Steinbeck’ten mektup var: “Sana kendi deneyimlerimi anlatayım şimdi…”

Steinbeck kendi yayıncısı, aynı zamanda aktör ve yazar olan Robert Wallsten’dan kötümser bir mektup aldıktan sonra ona kendi deneyimleri üzerinden 6 yazarlık tavsiyesi içeren bir mektup yolluyor

Steinbeck’e ölümünün 50. yıldönümünde bir saygı duruşu… Sel Yayıncılık, John Steinbeck’in seçme mektuplarından oluşan ve Sevim Gündüz’ün çevirisiyle yayımlanan “Mektuplarda bir yaşam” kitabını bu sözlerle sundu okura.

Seçkideki mektuplardan birinde Steinbeck’in aktör ve yazar Robert Wallsten’a yazarlık üzerine verdiği 6 tavsiyeyi okuyoruz. İşte Steinbeck’in tavsiyelerini içeren o mektup:

R o b e r t   W a l l s t e n ’ e

13-14 Şubat 1962, Villa Panorama, Capri

 

Sevgili Robert,

Kötümser mektubun birkaç gün önce geldi. Kitabınla ilgili yazdığın kısımlar bir cevap gerektiriyor. Sana kendi deneyimlerimi anlatayım şimdi. 400 sayfayla karşı karşıyasın diyelim.

  1. Günün birinde doldurmayı umduğun 400 sayfayı tümüyle unut. Günde bir sayfa yazıp bırak. Günler geçtikçe sen de şaşıracaksın.
  2. Serbestçe ve elden geldiğince çabuk yaz. Her şeyi kâğıda dök. Her şeyi yazıp bitirmeden önce düzeltmeye ya da yeniden yazmaya kalkma. Çoğu kez yeniden yazmak, yazmamak için bir bahanedir. Ayrıca eldeki malzemeyle bilinçsizce kurulan bir bağdan doğan ritmi ve akıcılığı bozar.
  3. Genel izleyici denen şeyi unut. Adını bilmediğin o belirsiz yüzler korkmana neden olur. Ayrıca da, yazarken senin kafanda beliren izleyici tiyatroda yoktur. Yazarken insanın kafasındaki tek bir izleyicidir. Zaman zaman, izleyici olarak tek bir kişi – gerçek, tanıdık bir kişi seçmeyi çok yararlı bulmuşumdur. Ya da düşsel bir kişi yaratıp ona yazabilirsin.
  4. Eğer bir sahne ya da bölüm istediğin gibi olmaz, seni sıkarsa orayı geç. Oyunu bitirdiğin zaman geriye döner, yarım bıraktığını yeniden yazarsın. Belki o bölümün gerçek yerinin orası olmadığını göreceksin.
  5. Bir bölümü ötekilerden daha çok seversen dikkatli ol. Belki de o bölüm genel çizginin dışında kalmıştır.
  6. Eğer karşılıklı konuşmalar varsa yazarken yüksek sesle yinele. Ancak o zaman dilindeki doğallıkta olabilirler.

İşte hepsi bu.

Biliyorum, hiçbir zaman iki insanın yöntemleri birbirinin tıpatıp aynısı olamaz. Ama bu yazdıklarım benim işime çok yarıyor.

Fırtına var. Bugün vapurlar gelmedi. Deniz dalgalardan bembeyaz. Elaine soğuktan mosmor olarak döndü. Adanın bir bölümünde elektrik kesilmiş. Şimdilik bizde var. Baş Tanrı Jüpiter fırtınaya karar verdi mi en güçlü yelleri estiriyor.

Ah, çok güzel bir fırtına. Fasulye pişiriyor, camdan fırtınayı seyrediyoruz. Biz tepenin yamacındayız. Rüzgâr buradan esmiyor. Fakat eğilip kalkan ağaçları ve aşağımızdaki denizin çalkantısını görebiliyoruz. Böyle anlarda hayat çok güzel!

Herkese sevgiler

John

 

* Bu metin Sel Yayıncılık’ın izniyle yayımlanmaktadır.

Sendika.Org