“Müteahhitler şantiyelerini kapıyor, inşaatlar hayalet beton bölgelerine dönüşüyor”

Ekonomik kriz inşaat sektörünü derinden vururken, İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna konutta doyum noktasının aşılmasından dolayı İstanbul’da yapılıp satılamadığı için boş kalan, hayalet bölgelerin oluştuğunu, müteahhitlerin şantiyelerini kapatmaya başladığını aktardı

Ekonomide yüksek döviz-yüksek faiz sarmalına girilmesiyle birlikte inşaat sektöründe de kriz adım adım derinleşmeye başladı. Piyasanın önde gelen şirketlerinden iflas bayrağını çekme, borç yapılandırmasına gitme ve projelerini durdurma haberleri peş peşe gelirken, Sözcü’ye konuşan İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna ise satılamadığı için boş beton yığınlarına dönüşen projelerin arttığına dikkat çekti.

İnşaat sektöründe talepten çok daha fazla sayıda konut yapıldığını, plansız programsız inşaatlar dikildiğini, kentlerin beton yığınlarına dönüştürüldüğünü söyleyen Suna, şöyle devam etti:

Konuta olan ilgi sona erdi. Doyum noktası çoktan aşıldı. İstanbul’un çevresinde hayalet bölgeler oluşmaya başladı. Yapılan ama satılamadığı için boş kalan inşaatlar ürkütücü görüntüler sunuyor. Kamu inşaatlarını yürüten müteahhitler ve büyük inşaatları yürüten müteahhitler yavaş yavaş şantiyelerini kapatmaya başladılar. İnşaat malzemelerine gelen zamlar yüzde 200’ler 300’lerde. Bu rakamlarla sektörün ayakta kalması mümkün değil.

Müteahhitliğin tanımı ya da yasası yok, ticari kaygı teknik kaygının önünde

Türkiye’deki müteahhit sayısının 335 bine ulaşmasını “çarpıklık” olarak niteleyen Suna, müteahhitliğin bir tanımı ya da yasası olmadığını, her sermayesi olanın Ticaret Odası’na kayıt yaptırıp gökdelenler dikebildiğini, buna dönük hiçbir engel ya da denetim bulunmadığını kaydetti.

“Ne yazık ki inşaat sektöründe ticari kaygı teknik kaygının önünde gidiyor” diyen Suna, Türkiye’de Yapı Denetim Sistemi ile ilgili yasanın 1960’lardan bu yana gündemde olduğunu ama hiçbir zaman hayata geçmediğini, 1999 depreminden sonra uygulamaya konulduğunda ise müteahhitlerin baskısıyla içeriğinin değiştirildiğini ve sigorta ayağının kaldırıldığını ifade etti.

Suna imar affı, olası İstanbul depremi ve Kanal İstanbul içinse şöyle konuştu:

“İmar affı hançerdir, aldatmacadır”

“İmar affı” ne yazık ki kentlerimizin kalbine batırılan acımasız bir hançer. Sadece İstanbul’da bir milyonu aşan ruhsatsız ve kaçak bina var. İmar affından yararlanan, temeli bile olmayan binalar yeni facialara yol açacak. İmar affı bir aldatmacadır. Beklenen İstanbul depreminde meydana gelecek yıkımların sorumluluğu da vatandaşlara yüklenmiştir. Verilen kayıt belgelerindeki inşaat mühendislerinin ıslak imzaları kaldırılarak, bilinçli olarak mesleğimiz itibarsızlaştırılıyor. Böylece sahte mühendislerin yolu açılmıştır.

“Olası deprem büyük bir faciaya yol açacak”

İnşaat mühendisleri, bir binayı en az 100 yıl ayakta durabilsin diye yaparlar. Ama malzemeden çalmak var, denetimsizlik var. Ne yazık ki ahlaki ve etik kurallara uyulmuyor. Bırakın 100 yıl yaşamasını, durduğu yerde çöken binalar var İstanbul’da.

Olası deprem İstanbul’da büyük bir faciaya neden olacaktır. Çünkü 1999 depreminden günümüze kadar sağlıksız yapı sayımız ne yazık ki artmıştır. Beklenen depremde 100 bin bina hasar görecektir. Önlemler ne yazık ki alınamadı. Mesela, İstanbul’un depremden sonra 496 adet toplanma alanı tespit edilmişti. Şu anda bu sayı 77’ye indi. Bütün o alanlar imara açıldı, rant kapısı oldu.

“Kanal İstanbul tam bir garabet, tam bir facia”

Kanal İstanbul garabet, İstanbul için asla gerekli olmayan bir proje. Bu kanalla birlikte Trakya ve İstanbul nüfusu artacak. İstanbul’a gelen su riske girecek, doğanın dengesi bozulacak, Marmara Denizi kirlenecek, İstanbul’un akciğerleri olan Kuzey Ormanları yok edilecek. Kanal hafriyatı inanılmaz boyutlarda olacak, bölge toz bulutundan geçilmeyecek. Ekolojik denge alt üst olacak. O hafriyatla Marmara Denizi’nde adacıklar yapılacağını söylüyorlar. Buna çocuklar bile güler. Çünkü depremin merkezi kanalın çok yakınında. Bir de tsunami tehlikesi var. Tam bir facia… Boğaz’daki gemi trafiğinin azaltılacağı söyleniyor. Oysa zaten azaldı ve daha da azalacak. Çünkü artık yakıt transferleri, doğalgaz hattıyla Avrupa’ya borularla yapılıyor.

Sendika.Org