10 Ekim Davası’nda özet beyan: Kamu görevlileri yargılanmadığı gibi terfi etti, bu katliam siyasidir!

10 Ekim Ankara Katliamı’nın firari sanıkları için yapılan yargılama Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Duruşmada söz alan Avukat Sevinç Hocaoğulları davanın soruşturma aşamasından itibaren yaşananları tek tek anlatarak “Bu katliam siyasidir” dedi

10 Ekim Ankara Katliamı’nın firari sanıkları için yapılan yargılama Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. 37 aydır firari olan 16 IŞİD üyesi ile takip edilmesine rağmen yakalanmamasından sorumlu kamu görevlilerinin olmadığı duruşmada sanık sandalyeleri boş kaldı. Avukat Sevinç Hocaoğulları ise davanın soruşturma aşamasından itibaren yaşananları anlattı.

Hocaoğulları’nın duruşma sırasında anlattığı dava süreci şöyle:

 

Adaletin sağlanması, yapılması gerekenleri konuşabilmek için belki yine baştan soruşturma sürecinden başlayarak yargılama sürecinde de yaşadıklarımıza kısaca değinmek ve hatırlatmak gerekiyor. Adalet talebimizi yenilemeye bu yargılamada da devam edeceğiz.

Evet tam 3 yıl oldu katliam gerçekleştiğinden bu yana. Bir soruşturma süreci yaşadık hep beraber. Bizlerden kaçırılan ve 8,5 ayda tamamlanan bir soruşturma süreciydi bu. 27 Haziran 2016 tarihinde iddianame açıklandı. Kısıtlılık kararı ile yürütülen bir soruşturmaydı. Yargılamada çokça ifade ettik; bizlerden kaçırılan, bu katliamın mağdurlarından kaçırılan, ailelerden kaçırılan bir soruşturma sürecinde gerçeklerin açığa çıkarılamayacağını iddia ettik. Ne yazık ki biz hâlâ kısıtlılık kararı ile yürütülen bir soruşturmanın bu tefrik edilen dosyada da sonuçları ile eksiklikleri ile yüzleşmek zorundayız. Hâlâ kısıtlılık kararı ile gizlenen bir IŞİD örgütlenmesinin, kısıtlılık kararı ile gizlenen kamu sorumluluğunun izlerini taşıyan bir yargılamanın ikinci aşamasındayız.

Neyi kastediyorum? Soruşturma başladığında kısıtlılık kararı alındı, biz itiraz ettik. İtirazımız tabi ki bugün ne işe yaradığı çokça bilinen Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedildi. Biz tam 3 yıl önce 10 Kasım tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne aileler adına başvuruda bulunduk.

Kısıtlılık kararı başvurulara rağmen kaldırılmadı

Dedik ki “Yaşam hakkı ihlalinin olduğu böylesi bir katliamda bu soruşturmadan bir sonuç alınabilmesi için bu kısıtlılık kararının kaldırılması gerekiyor.” Kaldırılmadı. “Anayasa Mahkemesi’ne düşen görev bu kararın hukuka aykırı olduğunu tespit etmektir” dedik. Ne yazık ki 3 yıldır devam eden Anayasa Mahkemesi önünde bekleyen başvurudan sonuç alabilmiş değiliz. Bunun sonucu ne oldu?

Savaş Yıldız’ın bağlantıları bilinmeden yargılama

Savcılığın aldığı kısıtlılık kararının Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddettiği itirazımızın Anayasa Mahkemesi’nin hâlâ sonuçlandırmadığı başvurumuzun sonucunda bugün bu sanık sandalyesinde oturması gereken Savaş Yıldız’ın biz bağlantılarının ne olduğunu bilmeden siz de bir yargılama yürütmeye çalışacağız.

Savaş Yıldız hakkındaki soruşturmalarda da kısıtlılık kararı var

Siz de biliyorsunuz ki Savaş Yıldız MİT bağlantısı da olduğu söylenen, bilinen, bu yönde basına çokça haber çıkmış olan bir kişi. Kendisi 18 Mayıs tarihinde HDP Adana ve HDP Mersin binalarının bombalanmasını bizzat gerçekleştirmiş bir kişi ve bu kişi hakkında 3 yıldır devam eden Adana ve Mersin soruşturmalarında da kısıtlılık kararı var. Ve biz bugün Adana, Mersin, Diyarbakır, Suruç, Ankara katliamlarında alınan kısıtlılık kararlarının gölgesinde bizlerden kaçırılan soruşturma süreçlerinden adalet sağlamaya çalışıyoruz. Yani bugün bu mahkemede olması gereken Savaş Yıldız bu sıralarda oturmuyorsa hâlâ kısıtlılık kararı ile ilgili Anayasa Mahkemesi karar vermediğindedir.

Soruşturma savcıları tarafından bir soruşturma yürütülmedi

Yalnızca kısıtlılık kararı mıydı gerçekten adaletin sağlanmasını engelleyen? Hayır. 27 Haziran 2016 tarihinde bir iddianame düzenlendi. Temmuz ayında mahkemenize geldi. Biz o zaman mahkemeye bir dilekçe vererek “Bu iddianamenin iade edilmesi gerekiyor” dedik. Neden iddianame iade edilmeli? İddianamenin kabulü soruşturmanın usulüne göre yürütüldüğü ve tamamlandığı anlamına gelecekti. Oysa ki soruşturma savcıları tarafından bir soruşturma yürütülmemişti. Yalnızca usulü birtakım işlemler yapılmamıştır. Bırakın kamu görevlilerinin sorumluların açığa alınmasını IŞİD örgütlenmesinin gerçek bağlarının açığa çıkarılması yönünde dahi bir çaba sarf edilmemiştir.

Heyet iddianamenin iade edilmesi talebini incelemedi

Şimdi ortada bu kadar eksiklik varken mahkemenizce bu iddianamenin kabul edilmemesi gerekiyordu. Çünkü o zaman bu yargılamanın ikinci aşamasında olduğu gibi biz soruşturma süreci eksikliklerini tamamlamaya çalışacaktık yargılama boyunca. Ama ne yazık ki heyetiniz iddianamenin iadesi edilmesi gerektiği talebimizi incelemedi,yargılama başladı.

Yargılama boyunca neler oldu? Aslında ne kadar büyük bir tezat var siz de farkındasınızdır. Bir tarafta “Ben çocuğumun saçının teline kıyamazdım” diyen, bu yargılamadan çok şey bekleyen aileler; bir tarafta az önce sizin yalnızca usulü işlem olarak kimlere tebligat yapıldı, kimlerin katılma talebi var. Bunları bile sessizce okuduğunuz bir durum. Oysa sizin söylediğiniz her cümle oraya alınan her dilekçe, oraya gelen her katılma talebi önemlidir.

Soruşturma sürecinde de yargılama sürecinde de hassasiyet yok

Bizim geleceğimiz ile ilgili söylediğiniz her şeyi duymak istiyoruz. Çünkü biz bu yargılamadan bir beklentimiz var. “Adalet istiyoruz” derken yani bu dosyaya giren bir zarfın, beyanın peşinden giderken ne yazık ki tıpkı soruşturma sürecinde olduğu gibi yargılama sürecinde de bu yönde bir hassasiyet gösterilmedi.

3 Haziran tarihinde bir karar verildi ve biz kararı eleştirdik. Neden? Çünkü basında rekor hapis cezaları, yüzlerce yıllık hapis cezaları ile duyuruldu. Biz rekor cezaların peşinde değiliz. 103 insanın katledildiği bir katliamda “Rekor cezaların değil adalet peşindeyiz” dedik.

Tek bir kamu görevlisi hakkında soruşturma yok

Hiçbir kamu görevlisinin bu ikinci grup yani tefrik edilen dosya yönünden ayrılan dosyanın ilk duruşması olduğu bu tarih itibariyle dahi tek bir kamu görevlisi hakkında başlanan bir soruşturma dahi yok. bu neden önemli?

10 Ekim Katliamı 36 tane sanığın gelip iki tane intihar eylemcisinin gerçekleştirdiği bir katliam mıdır? Hayır! Bu siyasi bir katliamdır! O zaman bütün sorumluluklarının aydınlatılması gerekir. Mahkemeniz  bırakın siyasi sorumlulukları aydınlatmayı bu yönde beyanları olan müştekilerin katılanların sözlerinde suç duyurusu yapacak şeyler buldular. Siyasi iktidarı eleştirmek, bu yargılamanın aslında konu iken ne yazık ki bu salonda siyasi eleştirilerde bulunan ailelerimiz hakkında suç duyurusunda bulunuldu.

Gaziantep Valiliği’nin bu süreçte sorumluluğu olduğu açık

Elbette ki bu ülkeyi 10 Ekim Katliamı’na götüren siyasal sürecin bu mahkemede bu duruşma salonlarında yargılanması sorgulanması gerekiyordu. Neden sorgulanması gerekiyordu? Biliyorsunuz neredeyse 54 celse her duruşma grubunda bir Gaziantep Valiliği’nin bu katliamda sorumluluğu olduğu söyleniyor. Yani memleketin sınırı kalmamış. Cihatçı transferinin merkezi olmuş, kimin gelip gittiğinin hesabı yok. Gaziantep Valiliği’nin bu süreçte sorumluluğu olduğu açık. Oradaki jandarmaların, sınırı denetleyen kolluk güçlerinin yargılanması gerektiği açık. IŞİD örgütlenmesinin merkezinde olduğunu söylediğimiz derneklerin denetlemesi gereken Gaziantep Valiliği’nin sorumluluğu açık.

Gaziantep valisi, İstanbul valisi olarak atandı

Ve bizim katliamın üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen geldiğimiz aşama nedir? Geçen ay bir valiler kararnamesi yayımlandı. Bu katliamların merkezlerinde olan Gaziantep valisi, İstanbul valisi olarak atandı. Şimdi bu bizler için kabul edilebilir bir şey midir? Gaziantep valisinin sorumluluğu açığa çıkarılmamışken terfi edilmesinin anlamı nedir? Bu koşullarda bir yargılama yürütülebilir mi? Yürütülemez.

Suç duyurularımızdan biri ile açıklamak istiyorum. Gaziantep valisinin, sizin de basından takip etme olanağınız olmuştur, dosya sanıklarından Hacı Ali Durmaz’a “Hacı Ali Bey” demesi… “İnsandır dil sürçer” diyebilirsiniz ama değil. Bu katliamın firari sanığı olarak henüz aranırken polis operasyonunda öldürülen Mehmet Kadir Cebel, “Çevresindekilere komşulara zarar vermemesi için vuruldu” denildi. Sahiplenilmesinin yargıda da bir karşılığı var. Biz soruşturma ve yargılama süresinde öldürüldüklerini düşündüğümüz sanıkların tanıklarla ilgili yürütülen operasyonlar hakkında suç duyurusunda bulunduk.

Şikayetimiz hakkında da sonuç alamadık

Bunlardan biri valinin açıklama yaptığı Mehmet Kadir Cebel, her ne kadar “Uzaktan vuruldu” denilse de yakın mesafe atışla yani infaz olduğu şüphesi uyandıracak şekilde öldürüldü.

Ama biz valinin hakkında inceliklerini anlattığı sanığın şikayetimiz hakkında da sonuç alamadık. Savcılık hızla hakkında takipsizlik kararı verdi şikayetimiz ile ilgili. Ve biz bugün iki yıllık yargılama soruşturma ile beraber üç yıllık sürecin ardından hakkında tek bir soruşturma olmayan kamu görevlilerinden bahsetmek durumundayız.

Onlarca kamu görevlisi ailemiz hakkında cezalar verildi

Eşitsizlik var elbette. Kimler yargılandı? 10 Ekim Katliamı’nı ananlar, greve giden memurlar, katliam haberini yapan gazeteciler, takvimlere yer veren sendikaların takvimleri işyerlerinden toplatıldı, cenazelerde slogan attıkları gerekçesiyle ailelerimiz yargılandı. Ve burada tek bir kamu görevlisi soruşturulmamışken onlarca kamu görevlisi ailemiz hakkında cezalar verildi. Bu nedenle biz bu davanın siyasi bir katliam olduğunu bir kez daha söylemek mahkemenizin de üzerine düşen görevi bu katliamın bütün sorumlularının açığa çıkarılması yönünde bir çaba içerisinde olması gerektiğini tekrar etmek durumundayım.

Bir buçuk yıllık bir yargılama sonucunda “Kamu görevlileri ile biz ilgilenmiyoruz, iddianameye bağlıyız” dediniz. Ama gerçekten IŞİD örgütlenmesinin bu suç örgütünün bütün ilişkilerini ve ilişki ağlarını çıkaran bir soruşturma mıydı? Ne yazık ki hayır. IŞİD örgütlenmesinin dosyanın sanıklarının toplum ilişkilerini gören gerçekten IŞİD örgütlenmesini aydınlatan bir yargılama değildi. Böyle sürdürülmedi.

Bu yargılama yitirdiklerimizi anmak ile ilgili bir yargılama değil, bu yargılama Türkiye’nin bugün de içinde olduğu savaş sürecinde işlenmeye devam eden suçlarla ilgili bir yargılama. Bizler bu yargılamada geçmiş soruşturma ve yargılama sürecinde yapılmayan şeyleri talep etmeye devam edeceğiz. Kamu görevlilerinin sorumlularının yargılanması talebini talep etmeye devam edeceğiz.

Sendika.Org