Samsun Makro Market direnişçileriyle söyleşi: Bizim patron “İşçimin sendikası benim” diyordu, hani nerede?

Samsun’da işten çıkarılan ve tazminatları ödenmeyen Makro Market işçileri, Eylül ayından bu yana her pazar günü yaptıkları eylemlerle tazminat hakları için mücadeleye devam ediyor. Makro Market işçileri adına Makro Market Mağdurları Sözcü Grubu’yla Tez-Koop-İş Samsun Şubesi’nde sohbet ettik

Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

Yasin Erişmiş, sekiz senedir Makro Markette çalışıyordum. 31 Temmuz’da işten çıkarıldım.

Ersin İnan, sekiz buçuk yıldır Makro Markette çalışıyordum. Evliyim, iki çocuğum var. 31 Temmuz’da işten çıkarıldım.

Hasan Kaya, yaklaşık on senedir Makro Markette çalışıyordum. Barış şubesinde çalışırken işten çıkarıldım. Mağduriyetimizi gidermek için hakkımız arıyoruz.

Ahmet Özeken, sekiz yıldır eşimle beraber Makro Markette çalışıyorduk. Ben de Makro mağdurlarındanım.

Yıldıray Zeren, dört yıldır Makro Markette çalışıyordum, 31 Temmuz itibariyle işten çıkarıldım.

Ben Abdullah Orhan, ben de Makro Market tarafından işten çıkarıldım.

Adım Tarık Sayın, Tez-Koop-İş Sendikası Samsun Şube Başkanı’yım.

Türkiye’de ve Samsun’da kaç Makro Market işçisi işten çıkarıldı?

Yıldıray Zeren: Türkiye’de bine yakın, Samsun’da 380 kişi işten çıkarıldı.

Sizleri hangi sebeple işten çıkardılar?

Abdullah Orhan: Biz işten çıkarıldığımızı Alo 170’den (Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi) öğrendik. Hatta çıkışımızın verildiğini bilmeden 3 gün boyunca çalışmaya devam ettik. Gelen firmaya bütün haklarımızın satıldığı, devir işlemeleri yapıldığı bize son dakika söylendi.

Ahmet Özeken: Gelen firma “Bizimle çalışacak olanların hakkını aldık, çalışmayacak olanların hakkını almadık” dedi ancak sonra o da yalan çıktı. Gelen firma da zaten iki buçuk ay tutunabildi, kapatmak üzere şu an.

Size yapılan haksızlıklar neler?

Ahmet Özeken: Makro Market 17. maddeden çıkış verdiği için işsizlik maaşı alabildik. Tek bir evrakla halledebileceğimiz işsizlik maaşını birkaç evrak üzerinden, birkaç defa gidip gelerek çözdük. Bu tarz zorlu süreçleri oldu.

Hasan Kaya: Çalıştığımız süreçte arkadaşlarımız mesai ücreti almadan çalıştı. Yaklaşık son dört sene içinde mesai ücretleri verilmeye başlandı. Devletin belirlediği çalışma saati 8 saatken, özel sektördeki firmalar 12 saat üzerinden çalıştırıyor. Bizi de 10-12 saat çalıştırıyorlardı. Mağaza sayımı olduğu zaman, başka illerdeki mağazalara gittiğimiz zaman bu çalışma için ek bir ücret yatırılması lazım, bunlar yatırılmadığı gibi 45 gün boyunca 120 saat mesai yapıyorduk. Parmak okuma sistemiyle bizim 120 saatlik mesaimiz 20 saate çekiliyordu. Yemek molaları bir buçuk saatken bize yarım saat için imza attırıyorlardı. Kendi firmamızdan gelen yemekler tarihi geçmiş ürünlerle yapılan yemekler, ya yiyeceksiniz ya da dışarıdan söyleyeceksiniz deniyordu. Bazı mağazaların müdürleri de dışarıdan yemek alınmasına izin vermiyordu. Kasiyer arkadaşlarımızın koltuklarını alıp 9-10 saat boyunca ayakta çalışmalarını istiyorlardı.

Biz mağduriyetlerimizi gerekli yerlere, Çalışma Bakanlığına, BİMER’e, CİMER’e mail olarak bildirdik ama Çalışma Bakanlığından müfettişler gelmeden müdürün haberi oluyordu ve bize ‘‘Çalışma bakanlığından denetlemeye gelecekler, size şu soruları soracaklar, bu cevapları vereceksiniz’’ deniyordu. “Herhangi bir haksızlığa uğramadığınızı söyleyeceksiniz, söylerseniz işten çıkarılırsınız” deniyordu. Personel arkadaşlarımız ister istemez bu yalanları söylemek zorunda kalıyordu çünkü insanlar işten çıkarıldığında Samsun’da başka bir iş bulamanın zor olduğunu biliyordu. Ardından Makro Market konkordato ilan etti ve bizler işten çıkarıldık. Aylardır tazminatlarımızı almak için direniyoruz.

Makro Market kendi mülkiyeti olan mağazaları size satalım diyor. Tazminatını ödemediği personele size bu mağazaları satalım diyor ve bu mağazalar ipotekli. Hala bizden almanın peşindeler. 4 milyon TL’ye aldığı mağazayı bize 16 milyon TL’ye satmaya çalışıyor. Şu an el altından, ipotekli demirbaş eşyaları satıyorlar, kaçırıyorlar. Konkordato ile atanan komiser aslında bunları yapamaması lazım çünkü devletin atadığı bir komiser. Ama kime çalışıyor belli değil. Söylenene göre zaten komiser patronun kapı komşusuymuş. Şöyle de bir şey var komiserin alması gereken maaş bellidir. Ne hikmetse bizim komiser 50 bin TL maaş alıyor. Komiserin bizim hakkımızı vermesi gerekirken, şirketi iflastan kurtarması gerekirken amacının dışına çıkarıyor, kendisi süreci uzatmanın peşinde. Arabuluculuk sürecinde yaşadık bunları. Telefonları açmadılar, uzattıkça uzattılar.

İşten çıkarıldıktan sonra nasıl bir araya geldiniz?

Ahmet Özeken: Çıkışlarımızı aldığımız son gün hiçbir şey bilmiyorduk. Ne olacak diye AVM’deki mağazaya gittiğimizde oradaki avukatlar tarafından hukuki süreç hakkında bilgilendirildik. Hukuki sürecimiz böylece başlamış oldu. Daha sonra arkadaşlarımızla birlikte Tez-Koop-İş Samsun Şube Başkanı Tarık Sayın ile görüştük ve süreci Tez-Koop-İş ile birlikte yürütmeye başladık. Dava sürecinde birkaç aksilik oldu fakat birlikte olduğumuzda sürecin daha iyi ilerlediğini gördük.

Tarık Sayın: Makro işçisi arkadaşlar bize geldiğinde, işten çıkarmalar başlamıştı. Bir ay içerisinde yaşanan işten çıkartmalar sürecinde arkadaşlarla iş yerinde örgütlenelim diye düşündük ama arkadaşların sendikal bilinci olmadığı için örgütlenme noktasında biraz korku ve tedirginlik yaşıyorlardı. Bu sadece Makro Market işçileri için değil Türkiye’deki tüm işçiler için geçerli. Patronlar sürekli sindirmeye çalışıyor işçileri. Makro işçisi arkadaşlarımızla birlikte toplantı yapıp bir eylem planı ortaya çıkartalım dedik. İlk başta 100-150’ye yakın arkadaşımızla bir araya geldik. Bu arkadaşlarla, hukuki sürece bir an önce başlama kararı aldık. Ertesi gün avukat arkadaşımızla görüştük ve bir haftalık süre zarfında bütün evrakları hazırlayıp toparladık, avukat da dava sürecini başlattı. Şu an bilirkişi raporu çıktı, arabulucu aşaması bitti. Dava tarihini bekliyoruz. Bunun dışında eylemlerimiz devam ediyor. Bu süreç haksızlığa uğrayan işçi arkadaşlarımız üzerinden devam edecek, eylemlerimizi arttıracağız. Sendikalaşarak, örgütlenerek işçi mağduriyetlerine ve haksızlıklara karşı geleceğiz.

SENDİKALARIN BU KADAR ETKİLİ OLDUĞUNU VE BİZE FAYDASI OLACAĞINI BİLMİYORDUK””

Çalışırken neden sendikalı değildiniz? Sendikalı olmayı hiç düşündünüz mü?

Hasan Kaya: Sendika için harekete geçtik fakat biz harekete geçince idareciler, müdürler bunu duyuyordu. Sendikaya yönlendireni bulup, başarısız olmamızı istiyorlardı. “Oturduğun yerde otur yoksa çıkışını veririm” gibi tehditlerle sendikalardan bizi uzaklaştırmaya çalıştılar. Sendikaların bu kadar etkili olduğunu ve bize faydası olacağını bilmiyorduk. Sendikanın içine girince emekçinin, işçinin yanında olduğunu, hak gasplarına karşı olduğunu öğrendik ve biz de sendikayla beraber hareket etmeye başladık. Kendi haklarımızı alsak dahi haksızlığa uğrayan emekçi, işçi arkadaşlarımızın yanında olacağız.

Abdullah Orhan: Sendika konusunda işçilerin birlik olması gerek. Fakat patronların işten çıkartmaya yönelik tehditleri söz konusu olunca pek kimse yanaşmıyordu sendikalı olmaya.

Ahmet Özeken: İşçiler çok mağdur, tek maaşla çalışıyor, çoluğu çocuğu var. Patron tehdit ediyor ne yapsın, pek bilgisi yok ki. Biz çalışırken, sendikamız olsun diye uğraşırken patron bir röportajda “Ben işçimin sendikasıyım” açıklaması yapmıştı. Hani nerede?

Tarık Sayın: Türkiye’de işçinin kendi kurduğu ve patronun oluşturduğu olarak iki grup sendika var. Taze, Makro Market’i aldığında aslında Taze’de örgütlü bir sendika var. İsim vermeyeceğim. Aslında o sendikanın bu arkadaşların mağduriyetlerini gidermesi lazımdı. Ama bu sendikaların öyle bir derdi yok. Patronların yanında bu sendikalar. Sendika, işçinin sendikasıdır. Böyle sendika olmaz.

Makro Market, Taze firmasına devredildi, Taze firması size bir açıklama yaptı mı?

Ahmet Özeken: Yaptı. Bize açıklama yapmadan önce Makro Market tarafından kulağımıza “Taze firması herkesi hakkıyla aldı, 17. madde ile aldı” gibi açıklamalar geldi. Oraya gittiğimizde, “Siz, bizi hangi hakla hangi sözleşmeyle aldınız, önümüze bir sözleşme koymadan bizi haklarımızla nasıl alırsınız? ” gibi sorular sorduk. Bildiğimize göre bir firmayı, başka bir firma satın aldıysa önceki firma hakkımızı vermeli. Bu durumda yeni gelen firmayla tekrar bir sözleşme yapmamız gerekir. Bunu sorduğumuzda “Bizimle çalışmak isteyenlerin hakkını aldık, çalışmak istemeyenlerin hakkını almadık” dediler. Taze firması Makro’ya yolladı, Makro firması Taze’ye… Kanunen devreden şirket, çalışanların hakkını vermek zorundadır. İşçi isterse çalışmaya devam eder istemezse etmez. Sormadan bizi nasıl işe alıyorsun?

Taze firmasını ve asıl sahibini araştırdık. Kendisi bir gecede 60 şubesini kapatmış, davalık olmuş, Taze firmasını üzerine bile almamış. Nasıl güvenip gidip Taze ile çalışalım? Çok çok ihtiyacı olan arkadaşlarımız devam etmek zorunda kaldı, saygı duyduk. Bugün görüyoruz ki Taze firması da dayanamadı. Maaş 30 gün üzerinden verilir. 45 gün geçip ikinci ay maaşı gelmesine rağmen arkadaşlarımıza hala ödeme yapılmamış. Arkadaşlarımızın alması gereken en az 50 saat mesaileri var, onu da ödememiş. İşçiler, üçüncü ay gelmiş hala “Maaşım düzelecek” diye bekliyor.

“MAKRO’DAN ÜRÜN ALMAYIN, BU SUÇA, ZULME ORTAK OLMAYIN”

STK’lardan, diğer kurum ve kuruluştan nasıl destek bekliyorsunuz?

Ahmet Özeken: Genel olarak herkesten destek bekliyoruz. Maddi destek değil manevi destek. Biraz duyarlı ve bilinçli olmalarını istiyoruz. Makro’dan ürün almayın, bu suça, zulme ortak olmayın. Tepki gösterin.

Krizin ilk mağdurlarındansınız. Eyleminizde de sık sık “Krizin faturasını patronlar ödesin” sloganları atıyorsunuz. Bu süreci nasıl görüyorsunuz, nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yıldıray Zeren: Konkordato ilan eden ilk firma Makro Market, biz de bu yüzden işten çıkarılan ilk işçileriz.

Ersin İnan: Şu ana kadar 300 kadar firmanın konkordato ilan ettiği söyleniyor. Demek ki yasal olarak bir açığı var ki patronlar bundan faydalanıyor. İşçinin konkordatodan haberi olmuyor, kimse gelip onlara açıklamıyor. Patronlar kendi şahsi borçlarından dolayı bile konkordato ilan edebiliyor, her zaman olduğu gibi mağdur görünen patron ama asıl mağdur  işçi oluyor. Bu yolsuzlukları her zaman eylemlerimizde dile getirdik.

Ahmet Özeken: Aldığımız maaşla yetinemezken şu an aldığımız bir maaş yok.

“KRİZİN OLMADIĞI BİR ÜLKEDE SOĞANIN KİLOSU 4 TL OLMAZ”

Hasan Kaya: Krizin olmadığını söyleyenler var. Normalde ülkede çok büyük bir kriz var ama yokmuş gibi gösteriyorlar. Neyin görünmesi isteniyorsa onu gösteriyorlar. Çünkü insanların tepki göstermesinden korkuyorlar. Krizin olmadığı bir ülkede soğanın kilosu 4 TL olmaz, ekmeğin fiyatı 1,5 TL olmaz. İnsanlar evine ekmek alırken bile düşünüyor. Asgari ücretle çalışan bir insan ailesiyle dışarı çıkamıyor, çıkıyorsa bile 6 ay da bir ancak çıkabiliyor. 100 kişiye soralım “Kriz var mı yok mu” diye, hepsi “Var” diyecektir. Hiçbir firma işçi almıyor. Hatta her yerde, sanayide bile günde 5-10 kişi işten çıkarılıyor. Biz kriz var diyoruz çünkü bunun sonucunda işten çıkarıldık. Kimse iş bulamıyor, firmaların hiçbiri işçi almıyor hatta işçi çıkarıyor. Kriz olmasa böyle olur mu?

“İŞÇİLER BİRLİKTE OLURSA HER ŞEYİ YENERLER”

Mobbinge, haksızlığa uğrayan ve işten çıkarılan işçilere söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Ahmet Özeken: Direne direne kazanacağız! Birbirimizin yanında olalım.

Yıldıray Zeren: Flormar işçilerine, Cargill işçilerine, 3. Havalimanı işçilerine Samsun’dan Makro mağdurları adına selamlarımızı iletiyoruz. Yanınızdayız direne direne sermayeyi yeneceğiz!

Hasan Kaya: Şunu unutmamak lazım işçi olmadan patron hiçbir şey yapamaz. Haksızlığa uğradığınızı düşünüyorsanız mutlaka birlik olmalısınız. Birlik olunursa mutlaka patronlar size ses verecek. Bizim eylemlerimize gelip yaşadıkları mağduriyeti anlatsınlar. Biz, onların haklarını almak için de çabalarız. Bize destek olun, bizim eylemlerimize katılın. Biz de sizlerin yanındayız, hep birlikteyiz. Bütün işçiler birlik olsun. Çünkü işçiler birlikte olursa her şeyi yenerler.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Yıldıray Zeren: Eylemlerimize devam edeceğiz. Herkesi direnişimize desteğe bekliyoruz. Hakkımızı almadan bu davanın peşini bırakmayacağız.

Söyleşi: Gizem Kasırga

WP-Backgrounds by InoPlugs Web Design and Juwelier Schönmann