Torba kanunla krizde ilk kurtarılacaklar belirlendi

TBMM’de görüşülen torba yasa teklifi ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun değiştirilerek ihale edilmiş sözleşmelerin feshedilip tasfiyesinin önü açılıyor. Üstelik sözleşmesi feshedilen müteahhidin teminatı geri verilecek, kayıplar ise devlet bütçesinden karşılanacak

Çiğdem Toker, TBMM’de görüşmeleri süren torba kanunu Sözcü’deki yazısında değerlendirdi. Toker, torba yasa değişikliği ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun değiştirilerek “Sözleşmelerin tasfiyesi veya devri” başlıklı bir maddenin eklendiğini duyurdu. değişikliğe göre inşaat firmaları veya müteahhitler ihale edilmiş sözleşmeyi feshedilip tasfiye ve devir edebilecek. Üstelik sözleşmesi feshedilen müteahhidin teminatı geri verilecek. Yapılacak fesih ve devredilecek sözleşmelerden de damga vergisi alınmayacak. Kayıplar ise devlet bütçesinden karşılanacak.

“İşi bitiremeyen firma hiçbir sorumluluk, zahmet, ceza yaptırımı altına girmeden işi bırakıp çıkacak” diyen Toker’in yazısının tamamı şöyle:

Emekliler olacak değil ya, tabii ki müteahhitler.

Eski devlet dairelerinde üstünde “Yangında ilk kurtarılacak” yazılı kağıtların bulunduğu  çekmeceler misali, Türk müteahhitler de -inkar edilen- krizde ilk kurtarılacak kesim olarak seçildiler bile.
İnanmayan, TBMM’de görüşmeleri süren son “torba kanun”a bakabilir.

Daha doğrusu “torba kanun”a eklenen tasfiye/devir maddesinin kaleme alınma biçimindeki keyfiliği görebilir.

İktidarca yapılmamış bir kanunun geçme şansının sıfır olduğu TBMM, şimdi Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nu değiştiriyor. Son torba kanuna eklenen geçici maddenin başlığı şöyle:

“Sözleşmelerin tasfiyesi veya devri”

Yeni düzenleme, Kamu İhale Yasası’na göre ihale edilmiş (her türlü istisnalar dahil) sözleşmenin feshedilip tasfiyesi ve devir yolunu açıyor.

“Ne var bunda?” diyebilirsiniz. Öyle ya, taahhüt sektörü inşaat maliyetlerinin tırmanması nedeniyle zaten uzun süredir bir tasfiye düzenlemesi bekliyordu.

“Ama bu kadar ferahfeza ve keyfi olabileceği bir düzenleme beklenmiyordu”diye yazacağım; bu kez de “Ne var bunda şaşıracak?” diyeceksiniz, ki haksız sayılmazsınız.

Sırf kârı kasaya erken girsin, yerel seçim öncesi bol bol dağıtıp kaybetme riskini ortadan kaldırmak adına Merkez Bankası Genel Kurulu’nu dahi öne çeken bir iktidardan bahsediyoruz. Yine de anlatalım:

60 gün içinde

Örneğin; pazarlık usulüyle yapılmış bir duble yol, bir metro, ya da tünel.

Devletten ihalesini alıp başladığı bir projeyi, demir, çimento çelik fiyatlarındaki artış sebebiyle durduran, işçiye maaş ödeyemeyen bir müteahhit.

(Bir kısmını iyi biliyoruz) yasa yürürlüğe girdiği günden itibaren 60 gün içinde başvurusunu yapacak. (Yine bir yerel seçim takvimi işletiliyor fark edeceğiniz gibi.)

İşte böyle bir başvru yapan müteahhit için, ihalenin ilk zamanındaki koşullar yeterli olacak. Devir veya fesihten kaynaklanan kısıtlama yaptırımı uygulanmayacak. Bitmedi; işi birden fazla ortak yapıyorsa, ihalenin ilk zamanındaki yeterlilik koşulları aranmayacak.

Üstelik bir de “hediyesi” var: Sözleşmesi feshedilen müteahhidin teminatı geri verilecek. Yapılacak fesih ve devredilecek sözleşmelerden de damga vergisi alınmayacak.

Hizmet aksamasın diyeymiş

Ne kadar kolay değil mi?

İşi bitiremeyen firma hiçbir sorumluluk, zahmet, ceza yaptırımı altına girmeden işi bırakıp çıkacak. O ihaleye vaktiyle girip gerekli indirimi yapamayan elenen, kaybeden firmaların hakları yok sayılacak.

Denizli Milletvekili Kazım Arslan, iktidarın kriz maliyetini inşaat ve taahhüt sektöründen bu yöntemle devraldığını ve yandaş şirket sırtından alınacak kriz maliyetinin yine vatandaşa fatura edileceğini söylüyor.

Üstelik madde gerekçesine baktığınızda iyiden iyiye kendinizle alay edildiği hissine kapılmamanız imkansız. Zira madde gerekçesinde bu keyfiliğe gerekçe olarak kamu hizmetinin aksamaması gösteriliyor. Sanki kayıplar yine devlet bütçesinden karşılanmayacak gibi.

İyi de ülkede kriz yoksa bu bu sözleşmelere niye fesih imkanı tanıyorsunuz? Hobi olsun diye mi?

Ya inşaat maliyetleri? Tasfiyeye gerekçe olarak yazılan inşaat maliyetlerindeki artışın sorumlusu kim?

Yoksa inşaat maliyetlerini de mi dış güçler artırdı?

Soruların cevabı malum.

Malum olan bir başka şey de, iktidarın yerel seçimde kaybetmemek için yapacaklarının faturasının her geçen gün kabardığı.

Kaynak: Sözcü

WP-Backgrounds by InoPlugs Web Design and Juwelier Schönmann