31 Mart 2019 yerel seçimleri ve DBP-HDP – Mustafa Peköz

Kürt nüfusunun yoğunlukta olduğu illerde elde edilecek yerel seçim sonuçları, devletin izlediği politikalar nedeniyle, sadece yerel yönetimlerin değil aynı zamanda Türkiye’nin politik geleceği bakımından da fikir verecektir

31 Mart 2019’da yapılacak olan yerel seçimler, hem Kürtler ve DBP-HDP hem de AKP ve devlet için son derece önemlidir. Gülen cemaatinin merkezinde olduğu 15 Temmuz 2016 darbe girişimi bahane edilerek, geçmişte darbecilerden ciddi oranda zarar görmüş Kürtlerin politik temsilcilerine karşı başlatılan operasyonlar sonucunda belediyelere fiilen el konuldu. Türkiye’de en yüksek oranlarla seçilen onlarca belediye başkanı görevlerinden alındı ve kayyumlar atandı. Bunun politik anlamı, Kürtlerin iradesini yansıtan ve bir bakıma yerel iktidarlar diyeceğimiz belediyelere karşı bir darbe gerçekleştirildiğidir.

Gülen merkezli darbe girişiminden sonra iktidarı merkezileştirmek ve sisteme muhalif olan bütün güçleri tasfiye etmek için başlatılan politik saldırının en somutlaşmış hali belediyelere doğrudan devletin bürokratlarını atayarak yönetmek olarak karşımıza çıktı.  Halk tarafından seçilen yerel yöneticiler sadece görevlerinden alınmadılar, aynı zamanda tutuklanarak cezaevlerine konuldular. Bu nedenle özellikle Kürtlerin yoğunlukta olduğu illerde, yerel seçimlerin sonuçları birçok bakımdan önem kazanıyor. Devlet, kayyum atadığı illerde ve ilçelerde mevcut statükosunu devam ettirmek için elindeki bütün olanakları kullanmaya çalışacaktır. Özellikle belli başlı illerdeki belediyeleri almak için askeri ve polis gücü dahil olmak üzere bütün olanakları kullanacaklardır.

Devlet aklının arka plan örgütleyicilerinin kayyumlara meşruiyet kazandırmak amacıyla geçmişte Kürtlerin politik temsilcileri tarafından yönetilen bazı belediyelerin devleti temsil eden güçlerin eline geçmesi için kapsamlı plan ve projeler hazırladığı biliniyor. En azından kritik olan bazı belediyelerin devlet atına AKP’nin eline geçmesini sağlayarak, yapılan operasyonları ve tutuklanmaları haklı çıkarmaya çalışacaklardır. Bingöl ve Bitlis Belediye Başkanlığı AKP’nin elinde bulunuyor. MHP-AKP ittifakının stratejik arka planında Kars, Iğdır, Ardahan, Siirt gibi illerin belediye başkanlıklarının devlet adına AKP’nin eline geçmesi de vardır. Ayrıca çok zor olacağı bilinmesine rağmen Mardin ve Van gibi il belediyelerinin de devlet olanakları da kullanılarak DBP-HDP’den alınarak AKP’ye verilmesi hedefleniyor. Devletin bu arzusunda başarılı olup olmamasının ötesinde, bu yönde ciddi bir hazırlığın yapıldığı sır değil. Söz konusu edilen illerden bir tanesinde dahi belediye başkanlığını AKP’nin kazanması, önemli bir psikolojik saldırının aracı haline getirilecektir.

Halkın iradesini daha yüksek bir düzeyde ortaya çıkartmak ve zorla ellerinde alınan yerel yönetimlere sahip çıkarak güçlü bir cevap vermek, çok yönlü saldırı politikalarının boşa çıkartılması anlamına gelir. Özellikle haksız yere tutuklanan belediye başkanlarının halkın iradesini yansıttıkları bakımından meşruiyetini bir kez daha tescil eder.

DBP-HDP’nin neler yapması gerektiği sorusuna yanıt aramadan önce illerin genel durumunu incelemekte yarar var.

Tablo-1:  24 Haziran 2018 genel seçiminde Kürtlerin yoğunlukta olduğu (büyükşehirler hariç) 13 ilin oy sayıları.

iller Toplam oy Kullanılan Geçerli Geçersiz
ADIYAMAN 399.766 345.098 336.384 8.714
AĞRI 295.475 231.553 223.481 8.072
ARDAHAN 69.405 58.689 56.500 2.189
BATMAN 342.111 292.820 283.803 9.017
BİNGÖL 180.991 146.931 140.149 6.782
BİTLİS 198.510 165.109 159.068 6.041
HAKKÂRİ 168.258 140.095 135.387 4.708
KARS 181.776 147.045 142.634 4.411
IĞDIR 119.655 93.214 91.033 2.181
MUŞ 228.538 188.982 182.748 6.234
SİİRT 179.764 151.008 145.819 5.189
ŞIRNAK 268.308 233.044 226.222 6.822
TUNCELİ 64.290 55.436 54.181 1.255
TOPLAM 2.696.844 2.249.043 2.186.444  62.599
 

13 ilin toplam seçmen sayısı 2 milyon 696 bin 844 olup oy kullanan seçmen sayısı 2 milyon 249 bin 43’tür. Kullanılmayan oy ise 447 bin 801 civarında olup genel oyların yüzde 16,6’sına tekabül ediyor. 13 ilin seçmen sayısı Türkiye’deki seçmenlerin yaklaşık yüzde 4’ünü oluşturuyor. Kullanılan oyların ise yüzde 4,5’ini oluşturuyor. Bu listede Adıyaman yaklaşık 400 bin seçmenle ilk sırada yer alıyor. Batman 342 bin seçmenle nüfus yoğunluğu bakımından ikinci sırayı oluşturuyor. Ağrı üçüncü, Şırnak dördüncü, Muş ise beşinci sırada bulunuyor.

Tablo-2: :  24 Haziran 2018 Genel Seçimlerinde Kürtlerin yoğunlukta olduğu 4 büyükşehirdeki oy sayıları

iller Toplam oy Kullanılan Geçerli Geçersiz
DİYARBAKIR 1.023.389 854.761  826.242 30.043
MARDİN 470.545 395.039 384.592 10.447
URFA 1.060.815 861.647 841.213 20.434
VAN 637.867 528.012 510.098 17.914
TOPLAM 3.197.616 2.639.459 2.560.621 78.838
genel toplam 5.894.460 4.888.502 4.747.065 141.437

Bu dört il hem Kürtlerin politik temsilcileri hem de devlet için oldukça önemlidir. Bu dört ildeki seçmen sayısı yaklaşık 3,2 milyon olup 13 ilin seçmen sayısından çok daha fazladır. Diyarbakır ve Urfa’nın seçmen sayısı 1 milyonu aşmış durumda. Van’ın 637 bin, Mardin’in ise 470 bindir. Bu dört ilin seçmen sayısı Türkiye genelinin yüzde 5,6’sını oluşturuyor. Böylelikle büyükşehirler dâhil olmak üzere 17 ilin seçmen sayısı yaklaşık 5,9 milyon olup Türkiye toplamının yüzde 9,6’sını ve kullanılan oy sayıları veri alındığında ise yüzde 9,8’ini oluşturuyor.

Diyarbakır, Van ve Mardin illerin belediye başkanlıklarında DBP-HDP’li temsilciler vardı ancak bu üç ilin belediye başkanları görevden alınarak kayyum atandı. Her üç ilin belediye başkanları tutuklandı ve daha sonra yalnızca Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk serbest bırakıldı. Buna karşılık Urfa ise AKP tarafından yönetiliyor. Kürtlerin yoğunlukta olduğu büyükşehir belediye başkanlıklarının üçünün DBP/HDP tarafından kazanılması, AKP devletinin bölgesel meşruiyetini sorgulatmaktadır. Aynı şekilde sadece belediye olarak değil halkın politik tercihini yansıtmak bakımından da önemli bir mesaj veriyor. Devletin, bölge halkının iradesiyle kazanılan belediyeleri hedef alan “yasadışı örgütler tarafından yönetiliyor” tezine, 31 Mart 2019 tarihinde ortaya çıkacak sonuçlar ile yanıt verilecektir.

Tablo-3:  24 Haziran 2018 genel seçiminde Kürtlerin yoğunluklu olduğu (büyükşehirler hariç) 13 ilde partilerin oy oranları.

İLLER HDP AKP MHP CHP İYİ

Parti

Saadet Partisi
ADIYAMAN 51.641 185.691 30.882 39.947 17.856 5.547
AĞRI GENEL 142.046 62.244 5.147 5.382 3.484 1.789
AĞRI MERKEZ 30.884 26.081 1.830 1.485 1.480 749
ARDAHAN GENEL 13.263 20.426 3.737 14.644 2.891 560
ARDAHANMERKEZ 6.821 6.723 1.625 4.767 1.746 152
BATMAN GENEL 180.107 67.774 2.823 3.736 3.124 8.965
BATMAN MERKEZ 143.795 44.490 1.535 2.487 2.323 6.358
BİNGÖL GENEL 37.877 77.030 8.065 2.498 5.619 1.507
BİNGÖL MERKEZ 21.275 45.558 4.409 1.040 3.231 914
BİTLİS GENEL 68.748 70.451 6.232 3.572 5.122 1.758
BİTLİS MERKEZ 10.980 16.318 981 1.052 1.579 420
HAKKÂRİ GENEL 97.171 25.540 4.760 4.027 1.633 705
HAKKÂRİ MERKEZ 30.197 6.263 1.510 1.487 535 277
KARS GENEL 41.004 52.758 10.121 20.151 10.569 958
KARS MERKEZ 16.536 17.706 4.008 11.568 6.066 376
IĞDIR GENEL 42.127 17.732 21.871 2.138 5.330 1.835
IĞDIR MERKEZ 29.268 11.614 16.180 1.425 4.066 842
MUŞ GENEL 101.525 57.733 6.520 3.622 7.854 1.643
MUŞ MERKEZ 34.099 36.660 4.869 1.435 3.730 1.092
SİİRT GENEL 75.885 55.867 4.893 2.959 2.157 1.341
SİİRT MERKEZ 40.314 27.695 2.672 1.721 1.127 850
ŞIRNAK GENEL 162.556 38.502 8.704 5.018 4.273 985
ŞIRNAK MERKEZ 21.704 10.771 3.292 1.168 1.403 277
TUNCELİ GENEL 28.211 7.227 3.019 14.354 849 165
TUNCELİ MERKEZ 13.782 2.244 981 5.182 371 58
TOPLAM 1.042.161  752. 538 116.674  159.885 70.687 27.758

13 Kürt ilinin bazılarında dengelerin değişmesi yani belediyelerin el değiştirmesi olasılığı bulunuyor. DBP/HDP’nin bu 14 ildeki oy ortalaması yüzde 47,6, AKP’nin yüzde 34,3, MHP’nin % 5,3, CHP’nin % 7,2, İYİ Parti’nin % 3,2 ve Saadet Partisi % 1,3 olarak gerçekleşmiş.

Bu 13 il, büyükşehir statüsünde olmadığı için il merkez belediye başkanlıkları sadece ilin şehir merkezi oylarıyla seçiliyor. Eğer, büyükşehir belediyeleri gibi oyların tamamı il belediye başkanlığı için kullanılmış olsaydı DBP/HDP 13 ilin 11’ini garantilerdi. Ancak il genelindeki oylar ile şehir merkezindeki oylar arası farklılıklar nedeniyle dengelerin değişme olasılığı olan iller var. AKP Adıyaman ve Bingöl’de hem il genelinde hem de il merkezinde belirgin bir üstünlüğe sahip görünüyor. DBP/HDP’nin ise Batman, Şırnak, Hakkari, Tunceli gibi illerde mutlak bir üstünlüğü var.

AKP için kritik olan iller bulunuyor. Bitlis şehir genelinde AKP ile DBP/HDP oyları birbirine yakın olmakla birlikte il merkezinde AKP’nin belirli bir üstünlüğü bulunuyor. Ancak bu üstünlük aşılabilecek bir boyutta.

Ardahan’da şehir genelinde AKP’nin belirgin bir üstünlüğü bulunuyor. Ancak şehir merkezinde AKP ile HDP oyları birbirine oldukça yakın görünüyor. Burada CHP de önemli bir faktör olarak ön plana çıkıyor.

Muş genelinde DBP/HDP’nin oy oranı yüzde 44,4; buna karşılık AKP’nin oy oranı ise yüzde 25,2 civarındadır. DBP/HDP’nin AKP karşısında belirgin bir üstünlüğü bulunmasına rağmen Muş il merkezinde AKP’nin oyu yüzde 15,7; DBP/HDP’nin oyu ise yüzde 14,9’dur. Küçük bir farkla da olsa AKP, Muş il belediye başkanlığını kazandı. Ancak DBP/HDP’nin Muş il merkezini yeniden kazanma olasılığı oldukça yüksektir. Aynı durum tersten Ağrı için de geçerlidir. Ağrı genelinde DBP/HDP’nin oy oranı yüzde 48,1, AKP’nin ise yüzde 21,0 civarındadır. Buna karşılık Ağrı il merkezinde DBP/HDP 30 bin 884 oy, AKP 26 bin 81 oy almış. Eğer DBP/HDP aday seçiminde hata yaparsa AKP, Ağrı il merkezini kazanma şansını yakalayabilir.

Tablo-4: Büyükşehirlerde partilerin oy oranları

İLLER HDP AKP MHP CHP İYİ PARTİ Saadet Partisi
DİYARBAKIR 554.172 169.529 9.932 16.765 22.824 14.110
MARDİN 233.109 113.579 9.359 10.888 3.938 3.144
URFA 245.450 439.860 77.135 28.764 14.884 10.866
VAN 308.795 157.542 14.744 10.872 5.963 4.010
TOPLAM 1.341.526 880.510 111.170 67.290 47.609 32.130

17 ilin toplamında DBP/HDP’nin oy oranı yaklaşık yüzde 50,2’dir. AKP yüzde 34,3; MHP yüzde 4,7; CHP yüzde 4,7; İYİ Parti yüzde 2,4 ve Saadet Partisi yüzde 1,3 oy almış. HDP dışındaki partilerin toplam oyu yaklaşık yüzde 74 olup DBP/HDP’nin almış olduğu oyların gerisinde bulunuyor.

HDP’nin Diyarbakır’da almış olduğu oy yüzde 67 civarındadır. Buna karşılık AKP yüzde 20,5; MHP yüzde 1,1; CHP yüzde 2,0; İYİ Parti yüzde 2,7; Saadet Partisi yüzde 1,6 ve bağımsızlar yaklaşık yüzde 4,5 oy almış. Mardin’de DBP/HDP yüzde 60,6; AKP yüzde 29,5 oy almış. Van da ise DBP/HDP yüzde 60,5 ve AKP yüzde 30,8 oy almış. Bir başka ifadeyle AKP şahsında devletin bu üç ilde belediye başkanlığını kazanması mümkün görünmüyor. Devlet, seçim yaptırmadan doğrudan bir darbe yaparak belediyelere el koyma kararı almadığı sürece üç büyükşehir belediyesini, bütün partiler birleşse dahi kazanmaları mümkün görünmüyor. Urfa’da ise tersine AKP’nin belirgin bir üstünlüğü bulunuyor. Urfa’da DBP/HDP yüzde 29,1 buna karşılık AKP ise yüzde 52,2 oy almış görünüyor. MHP’nin Urfa’da yüzde 9,1 civarında bir oy almış olması, bu ilde toplumsal tabanının olmasıyla ilişkili olmayıp, devletin arka plan yönetiminin HDP’nin barajı aşmasına karşılık MHP’nin de barajı aşması için almış olduğu bir kararın sonucudur. Çok yönlü çatışma alanına dönüştürülen Urfa’da MHP’nin bu düzeyde oy olması izlenen stratejik planın bir parçasıdır.

Devletin bütün olanaklarını kullansa da AKP, Diyarbakır, Mardin ve Van’da büyükşehir belediye başkanlığını kazanmasının çok zor olduğunu biliyor ve bu nedenle daha çok bazı ilçeleri almaya çalışacaktır. Buna paralel olarak DBP/HDP ise Urfa’da hem oyunu arttırmak hem de ilçe belediyeleri almak için bir taktik izleyecektir.

Yukarıda 24 Haziran 2018 genel seçimini baz alarak sunduğumuz istatistiki veriler, yerellerde belediye seçim sonuçlarını tek başına belirlemez ama somut bir değerlendirme yapmamıza yardımcı olur.

Kürt nüfusunun yoğunlukta olduğu illerde elde edilecek yerel seçim sonuçları, devletin izlediği politikalar nedeniyle, sadece yerel yönetimlerin değil aynı zamanda Türkiye’nin politik geleceği bakımından da bize bir fikir verecektir.

Devlet, Mart’a doğru DBP/HDP’yi etkisiz kılmak için operasyonları artıracak

Devlet, bütün gücünü ve olanaklarını kullanarak HDP’nin hem elde ettiği belediye sayısını düşürmeye hem de oy oranlarını aşağıya doğru çekmeye çalışacaktır. Öncelikli olarak seçim süreci yaklaştıkça DBP/HDP il ve ilçe yönetimlerine yönelik operasyonlar artacak ve çalışmayı kilitlemek için her olanak değerlendirilecektir. Ayrıca halk üzerindeki psikolojik baskıyı yoğunlaştırarak oy kullanmasını engellemeye çalışacaklardır. Bir başka önemli nokta da adayların gözaltına alınması, tutuklanması gibi planlar yoğunluklu olarak kullanacaktır. Bölgede fiilen uygulanan olağanüstü hal çok daha yoğunluklu olarak uygulanacak ve parti, aday ve seçmenin aktif kesimi kriminalize edilerek çalışmalar fiilen işlevsiz hale getirilecektir. Böylelikle DBP/HDP’nin etkili olduğu yerlerde seçimler, yerel yönetimlere hangi temsilcilerin geçeceğinin belirlendiği oylamalar olmaktan çıkıp devletin politik stratejisinin uygulanması için kullanılacaktır. Özellikle MHP-AKP ittifakı bu sürecin önemli bir halkası olarak işlev görecektir. MHP sadece İstanbul, Ankara ve İzmir’den aday göstermemekle kalmayacak aynı zamanda Kürt illerinde de AKP’yi çok aktif olarak destekleyecektir. Hatta Kars, Ardahan ve Iğdır’da MHP-AKP ittifakı resmileştirilecektir.

DBP/HDP’nin seçim stratejisi nasıl olmalıdır?

Öncelikli olarak vurgulamak gerekir ki, DBP/HDP’nin ve öncülleri de hesaba katıldığında, 20 yılı aşan bir belediyecilik deneyimi var. 20 yıldan fazladır, Kürt hareketinden politik temsilciler fiilen yerel iktidar gücü oldular. Akla şu soru geliyor, 20 yılı aşan bir süreçte yerel iktidar olan Kürt politik güçleri, somut denetlenebilir ve örnek gösterilebilecek mevcut belediyelerden niteliksel farklılığı olan bir belediyecilik modeli yaratabildiler mi? Ne yazık ki bu soruya olumlu yanıt vermek oldukça zor. Kürt politik güçlerinin yönettiği belediyelerde, Kürtçe tabelaların bulunması dışında, halkı kapsayan ve onların ekonomik, sosyal, kültürel ve zihinsel yaşamında değişim yaratan bir belediyecilik anlayışı geliştirilmedi. DBP/HDP ve öncülleri, sistemin belediyecilik anlayışında kopamadılar, bir bakıma onların küçük çapta solda bir versiyonu oldular. Kürt hareketi kökenli partilerin yönettiği belediyelerde, sistemin diğer partileri gibi rant kavgaları olmadı, doğa katledilmedi, imar planları hazırlanırken ekolojik dengeler önemsendi. Toplumun alt katmanlarına yönelik hizmette ciddiye alınabilir bir kısım adımlar atıldı. Ancak alternatif bir model yaratılamadı. Bir başka yazının konusu olmakla birlikte, bunun çok yönlü nedenleri üzerinde durmak ve sistemin belediyecilik anlayışının bütünüyle dışında toplumcu belediyecilik anlayışının geliştirilmesi için çalışmak artık kaçınılmazdır. Yani doğrudan halkın yerel yönetimlerde temsil edildiği yerel demokrasinin esas alındığı bir belediyecik anlayışı yaşama geçirilmesi gerekir. Belediye olanaklarının çok yönlü kullanılarak doğrudan halkın hizmetine sunulması ve sosyal-ekonomik-kültürel gelişme alanlarının yaratılması için stratejik projelerin geliştirilmesi zorunlu bir ihtiyaçtır.

20 yıllık deneyim içinde niteliksel dönüşü sağlayacak pratik projelerin geliştirilmesi ve bunun toplumun bütün kesimlerine yansıtılması gerekir. Örneğin belediye ulaşım ücretlerinin sembolik bir rakama indirilmesi, köylere belediye olanaklarıyla ulaşım sağlanması, tarımsal kooperatiflerin kurulması, özellikle kenar semtlerin altyapı sorununun stratejik projelerle çözülmesi, Diyarbakır, Mardin ve Van gibi büyük kentlerde metro-tramvay gibi toplu ulaşım sistemi için projelerin hazırlanıp uygulanması, aynı şekilde belediyelere bağlı bütün politik, sosyal ve mesleki kurumların temsiliyetinin sağlandığı halk meclislerinin kurulması ve bunların doğrudan veya dolaylı söz sahibi olmalarının sağlanması gibi yeniden yapılandırma projelerinin devreye konulmasını gündeme alan bir belediyecilik anlayışının geliştirilmesi niteliksel farkı ortaya koymak bakımından zorunludur. Bir bakıma ‘demokratik özerklik’ modelinin yerel belediyelerde uygulanarak yaşam bulması sağlanarak topluma kabul ettirilmesi önemli ve gereklidir. Yerellerden uygulanma başarısı gösterilmeyen bir modelin sistemi değiştirme aracı olarak sunmak ne inandırıcıdır ne de yaşam bulma şansı olur.

DBP/HDP, 31 Mart 2019 yerel seçimlerde geçmişin hatalarını tekrarlamamalı

Geçmiş yıllara göre, 17 ilin toplamında DBP/HDP’nin yüzde 6-7 civarında bir oy kaybı yaşadığı görülüyor. Bu durumu sadece devletin çok yönlü baskılarına bağlamak gerçekçi olmaz. DBP-HDP’nin ve öncüllerinin izlemiş olduğu yerel politikaların bu düşüşte ciddi bir etkisi bulunuyor. Bundan sonra da Kürt illerindeki belediye sayısının koruması ve ilçelerle birlikte sayıların arttırılmasının, devletin çok yönlü saldırılarına karşı önemli bir cevap olacağı açıktır. Bu gerçeğin farkında olmak ama aynı zamanda geçmişin hatalarını minimum düzeye indirecek politikaların geliştirilmesine ihtiyaç var.

Ayrıca İstanbul, Konya, Mersin, Adana, İzmir gibi batının önemli kentlerinden bazı ilçe belediyelerinin HDP tarafından alınması, devletin izlediği etkisizleştirme ve tasfiye politikasını bütünüyle işlevsizleştirir. Kürt nüfusunun oldukça yoğun olduğu Erzurum, Elazığ, Malatya, Maraş ve Antep illerinin de ayrıca incelenmesi ve özellikle bazı ilçe belediyelerin kazanılması için özel bir çalışma planı çıkartılması gerekiyor.

Burada belki de en önemli noktalardan biri de aday belirleme yöntemidir. Biçimsel veya sadece belirli çevreler üzerinde aday belirleme yöntemine gidilmemeli, toplumun farklı sosyal katmanlarının görüş ve önerileri mutlaka alınmalıdır. Yerel alanları yönetecek adayların doğrudan halkın iradesini yansıtacak kişilerden olması son derece önemlidir. Bunun için Diyarbakır, Van ve Mardin başta olmak üzere bütün illerde ve ilçelerde halkın tercihleri ve önerileri mutlak olarak dikkate alınmalıdır. İstisnalar dışında dışarıdan atamalar yapılmamalı, bir başka ifadeyle ‘ihraç’ edilmiş belediye başkan adaylarından kaçınılmalıdır. DBP/HDP merkezi atamalar yapsa da, bunların bölge insanı tarafından kabul edilebilir ve mümkünse de, yerleşik insanlarından olmasına özen gösterilmelidir. Özellikle bölgeyi tanımayanların atanmasının ciddi sorunlar doğurduğu geçmiş yıllarda görüldü. Ranta karşı olan ve bunu bütünüyle engelleyen, belediye olanaklarını bireylere değil toplumun/halkın hizmetine sunan insanların ve zihniyetin tercih edilmesi, başarılı olmanın ilk adımıdır.

Kürt illerinin realitesi dikkate alınarak, kitlesel güce veya oy oranlarına bakılmaksızın ittifakların kurulması oldukça önemlidir. Bunun yerellerde kurulacak ittifak dışında çok daha önemli bir psikolojik ve toplumsal etkisi olacaktır.

31 Mart 2019 seçim sonuçları sadece Diyarbakır’da değil esasen Ankara’da sarsıcı etkiler yaratacaktır. Bu gerçeğin farkında olunarak doğru bir strateji izlenmelidir

WP-Backgrounds by InoPlugs Web Design and Juwelier Schönmann