Halkın Hukuk Bürosu davasında karar: Bir avukat hariç avukatların tutukluluğunun devamına karar verildi

Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının yargılandığı dava 3. gününde Silivri 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor. Avukatlar teker teker reddi hakim taleplerini yineledi. Mahkeme yalnızca Avukat Ahmet Mandacı’nın ev hapsi tedbiriyle tahliye edilmesine karar verdi. Davanın bir sonraki duruşması 18-21 Mart 2019’da görülecek

Halkın Hukuk Bürosu (HHB) avukatlarının yargılandığı dava 3. günün Silivri 38. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuklu avukatlardan Behiç Aşçı reddi hakim talebine ilişkin söyleyecekleri olduğunu belirterek “Dün dinlenen gizli tanıklardan biri size ‘sayenizde’ deyip müteşekkir oldu. Bu bizim için birinci ret nedenimiz. İkincisi yine dinlenen tanıklardan biri Avukat Bahattin Özdemir’e hakaret etti ve siz bir şey demediniz. Gizli tanık Güneş’in yalncı tanıklık yaptığı Avukat Bahattin Özdemir tarafından ortaya çıkarıldı. Siz avukatımızı duruşma salonundan çıkarılmasına karar verdiğini. Yeminli tanığın yalan söylemesi suçtur. Suç sizin önünüzde işlendi. Bununla ilgili ne yaptınız diye sordu.

Avukatlar Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Ahmet Mandacı heyetin taraflı davrandığını belirterek teker teker mahkeme heyetini reddettiler.

“Üyeleriniz mübaşir veya katipten daha etkili değildir”

Söz alan tutuklu avukatlardan Selçuk Kozağaçlı, reddi hakim talebine ilişkin şunları söyledi:

Hakim red sebebim soyut, başkan için, uzun yıllardır ceza yargılamalarında avukatlık yapıyorum. Gördüğüm en kötü yargıçsınız. Ben Devlet Güvenlik Mahkemelerindeki askeri üyeye yetişebildim. Böyle bir yargılama görmedim. Üyeleriniz mübaşir veya katipten daha etkili değiller. Üye hakimler sadece fotoğrafı tamamlıyorlar. Onları bu sebeple reddetmiyorum. Bu mahkemeyi yürütecek durumda olduğunuzu düşünmüyorum.

İkincisi sizin sola, sosyalistlere muhaliflere açıkça düşmanlık ettiğinizi düşünüyorum. Siz tarafsınız.

Üçüncüsü kişisel mesele. Bir yargının bir sanıkla hele ki avukat bir sanıkla kişisel husumet yarattınız. Siyasal olarak bu ülkede faşizme karşı mücadele edildiği sürece, kişisel olarak da ben yaşadığım sürece bu yaptığınız unutmayacağım.

Mahkeme başkanı gizli tanığa zaman kazandırdı

Mahkeme başkanı tanıklardan Ceyhun Bay’a söylediği şeyleri tekrar ettirerek “Başka avukat tanır mısın, ne yaparlar” gibi sorular sorarak tanığın yeni isimler söylemesini sağlamaya çalışıyor. Mahkeme başkanı, tanığın beyanda bulunacağı sırada soru soran avukatın sözünü keserek tanığa zaman kazandırmaya çalışıyor.

Savcılık, HHB avukatlarının tutukluluk halinin devamına karar verilmesi yönünde mütalaasını açıkladı. Mahkeme, duruşma savcısından esas hakkında mütalaayı sunmasını istedi.

Gizli tanıklar Emniyet’te dinlendi

Verilen aranın ardından Avukat Hasan Fehmi Demir tanıklara ilişkin beyanlarında bulundu. Demir, tanıkların Emniyet’te dinlenemeyeceğini ancak dosyadaki tüm tanıkların Emniyet’te dinlendiğini ve bu ifadelerin dosyaya tanık ifadesi denilerek konulduğunu söyledi.

“Alıkonuluşumuz hiçbir hukuki durumla açıklanamaz”

Demir’in ardından söz alan tutuklu avukatlardan Aytaç Ünsal ise şunları söyledi:

Tuksaklığımızın, alıkonuluşumuzun 15. ayındayız. Alıkonuluşumuz hiçbir hukuki durumla açıklanamaz. Çeşitli mecralarda defalarca anlattık, ilk duruşmada da anlattık. Ancak tekrar anlatalım. Gece yarısı görevli olmayan mahkemelerce verilen kararlar ile yeniden tutuklandık.

İlk tutuklanmamızdan öne İçişleri Bakanlığı hakkımızda kitapçık çıkardı. İçişleri Bakanlığının böyle bir yasal dayanağı olamaz. Hakkımızdaki komplo bu şekilde başladı. Tanık ifadesi denilen şeylerle avukatlık pratiğimiz yargılanıyor. Burada asıl hedef gösterilen Halkın Hukuk Bürosu’dur. Bize yapılanlar ülkemizdeki dönüşüm nedeniyledir. Sağda yerlilik ve millilik söylemleri var; solda tek adam, tek parti rejiminden bahsediliyor. Gerçek bu değildir. Gerçek emperyalizmin bir kriz yaşadığıdır. Gerçek tekellerin kurumsallaşmaya çalışmasıdır. Bu süreç sessizce geçiştirilmeye çalışılıyor. Bu yüzden Havaalanı işçileri tutuklanıyor. Ancak sessizce geçiştirmek mümkün değildir. Halkın tohumu elinden alınıyor, ilaç paraları çalınıyor. Sağlık ve tarım alamında nasıl dönüşümler yaşanıyorsa hukuk alanında dönüşümler yaşanıyor. Meslektaşlarımız işçi avukat olarak köle gibi çalıştırılmaya çalışılıyorlar.

Bu duruşmaya gelmek için aylar öncesinden izin almak zorunda kalan meslektaşlarımız var. Ancak avukatlar bu köleleştirmeye boyun eğmiyorlar. İstenen avukatlık pratiği; susan, hakime, savcıya, polise yardımcı olan, onlar ne isterse onu yapan avukatlık pratiğidir. Biz istenen avukatlardan olmadığımız için kötü örneğiz, bu yüzden tehlikeliyiz. Biz Soma gibi, Ermenek gibi birçok toplumsal davada avukatlık yaptığımız için tehlikeliyiz. Halkımızla aramızdaki bağ “örgüt talimatı” denilerek açıklanamayacak kadar büyüktür.

“Halkın avukatlığını yapmaya devam edeceğiz”

Tutuklu Avukat Aycan Çiçek savunmasında, “Bu kadar hukuksuzluk ve adaletsizlik varken, ‘Bizler iyi ki halkın avukatlığını yapmışız, yapıyoruz’ diyoruz. DGM’ler geçti, bu dönemler de geçecek. Oradakilerin isimleri hatırlanmayacak ama biz kalacağız. Halkın avukatlığını yapmaya devam edeceğiz. Bizler çıkıp yine avukatlığını yapmaya devam edeceğiz. Biz var olduğumuz sürece halkın avukatları olmaya devam edecek” dedi.

“Bu meslek var oldukça Halkın Hukuk Bürosu var olacaktır”

Kozağaçlı ise savunmasında şunları söyledi:

Biz tutuklu değiliz. Tutuk yasaya göre verilen bir karardır. Tutuklamaya yönelik yakalama kararı diye kanunda hiçbir yeri olmayan bir karar ile gıyapta tutuklama yapıyorsunuz. Yargıçların verildiği salıverilme kararına kovuşturma aşamasında savcı tarafından itiraz edilemez, kanunda yeri yok. Tutuklamaya yönelik yakalama kararı diye bir düzenleme kanunda yok. Bunlara dayanarak bizi tutukladığınız için biz tutuklu değiliz! Tutuklu değiliz ki sizden tahliye talep edelim. Bizi tutan da siz değilsiniz ki sizden tahliye talep edelim. Akşam saat 10’da tahliye kararı verilmesinden sonra hapishane müdürünü arayıp, hakimi ayarlıyorum, salıvermeyin, tekrar tutuklanacaklar dendiğini biliyoruz.

Sırf bizi tutuklatabilmek için 48 saat içerisinde kaç hakim “37. Ağır Ceza Mahkemesi hakimiyim” dedi biliyorsunuz. Halkın Hukuk Bürosu fiziken bir binadan ibaret değildir. Bu meslek var oldukça Halkın Hukuk Bürosu var olacaktır. Büromuzda 25 bin vekaletname var. Bizim mi marjinal olduğumuzu sanıyorsunuz? Türkiye’nin en büyük avukatlık örgütünün genel başkanıyım. Dünyanın en büyük avukatlık örgütünün yöneticisiyim. Bir fotoğraf bulmuşsunuz Gazi Mahallesi’nde bir sempozyumdan, bununla yargıladığınızı iddia ediyorsunuz. Dünyanın 11 farklı ülkesinde sempozyum düzenledim. Siz bizim kim olduğumuzu biliyor musunuz? Bizi kandırdığınız çoluk çocuktan değil bizi bizden dinleyeceksiniz. Bir kez halk ile bağınız kurulduktan sonra ne yapsalar işe yaramaz. Ölseniz ölünüz kahraman olur. Dayak yeseniz yediğiniz dayak efsane olur. Bütün saldırılardan büyüyerek çıktık, bundan da büyüyerek çıkacağız, büyüyoruz.

Tutuklu avukatların beyanlarının ardından savunmanların beyanlarına geçildi. Avukatların beyanları sonrasında tutukluluk durumunun değerlendirilmesi için 35 dakika ara verildi.

Aranın ardından Ahmet Manda’nın tahliyesine ve ev hapsi tedbiri uygulanmasına, diğer avukatların ise tutukluluk durumunun devamına, tutuksuz yargılananların ise adli kontrol tedbirinin arttırılarak haftada iki güne çıkarılmasına karar verildi.

Sendika.Org