Kızılcaköy’de JES istemeyen kadınlar saldırıya rağmen direnişten vazgeçmiyor

Direniş çadırların JES şirketinin tel örgü ile çevirdiği arazinin karşısına taşıyan köylüler, jandarma ve JES firması suç duyurusunda bulundu. Ayrıca jandarmanın müdahalesi sonucu yaralanan kadınlar oldu

Aydın Kızılcaköylüler JES’e karşı direnmekte kararlı. Dün, onlarca jandarma ve sivil özel güvenlik eşliğinde köy yakınındaki araziyi tel örgü içine almak için beton direklerle çevreleyen şirkete karşı köylüler geri adım atmadılar. Köy meydanındaki direniş çadırlarını JES şirketinin çevirdiği ve jandarmanın 24 saat nöbet tuttuğu arazinin karşısına taşıyan köylüler gece de direnişe devam ettiler.

Aydın milletvekillerini ve kentteki tüm kurumları kendilerine destek olmaya çağıran Kızılcaköylüler, yaşam alanlarında JES istemediklerini, şirket arazilerini terk edene kadar mücadeleye devam edeceklerini belirtiyorlar. Köylülere Aydın ve civar köylerden de destek artarak devam ediyor.

“Tarlamıza, bahçemize girmemiz jandarma tarafından engelleniyor”

Evrensel’den Özer Akdemir’in haberine göre jandarmanın JES arazisine giden yolları kapatması nedeniyle tarlalarına gidemediklerini belirten köylüler, kendilerine kapatılan yolun şirketin çalışmaları için açık tutulduğunu dile getiriyorlar. JES şirketini arazilerin çevresine beton direkler dikip tel örgü içine aldığını belirten köylüler, jandarmanın da köy içinde sık sık gelişi güzel kimlik kontrolü yapmasından duydukları rahatsızlığı dile getirdi. Köylüler Cumhuriyet Başsavcılığına vermek için hazırladıkları dilekçede Anayasanın 23. maddesine göre herkesin, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahip olduğuna vurgu yaparak, “Tarlamıza, bahçemize gitmemizin jandarma tarafından engellenmesi, herhangi bir suç şüphesi olmamasına rağmen 4-5 kere olacak şekilde kimlik kontrolü yapılarak tedirgin edilmemiz Anayasaya aykırıdır. Seyahat etme hürriyetimiz ihlal edilmiştir” dedi.

Köylülerden savcılığa şikayet dilekçesi

Köylüler yaptıkları basın açıklamasıyla savcılığa yapacakları şikayet dilekçesini okudu.

Köylülerin dilekçesi şöyle:

03.12.2018 tarihinde Aydın / Kızılcaköy Mahallesi  Sarının Kuyusu mevkiinde bulunan tarlama giremedim, jandarma yolu kapatmıştı, ancak Güriş şirketinin çalışanları girebiliyordu. Köylülerle birlikte baktığımızda bu mevkiide bulunan jeotermal sahasının çevresine beton direklerin dikildiğini etrafına tel çekildiğini gördük. Bu nedenle engellendiğimizi anladık. Hatta köy içinde yürürken 4-5 kere olmak üzere jandarma tarafından kimliğimiz soruldu.

Anayasamızın 23. maddesine göre ‘Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir’ Tarlamıza bahçemize gitmemizin jandarma tarafından engellenmesi, herhangi bir suç şüphesi olmamasına rağmen 4-5 kere olacak şekilde kimlik kontrolü yapılarak tedirgin edilmemiz Anayasamızın 23. maddesine aykırıdır, seyahat etme hürriyetimiz ihlal edilmiştir.

Yine bu yapılanlar Anayasamızın 10. maddesinde ifadesini bulan ‘herkes kanun önünde eşittir’ ilkesine aykırıdır. Jandarma, Anayasal suç işlemiştir.

Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 9. maddesinde ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi işlemleri tamamlanmadan ve gerekli izinler alınmadan işletme faaliyetlerine başlanmaz’ şeklinde hüküm vardır.

Oysa köyümüzde jeotermal kuyusu çakmak isteyen Güriş şirketi Jeotermal sahasının etrafını telle çevirmek ve beton direk çakmak suretiyle çalışmalara başlamıştır. Oysa ilgili mevzuata uygun olarak alması gereken izinleri almamıştır, ÇED işlemlerini tamamlamamıştır. Buna rağmen jeotermal tesisi kurma çalışmalarına başlamak suretiyle mevzuata aykırı davranmış, hukuksuz işlem yapmıştır.

Yukarıda açıkladığımız üzere, kendi köyümüzde seyahat etme özgürlüğümüzü engelleyen, Anayasamızın 23. ve 10. maddesini ihlal eden ilgili jandarma biriminden, mevzuata aykırı davranarak gerekli izinleri almadığı ve ÇED sürecini tamamlamadığı halde köyümüzde jeotermal tesisini kurma çalışmalarına başlayan Güriş şirketinden şikayetçiyiz, suç duyurusunda bulunuyoruz.

Soruşturmanın yapılarak sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını saygıyla arz ve talep ederiz.

Asker tarafından itilen bir kadın bayıldı

Öte yandan sabah saatlerinde, JES yapılmak istenen 31 dönüm arazinin etrafını tel örgüyle çevirmek isteyen firma çalışanları iş makineleriyle bölgeye geldi. Şirket çalışanları, arazinin etrafını tel örgüyle çevirirken, nöbet eyleminde olan köylüler buna engel olmak istedi. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu çıkmadan yapılan çalışmanın yasaya aykırı olduğunu belirten köylü ile şirket yetkilileriyle tartıştı.

Şirket yetkilileri jandarmaya haber vermesi üzerine olay yerine gelen jandarma araziyi çembere alırken, JES’e karşı direnen köylülere müdahale etti. Jandarmanın müdahalesi sonucu 3 kadın çeşitli yerlerinden yaralandı. Askerlerin itmesi sonucu ayaklar altıda kalan Kızılcaköylü bir kadın da bayıldı.

Özellikle kadınların ön planda olduğu direnişte jandarma köylüleri ‘yapacak bir şey yok’ diye ikna etmeye çalışırken, sayıları her geçen an artan köylüler ise topraklarında JES istemediklerini, kuyu açılmasına izin vermeyeceklerini dile getirdi.

“Siz halkı değil şirketleri koruyorsunuz”

Kızılcaköylüler direklerin dibine beton dökülmesine yine izin vermedi. Köylüler asker ve polise “Siz halkı değil şirketleri koruyorsunuz” diyerek tepki gösterdi. Köylüler şirket çalışanlarına da “Askerin arkasına saklanmayın” diye tepki gösteriyorlar. Kızılcaköylülerin bekleyişi sürüyor. Bölgeye ayrıca bir midibüs daha çevik kuvvet polisi getirildi. Köylülere çeşitli partilerden destek için gelenler de oldu.

“Hak arayışına karşı yapılan müdahale kabul edilemez”

Jandarma ve özel güvenlik ekiplerinin köylülere müdahalesi sonrasında CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül yaşananları Meclis’e taşıdı. Bülbül konuyla ilgili TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada köylülerin hak arayışına müdahalenin kabul edilemez olduğunu söyledi:

Köylülerimize jandarma ve özel güvenlik ekipleri bugün sert müdahalede bulunmuştur. Müdahale sonucu yöre halkından Leyla Cihanşen, Fatma Barlas ve Ceride Barlas yaralanmıştır.

Köylülerin en masumane hak arayışına karşı jandarmanın müdahalesi kabul edilemez.

Güvenlik kuvvetleri halka zarar verenleri korumamalıdır. Halkın mal ve canını korumak için vardır.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sormak istiyorum; Köylülerimize müdahale emrini kim verdi? Orantısız güç uygulayan kolluk gücü hakkında soruşturma açılacak mı?

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e sormak istiyorum: Yöre halkının bu kadar tepkisine rağmen rağmen bu JES projesine devam edecek misiniz?”

Sendika.Org