ETHA muhabiri Kayar ve dört ESP’li tahliye edildi

ETHA muhabiri Ali Sönmez Kayar ile aralarında Genel Başkan Yardımcısı Sıtkı Güngör’ün de bulunduğu 4 ESP’li tutuklu yargılandıkları davada tahliye edildi

ETHA muhabiri Ali Sönmez Kayar ile 4 ESP yöneticisinin tutuklu, toplam 9 kişinin yargılandığı davanın duruşması, İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmada, tutuklu gazeteci Kayar, ESP Genel Başkan Yardımcısı Sıtkı Güngör, SGDF MYK Üyesi Ali Deniz Esen, Narin Dürü ve Eren Bulut ile avukatları hazır bulundu.

Kayar: “Sosyalist ve gazeteciyim”

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, HDP Milletvekili Murat Çepni, ESP yöneticileri, sivil toplum örgütü temsilcileri, aileler ile çok sayıda gazeteci izlediği duruşmada ilk olarak ETHA muhabiri Ali Sönmez Kayar savunma yaptı.

Toplumdaki tüm muhalif kesimin tutuklanma tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirten Kaya, şu sözlerle tahliyesini talep etti:

Her gün gazeteciler, akademisyenler, öğretmenler tutuklanıyor. Ben de bunlardan biriyim. En demokratik eylemlere katıldığım için 9 aydır tutuklu bulunuyorum. Katıldığım eylemlerin tamamı Anayasa’nın güvence altına aldığı eylemlerdir. Ne yazık ki iddia makamı bunlardan zorla ‘örgüt üyeliği’ çıkarma uğraşında. Sosyalistim ve gazeteciyim. Bu ülkede demokratik olmayan bir duruma bir insan olarak bir gazeteci olarak tabi ki müdahale edeceğim. Eğer bir yerde adalet çığlığı varsa Cumartesi Anneleri adalet diyorsa, Suruç aileleri adalet taleplerini dile getiriyorsa tabi ki yanlarında olacağım. Bu coğrafyada bu kadar sorun varken insanları sırf cenazelere katıldığı için tutuklamak hangi adalete sığar? Burada tutulmamız hukuki değil, tamamen siyasi bir karardır.

Güngör: “Adalet herkese lazım”

Kayar’dan sonra söz alan tutuklu ESP Genel Başkan Yardımcısı Sıtkı Güngör, iddianamenin hukuksal niteliğe sahip olduğunu düşünmediğini belirtti.

İddia makamının kendisini “yasadışı örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” ile suçladığını, buna karşın ortaya somut bir fiil kanıt sunamadıklarını belirten Güngör şunları söyledi:

Yasa dışı örgüt üyesi olmanın kanıtları demokratik eylemler olamaz. Böyle bir mantığı kabul etmiyorum. İddianamede mevcut yasalar zorlanmış. Şahsım üzerinde herhangi bir tanık ifadesi yok. Ne bir silahım var ne örgüt üyeliğine dair somut bir delil ortaya konulabiliyor. Buna rağmen örgüt üyeliği gibi zorlama bir kararla hukuku keyfi olarak yorumlayarak aşındırmıştır. Bundan dolayı bizleri aylarca tutuklatamaz. Yasa var, hukuk var, maddeler var. Sosyalistiz diye anayasalar bu kadar aşındırılıyorsa iddianamenin hukuki mantığından bahsedemeyiz.

Daha sonra savunma yapan Narin Dürü de, “Ben 11 yıllık sağlık emekçisiyim ve KESK üyesiyim. Sendikal faaliyetler yürütüyorum. O yüzden yürüyüşlere de katıldım. Sosyalist bir insanım. Birçok eylem ve kitlesel etkinliğe katıldım. Tahliyemi talep ediyorum. Herhangi bir yasa dışı örgütle bağlantım yoktur” dedi.

Avukat savunmalarının ardından duruşmaya ara veren mahkeme heyeti, tutuklu yargılanan 5 kişinin yurt dışı yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi.

Duruşma, 19 Şubat’a ertelendi.

Sendika.Org

WP-Backgrounds by InoPlugs Web Design and Juwelier Schönmann