Karma olmayan eğitim demokratik bir tercih meselesi olamaz – İsmail Topkaya

Karma eğitime son veren eğitim yönetmeliğinin uygulanmaya başlamasıyla birlikte milli eğitimde “cinsiyetçi eğitim uygulamasına” geçiş süreci başlayacaktır. Bu karar eğitimin bitirilişi bağlamında tam bir finaldir

Daha birkaç gün önce eğitimin önemi, değerliliği ve yapılması gerekenlere ilişkin olarak “Eğitim için kıyameti koparmalıyız” demişti sayın bakan. Birçok kişiyi olumlu düşünmeye ve hatta sevk eden bu ifade ile “Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği”nde yapılan bazı düzenlemeler ile karma eğitimi delmeye yönelik pratik sonuçları olası girişim arasında nasıl bir bağ kurulabilir?

Milli Eğitim Bakanlığı, okulların açılması ve kapanmasına ilişkin esasların düzenlendiği yönetmelikte yapılan değişikliklerle Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ile mesleki eğitim merkezlerinde karma eğitim yapılması şartını kaldırdı. Resmi Gazete’de yayımlanan “Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği”nde değişikliği ile nüfus ve öğrencinin az olduğu yerleşim yerlerinde düz lise, meslek lisesi ve teknik lisedeki programları tek lisede toplayan çok programlı liselerde kız ve erkek ayrı eğitim yapılmasının önü açılmış oldu.

Yönetmelikte liselerin açılmasına ilişkin esasların düzenlendiği bölümden “Çok programlı Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve mesleki eğitim merkezinde karma eğitim yapılır” maddesi dün yapılan değişiklikle kaldırıldı. Bu değişiklikle taşrada imam hatipler yerine öğrenci yetersizliği nedeniyle akademik eğitim talep eden binlerce öğrencinin okullarının bölünmesine olanak sağlandı. Ayrıca bütün eğitim kurumlarının harem-selamlık olarak kurgulanmasını talep eden tarikatların istekleri doğrultusunda imam hatip liselerinin dışında Anadolu liselerinin de kız ve erkek lisesi olarak ayrılması mümkün hale gelmiş oldu.

MEB Ortaöğretim Genel Müdürü’nün genelgesiyle yargının yönetmeliğe ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verdiğini duyuran bakanlık, “‘Karma eğitim’ ibaresine yönelik yargının yürütmeyi durdurma kararı gereğince düzenleme yapılmıştır” açıklaması yaptı.

Yönetmelikteki madde kaldırılsa da Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “karma eğitim” başlığı altındaki “Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak eğitimin türüne, imkân ve zorunluluklara göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir” maddesi söz konusu olsa da fiili anlamda karma eğitimin delinmesine yönelik pratik sonuçları yakında görmeye başlayacağımız kesindir.

Bu bağlamda Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Karma eğitim olduğu gibi devam edecek, bu iddialar doğru değil. Bunun yanında karma olmayan eğitim de verilebilir. Bu tamamen gönüllük esasına bağlı olarak hem eğitim veren kurum açısından böyledir hem de oraya çocuklarını gönderecek aileler açısından, çocuklar açısından…. Dolayısıyla burada opsiyonları çoğaltmak suretiyle bir demokratik görev yerine getirilmiş oluyor” değerlendirmesi, söz konusu düzenlemenin ne anlama geldiğini ve nasıl işleyeceğini en iyi ve en açık ifade eden açıklama olarak görülmelidir.

Söz konusu düzenlemelere ilişkin olarak toplumun bazı kesimlerinde “Kız lisesi ve erkek lisesi uygulaması zaten vardı” şeklindeki yaklaşımlar “karma eğitim” yasasını delmeye yönelik “Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği”ni yeniden düzenleyen değişiklikleri hafife alma veya ciddiye almamaya yönelik algı yaratmayı amaçlayan ifadelerdir.

İlgili yönetmelik düzenlemesi kız veya erkek lisesi açabilme ile ilgili değildir. Bu tür okullar açabilme imkânı Milli Eğitim Temel Kanunu gereği ilgili mevzuatta zaten vardı. Bu düzenleme başta devlet okullarında olmak üzere ama önce özel okullardan başlaması muhtemel karma eğitime yönelik her türde, çeşitte ve seviyede karma eğitimi sözde tercihe bırakarak, diğer ve asıl söylemle karma eğitimi “tercih etmemeye olanak sağlayarak” haremlik-selamlık eğitime geçişin kapısını aralayan nitelikte bir düzenlemedir.

Oysa dünyanın gelişmiş hiçbir toplumunda ve ülkesinde “karma eğitim” tercihe bırakılacak bir şey değildir. Çünkü karma eğitim tam olarak gelişmişlik, uygarlık önkoşullarından birisidir. Bunun bilimsel, toplumsal, ekonomik ve pedagojik bütün verileri ilgili literatürlerde mevcuttur.

İşin pratik yönüne gelince mahalle, semt, köy, kasaba, ilçe gibi yerleşim yerlerinde tarikatlar, cemaatler ve hatta partiler aracılığı ile “Ben kızımı kız ilkokulunda, kız ortaokulunda, kız lisesinde okutmak istiyorum” şeklinde binlerce “tercih etme” daha doğrusu karma eğitimi “tercih etmeme” dilekçesi ve başvurusu toplama olanağını bulabileceğiniz bir ülkedir burası. Dolayısıyla ilgili yeni yönetmelik değişikliği sözde tercih etmeyi öne çıkararak, tercih meselesini “demokratik”, “özgürlükçü” ve “katılımcı” bir anlayış ile istismar eden ve bunlar ile hiç ilgili olmayan bir yaklaşımın ürünü sonuçla gebedir. Bunların benzer örneklerini o kadar çok yaşadık ki.

Karma eğitime son veren eğitim yönetmeliğinin uygulanmaya başlamasıyla birlikte milli eğitimde “cinsiyetçi eğitim uygulamasına” geçiş süreci başlayacaktır. Bu karar eğitimin bitirilişi bağlamında tam bir finaldir.

Bu karara imza atan bakanın aynı zamanda bir “eğitim bilimci” akademisyen olması ise oldukça manidar görünmektedir. Bazı kişiler “Ne var bunda, kız öğrenciler ile erkek öğrencilerin bir arada eğitim almamasının ne sakıncası olabilir?” diye düşünebilir ve sorabilirler. Bunu önce “eğitim bilimci” bakana sormak lazım gelse de bilimselliğin ve nesnelliğin gereği birkaç sakıncayı sıralamakta yarar olacaktır. “Tehlikeli merak”, “sapkın merak”, “karşı cinse yabancılaşma”, “karşı cinsin aşağılanması” ve “cinsiyet eşitsizliğinin pekiştirilmesi” gibi eğitsel sonuçlar karma eğitimden vazgeçmenin “muhtemel” değil kesin sonuçlarıdır. Bu konuda dünya ölçeğinde genel tabloya bakıldığında her şey oldukça açık ve nettir.

Uygar, gelişmiş, refah toplumlarında ve ülkelerde karma eğitim esastır. Çünkü uygarlığın, gelişmişliğin ve refahın en temel göstergelerinden, koşullarından ve sonuçlarından birisi cinsiyet eşitliğidir. Cinsiyet eşitsizliği barındıran her tür yaklaşım uygarlığa ve gelişmişliğe tezat teşkil eder. Karma eğitim işte bunun için vazgeçilmez ve birilerinin ideolojik, düşünsel ve geleneksel tercihlerine bırakılamaz bir meseledir.