, yüksek seviyede katılımcı yeni bir toplum meydana çıkar. O takdirde komün konseyleri yeni bir siyasi örgütlenmeye dönüşür.” Venezuela’da olup bitenler Albert’in ilk iki senaryosunun bir bileşenini çağrıştırıyor.

24- Son söz uzun yıllar Caracas’taki halk ayaklanmaları ve örgütlenmelerinde yer aldıktan sonra kırsalda komün hayatına geçen José Roberto Duque’den: “Komün fikri aklımıza geldiğinde ilk sormamız gerek soru finansal kaynaklar olmalı… Hükümetin dağıttığı paralar yeni bir toplum kurmak için yeterli bir harç değil.”

Kaynak: 1+1 Forum