AKP ile çeşitlenmiş, özgürleşmiş, zenginleşmiş Türkiye basını! – Mehveş Evin (Artı Gerçek)

Bu haberlerin nasıl ve hangi basın tarafından verildiğine bakınca demokratik ve özgürlükçü yapıya kavuşan basın neymiş, ne değilmiş gayet güzel anlaşılıyor

Basın özgürlüğü ve gazetecilikle ilgili özel günlerde yazı yazmak, bizler için giderek daha zorlaşıyor. Biz derken, iktidarın yanında hizalanmayan, kıt imkânlara ve binbir zorluğa rağmen işini doğru yapmaya çalışan tüm gazetecileri kast ediyorum.

Neyse ki 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın mesajı imdadıma yetişti:

“Son 16 yılda ülkemiz genelinde hayata geçirilen reformlar, Türk basınının zenginleşmesine, çeşitlenmesine, daha demokratik ve özgürlükçü bir yapıya kavuşmasına vesile olmuştur.”

Bir rahatladım, bir sevindim, bir gururlandım ki sormayın!

Yoksa yine, yeniden, her yıl daha da kararan basın tablosuna bakıp kahrolacaktım.

Türkiye’nin, dünyanın en çok gazeteci hapseden üçüncü ülkesi olduğunu…

Basın özgürlüğünde her yıl irtifa kaybede kaybede 180 ülke arasında 156’ıncılığa yerleştiğini…

Sadece son bir yılda 74 gazeteciye toplam 400 yıl hapis cezası verildiğini ve 53 gazetecinin “cumhurbaşkanına hakaret”ten mahkûm olduğunu…

Binlerce web sitesi halen erişime engelliyken, yüzlercesinin daha engellendiğini, engellenmeye devam edildiğini.

Gazetelere, televizyonlara, gazetecilere milyonlarca lira para cezası kesildiğini…

Kimin basın kartına sahip olacağı artık tamamen Saray’ın onayına kaldığını…

Sansürün, artık tartışılmaya bile gerek duyulmayan bir olgu haline geldiğini, neredeyse her gün bir başka gazetecinin hedef gösterildiğini anlatacaktım.

Sağolsun Erdoğan, hiçbirine gerek kalmadı!

Hepsi yalanmış

Vesveseymiş bizimkisi… Rakamlar, mahkemeler, tanıklıklar, insan hayatı, hepsi yalanmış.

16 yıldır reform yapa yapa ülkeyi en ileri demokrasiye taşıyan Erdoğan’a göre tek bir gerçek var, o da kendi gerçeği.

Ne o, beğenmediniz mi? Sesiniz yüksek mi çıktı? Doğru sivil ölüme, mahkemeye, hapse…

Çeperini dolduran her kurum ve kişinin en önemli görevi, Erdoğan’ın görmek, göstermek istediğini tekrarlamak. Mümkünse hedef gösterme ve çarpıtmada eli daha da yükseltip aferin almak. Onlara göre başka türlü bu düzende hayatta kalma şansı yok.

Bu nedenle basının durumuna dair sorular geldiğinde havalara bakıp ıslık çalmak yetmiyor. “Onlar gazeteci değil, terörist” korosu her daim diri tutulmalı.

Erdoğan’ın çeşitli, zengin, özgür dediği medyaya bakalım:

– Çeşitlilik: Gazete ve televizyonların logosunu kapasanız, 10 tanesini birbirinden ayıramazsınız. Aynı manşetler, aynı yüzler, aynı söylem… Tek bir elden çıkmışcasına. Alın size çeşit.

– Özgürlük: Kadına, LGBTi’ye, Kürde, Aleviye, Batı’ya, laiklere, Yahudilere, Ermenilere nefret söylemi kullanmak özgürlükse, tabii. Ha bunların bir kısmı zaten medyada vardı. “16 yıllık reformlar”la başı kapalı kadın yapılan ayrımcılık bitti, evet. Şimdi özgür kadına ayrımcılık ve hakaret revaçta. Laikler, bilim ve Batı, özgürce küfredilebilen yeni alanlar.

– Zenginleşme: Medyada zenginleşenler anlamında değil de içerik açısından zenginleşmeyse, evet neden olmasın? Her gün Erdoğan’a övgüler dizmek, muhalefeti öldüresiye karalamak gerçek bir zenginlik sahiden.

‘Özgürlükçü ve demokratik yapıya sahip’ medyaya gel!

Cumhurbaşkanı ayrıca mesajında, kamuoyunun eksiksiz, tarafsız, doğru bilgilendirilmesi ve vatandaşların haber alma hakkının korunmasının, demokrasinin işlerliği açısından hayati öneme sahip olduğunu söylemiş.

Kim itiraz edebilir? Bakın birkaç örnek:

Çok ölümlü bir facia mı oldu? Ya fıtrattır, ya piramidin en altındaki müdürlerin hatası. Olayda asla ve kat’a yetkililerin sorumluluğu olamaz. Gelsin yayın yasağı.

Ekonomi kötüye mi gidiyor? Yapısal reformlar ballandırılarak anlatılacak. Krizden bahseden gazeteciler vatan haini sayılacak. Yolsuzlukları deşifre edenler tazminat cezalarına boğulacak. (Bkz: Çiğdem Toker)

Halk sağlığını ilgilendiren, hükümetin bilgisi dahilindeki bilgiler mi ortaya saçıldı? Haberi yapan gazeteci hapis ve tazminatla cezalandırılacak. (Bkz: Bülent Şık)

Erdoğan ve Yıldırım’ın ailesinin Malta’daki şirketleri Cennet Belgeleri’nde mi çıktı? Haberi yapan gazeteci hapis ve tazminatla cezalandırılacak. (Bkz: Pelin Ünker)

Hapiste tutulan 80 yaşındaki Sise Bingöl’ün ailesiyle mi görüşüldü? Haberi yapmaya kalkan muhabir 7 yıl 6 ay hapse mahkûm edilecek. (Bkz: Seda Taşkın)

Sarı Yelekliler’den bahsederken Türkiye’de eylem olmaz mı dendi? Hedef gösterilecek, gözdağı verilecek… (Bkz: Fatih Portakal)

3. Havalimanı inşaatı işçilerinin insanlık dışı çalışma koşulları, Cumartesi Anneleri’ne şiddet, barışı savunanların başına gelenler ve binlerce adaletsizlik… Bu haberlerin nasıl ve hangi basın tarafından verildiğine bakınca demokratik ve özgürlükçü yapıya kavuşan basın neymiş, ne değilmiş gayet güzel anlaşılıyor.

Kaynak: Artı Gerçek