Ekolojik bir yerel yönetim için çağrı

Ekoloji Birliği yerel seçimlerle ilgili açıklama yaparak “Bizler, halktan, emekten, doğadan yana, tüm canlıları gözeten, ekolojik bir yerel yöneticilik anlayışından yanayız ve ülkemizin böyle bir anlayışla yönetilmesini istiyoruz” dedi

Ekoloji Birliği yerel seçimlerle ilgili “Bizler, halktan, emekten, doğadan yana, tüm canlıları gözeten, ekolojik bir yerel yöneticilik anlayışından yanayız ve ülkemizin böyle bir anlayışla yönetilmesini istiyoruz” açıklamasıyla çevre-ekoloji duyarlılığı olan adayları destekleyeceklerini duyurdu.

Ekoloji Birliği’nin açıklaması şöyle:

Ülkemizde 31 Mart 2019 tarihinde yerel seçimler yapılacak. Siyasi partiler adaylarının büyük bir bölümünü belirledi. Şimdi adaylar kıyasıya yarışa girecek. Tüm adaylar programlarını açıklayacak. Ülkemizde bugüne kadar sermayeden yana uygulanan politikalar nedeniyle doğal ve kültürel varlıklar talan edildi ve rant aracı haline getirildi. Kentler betonlaştırıldı, kentsel dönüşüm adı altında yağmalandı. Havamız, suyumuz, toprağımız metalaştırıldı, ticarileştirildi. Tarım çökertildi ve gıda egemenliği şirketlerin eline geçti. Kır-kent ayrımı iyice körüklendi. Kırlar boşaldı. İstisnalar hariç, yerel yönetimlerin çoğunun verdiği hizmetlerde halkın çıkarları değil, daha fazla rant gözetildi.  Çılgın projelerle, termik santrallarla, altın madenciliği ile, JES’lerle, RES’ler, GES’lerle, Yeşil Yol ile, deniz dolguları ile, sanayi yatırımları ile,  kırlar ve kentler, ovalar, yaylalar, tarım alanları, yeraltı ve yerüstü suları kirlendi ve zehirlendi.

Kuzey Ormanları’ndan Kazdağı’na,  Kozak Yaylası’ndan Aydın’a, Efemçukuru’ndan  Yatağan’a, Alakır’dan Dersim’e, İliç’den, Cerrattepe’ye, Karadeniz yaylaları ve kıyılarından Sinop’a, Gerze’den Amasra’ya, Trakya’ya  kadar ülkenin her yerinde uygulanan talan projeleri ile ülkemizin önemli ekosistem alanları büyük  zarar gördü. Allianoi, Zeugma gibi önemli antik kentler su altında bırakıldı. Hasankeyf hızla yok oluşa sürükleniyor.

“Taleplerimiz var”

“Yerel yönetimlerde taşeronlaşmayla emek sömürüsü daha da arttı.  Oysa, bizler, halktan, emekten, doğadan yana, tüm canlıları gözeten, ekolojik bir yerel yöneticilik anlayışından yanayız ve ülkemizin böyle bir anlayışla yönetilmesini istiyoruz” denilen açıklamada talepler 21 madde ile sıralandırıldı.

  1. Su, bütün canlılar için bir yaşam hakkıdır. Su, temiz, güvenilir, ulaşılabilir ve ücretsiz olmalıdır. Su havzaları korunmalı, tüm yeraltı ve yerüstü sularının kirlenmesinin önüne geçilmelidir. Yeraltı sularının yağmalanması son bulmalıdır. Sular arıtılmalı ve halkın çeşmeden içebileceği hale getirilmeli, kaynak suları, 3. şahıslara tahsis edilip satılması yerine, şehir içme suyu hatlarına ilave edilerek içme suları daha kaliteli hale getirilmelidir,
  2. Yerel yönetimlerde demokrasi’ hayata geçirilmelidir. Yerelde sivil ekoloji inisiyatiflerinin katılacağı mahalle komiteleri aracılığı ile  ortaya çıkacak görüş ve öneriler dikkate alınmalı, yaşamı tehdit eden mevcut projelerin faaliyetleri derhal durdurulmalıdır,
  3. İmar planları hazırlanırken, AVM’ler ve emlak rantı değil, sağlıklı barınma alanları, yeşil alanlar, sanatsal- kültürel-eğitim mekanları, deprem toplanma alanları gibi ihtiyaçlar düşünülmelidir,
  4. Kanalizasyon, drenaj, otopark, içme suyu altyapıları, arıtma tesisleri gibi gerekli altyapılar tamamlanmalıdır,
  5. Atıkların azaltılması için gerekli çalışmalar yapılmalı, plastik ve pet kullanımı tamamen yasaklanmalı, katı atık yönetim planı uygulanmalı, atıklar ayrıştırılmalı, geri dönüştürülmelidir,
  6. Toplu taşımaya önem verilmelidir,
  7. Sokak hayvanları için bakım merkezleri ve sığınakları kurulmalıdır,
  8. Gençlik merkezleri, çocuk merkezleri ve ekolojik çocuk parkları yapılmalıdır,
  9. Enerji verimliliği ve tasarrufu ile ilgili çalışmalar yapılmalıdır,
  10. Termik santral, metalik madencilik, barajlar, Rüzgar Enerji Santrallari (RES’ler), Jeotermal Enerji Santralleri (JES’ler), Güneş Enerji Santralleri (GES), balık çiftlikleri, sanayi tesislerinin atıkları, pirina- kömür yakımının yarattığı hava kirliliği, yapılaşmanın yol açtığı yeşil alan kaybı ve diğer faaliyetlerin yarattığı tüm  çevre sorunlarına duyarlı olunmalı, bunlara karşı verilen ekoloji mücadeleleri yerel yönetimler tarafından sahiplenilerek, her türlü destek sunulmalıdır,
  11. Yerel yönetimler enerjinin etkin kullanımı ve enerji tasarrufu sağlanması, aşırı enerji tüketen demir-çelik fabrikaları, AVM’ler vb. lerden kaçınılması, halkın gerçek ihtiyaçlarına yönelik enerji planlaması için üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmelidirler,
  12. İklim Değişikliğine Karşı Önlemler için Master Plan hazırlanmalıdır,
  13. Yerel ekolojik tarımsal üretime önem verilmeli, bu ürünlerin aracısız pazarlanması için gerekli üretici pazarları kurulmalıdır,
  14. Yerel kültürel değerlerin korunması ve yaşatılması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır,
  15. Antik kentler ve tarihi yapılar korunmalıdır,
  16. Kent yerleşimlerinde, deprem riski gözetilerek planlama yapılmalıdır,
  17. Çevre Düzeni Planları bilimsel temellere göre hazırlanmalı, rant uğruna sık sık değiştirilmemelidir, ormanlar, yeşil alanlar, tarım alanları, meralar korunmalıdır,
  18. Sebze meyve hallerinde laboratuvarlar kurularak, halkın sağlığı gözetilmeli, ilaç kalıntılı, zehirli gıdalar engellenmelidir,
  19. Kaçak yapılaşma ve sanayi tesislerine izin verilmemelidir,
  20. Tüm yerel yönetimlerde çevre koruma birimi kurulmalı ve bu birimde konusunda uzman elemanlar görevlendirilmelidir. Bu birim hava, su, toprak kirliliği açısından  gerekli denetimleri gerçekleştirmeli, sonuçları halkla paylaşmalı ve önlemleri almalı, yaptırım uygulamalıdır,
  21. Doğayı yöneten değil, doğanın bir parçası olduğunu kabul eden politikalar geliştirilmelidir.

Sendika.Org