10 Ekim Katliamı’nın karar duruşması: “AKP’den ve Erdoğan’dan şikayetçiyim”

10 Ekim Ankara Katliamı’nın karar duruşması bugün Sincan Cezaevi Kampüsü’nde başladı. Dava yarın 9.30’a ertelendi

 

10 Ekim Ankara Katliamı davasının Sincan Cezaevi Kampüsü’nün mahkeme salonunda görülen duruşmanın karar duruşması olması bekleniyor. 23 aydır Sıhhiye Adliyesi’nde görülen dava, karar duruşmasından önce güvenlik bahanesiyle Sincan’a kaçırılmıştı. Davayı takip etmek için Türkiye’nin pek yerinden kişi ve demokratik kitle örgütleri Sincan’a geldi.

Davaya gelenler 3 farklı arama noktasından geçerken cezaevi girişinde çok sayıda TOMA ve çok sayıda çevik kuvvet polisi bulunuyor. Davayı takip etmeye gelenlerin duruşma salonuna girmelerinin ardından duruşma başladı.

 

“Davanın Sincan’a kaçırılmasını kınıyoruz”

Ardından, katliamda hayatını kaybedenlerin avukatları beyan ve taleplerini sunmaya başladı. Av. Murat Kemal Gündüz, davanın Sincan’a kaçılmasını kınadığını belirterek şunları söyledi:

50 celsedir Sıhhiye’de yargılamayı sekteye uğratacak hiçbir şey olmamasına rağmen davayı Sincan’a naklettiniz. İtiraz ettik, reddedildi. Duruşma şehirden kaçırıldı. Müvekkillerimizi göremiyoruz, sizi dahi zor görüyoruz. İnsanlar eziyet çekerek duruşmalarını takip etmeye çalışıyorlar. Şehir dışlarından gelen insanlar, sınırlı sayı olduğu için duruşmaya dahi katılamıyorlar. Dava adeta Sincan’a kaçırıldı. Bu durumu kınıyoruz. Buraya girerken bile türlü türlü sıkıntı çıkardılar 7 yaşındaki çocuğu 18 yaşından küçükler katılamaz diye engellemeye çalıştılar. Dava maalesef buraya kaçırıldı. Biz bu durumu kabul etmiyoruz.

Av. Ziynet Özçelik, hayatını kaybedenlerin yakınlarının beyanda bulunmasını talep etti ve “Onlar açıklamalarda bulunduktan sonra biz açıklamalarımızı sunacağız” dedi ancak talebi reddedildi. Ailelerin, “Bu nasıl açık yargılama, söz hakkımız bile yok” diye tepki göstermesinin ardından, ailelerin avukatlarından Av. Sevinç Hocaoğulları söz aldı ve “Mahkemenizde bu davada asıl sorumluların, sorumluluklarının araştırılması yönünde hiçbir çabaya girişilmedi” diyerek tüm ailelere ve kurum temsilcilerine söz verilmesi gerektiğini söyledi. Mahkeme tüm aileler adına altı temsilcinin konuşması kararlaştırıldı.

“Katliam günü neden bu aramalar yoktu?”

Ardından beyanda bulunan EMEP GYK Üyesi Korkmaz Tedik’in annesi Zöhre Tedik, katliamdan sorumlu olan kamu görevlilerinin neden yargılanmadığını sordu ve neden önlem alınmadığını sordu ve şunları söyledi:

10 Ekim 2015’te ailecek alana gittiğimizde tek talebimiz barıştı. Türkiye’nin her yerinden insanlar Ankara’ya geldiler. Oğlumu kaybettik, onu ararken üzerimize gaz bombası atıldı. Taleplerimizin hiçbiri göz önüne alınmadı. Bütün bunlara göz yuman kamu görevlileri neden yargılanmıyor? Bu salona gelirken kaç aramadan geçtik, katliam günü neden bu aramalar yoktu? Keşke önlemleri o zaman alsaydınız. Bu sanıklara verilen ceza adaleti getirmeyecek. Asıl sorumlular yargılanmadan bizim içimiz rahatlamayacak. Hiçbir şey benim oğlumu geri getirmeyecek ama bu mütalaa ile bir kez daha bizi öldürdünüz.

“Çocuklarımızın katillerini koruyorsunuz”

Katliamda yaşamını yitiren ailelerin beyanda bulunması için seçtiği temsilcilerden Kemal Kılıç da, duruşma günü bu kadar önlem alan kolluğun 10 Ekim günü nerede olduğunu sordu. Kılıç, sözlerine şöyle devam etti:

Biz adalet için buradayız ama adaletsizliğin en büyüğünü görüyoruz. Bizim çocuklarımızın katillerini koruyor ve kolluyorsunuz. Bizi bugün burada bir kez daha öldürüyorsunuz. Ben hukukçu değilim ama burada maddi gerçekliğin ortaya çıkmasını istiyoruz. Bunun içinde sunduğumuz somut hiçbir delili kabul etmediniz, araştırmadınız.

“Kamu görevlileri işini yapsaydı ne Suruç ne Diyarbakır ne 10 Ekim olurdu”

Katliamdan yaralı kurtulan Ayşegül Duman, %45 engelli olduğunu, hasta annesini evde bırakarak Artvin’den duruşmaya geldiğini söyledi ve davanın kaçırılmasına “Fizana da gitse bu davayı daha da kalabalık olarak gelecek ve takip edeceğiz” sözleriyle tepki gösterdi. Duman, sözlerinin devamında şunları kaydetti:

Sunulan deliller, getirilmesini istediğimiz deliller, bizlerin beyanları bu olayın bize yaşatanların üç-beş öfkeli genç değil resmen bir terör saldırısı olduğu ve CMK 77’ye göre de insanlık suçudur. Fakat savcılık nedense bunu “vahşice duygularla insan öldürme” olarak nitelendirdi. Burada insanlık suçu işlenmiştir. Bu yüzden biz “vahşice duygularla insan öldürme” olarak değil insanlık suçu kapsamında değerlendirme yapılmasını istiyoruz.

Biz konuşurken şahsınıza değil temsil ettiğiniz 4. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına saygı duyarak konuştuk. Sayın savcı ve sayın heyet eğer o 66 tane istihbarat raporu gerekli yerlere ulaşmış olsaydı ve ilgili kamu görevlileri kendi görevlerini yerine getirmiş olsaydı ne Suruç, ne Diyarbakır ne 10 Ekim ne de 10 Ekim’den sonraki katliamlar gerçekleşirdi. Biz hiçbir yerde hiçbir insan ölmesin, yaşam en kutsal haktır dediğimiz için alanlardaydık.

“Sorumluları yargılamadan dosyayı kapatmayın”

“Biz buraya gelirken insanlar bize boşuna gitmeyin oradan bir şey çıkmaz dediler. Ama biz bu davadan bir şeyler çıkarmak, gerçek adalete erişmek için geldik” diyen Duman, mahkemeye “Bu dosyayı asıl sorumluları yargılamadan kapatmayın” dedi.

Beyanda bulunanlardan Özcan Aydın’ın “Bu duruşma salonuna ilk defa geldim, hava alanında uçağa binmek buraya girmekten daha kolay. İroni yarattı, çünkü olay günü tam tersi vardı” ifadelerini kullandı. Ardından katliamda yaşamını yitirenlerden Avukat Uygar Coşgun’un annesi Emel Coşgun söz aldı ve “Ben meslektaşınız Av. Uygar Coşgun’un annesiyim. Bir meslektaşınızın da katledildiği gerçeğini hatırlayarak bir karar vermenizi istiyorum” dedi.

“Katliam dosyalarına bakıyoruz aynı isimler, aynı ekip”

Katliamda ağır yaralanan ve hala tedavi gören Cihan Andinç’in babası Ahmet Andinç, oğlunun çocuklar ölmesin diye Diyarbakır’dan 10 Ekim Mitingi’ne geldiğini ifade etti. “50 duruşmadır bizim gördüğümüz şudur ki; bu katliamı yapanlar bir yerden destek gördüler. Diğer katliam dosyalarına bakıyoruz aynı isimler, aynı ekip. Aynı isimler geçmesine rağmen bu konuda hiçbir tedbir alınmıyor. Katliamcılar Gaziantep’ten polis barikatı aşıyor, uyuşturucu bulunmasına rağmen yakalanmıyorlar ve tren garına kadar gelebiliyorlar. Devlet en azından bu konuda bu katliama yol verenleri yargı makamlarına teslim etmesi gerekirdi” dedi ve mahkemenin bu yargılamanın önüne geçtiğini söyledi.

“Artık adalet iktidarın özel mülküdür”

Katliamda yaralananlardan Muhammet Bahadır Kılıç “Bizim vergimizle maaşını alan polis, bizim vergimizle aldığı gaz bombalarını IŞİD’in yarım bıraktığı işi tamamlamak üzere üzerimize sıktı. Bugün yaptığınız yargılama göstermelik demek istemiyorum. Ama arkanızda yazan adalet mülkün temelidir yazısı artık adalet iktidarın özel mülküdür” dedi.

“AKP’den ve Erdoğan’dan şikayetçiyim”

Katliamda hayatını kaybedenlerden birinin yakını beyan sırasında “Eli kanlı silahlı terör örgütü AKP’den ve elebaşı faşist diktatör Recep Tayyip Erdoğan’dan şikayetçiyim” deyince mahkeme başkanı mikrofonu kapattırdı. Aileler ve izleyiciler alkışlamaya başladı. Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.

“Bu katliam tek başına IŞİD eylemi midir? Seçimler arasında söylenenlerle alakası olabilir mi?”

Aranın ardından ailelerin avukatların Av. Tonguç Cankurt söz alarak “IŞİD soruşturmalarının farklı illerde sonuçsuz kalmasının nedeni iktidarın ceza yargılaması politikasının bir sonucudur. Sormak gerekir acaba bu katliam tek başına IŞİD eylemi midir? 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri arasında söylenen sözlerle alakalı olabilir mi bu eylem?” dedi. Ardından Av.Kazım Bayraktar ise şunları söyledi:

Siyasal iktidar bu çetelere politikaları gereği terör örgütü diyemedi. Türkiye’nin adı dünyada cihatçı otobanı olarak anılmaya başlandı. Bu cihatçıların binlerce üyesi Türkiye sınırından Suriye’ye geçti.

Avukat beyanlarının ardından HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran ve KESK genel eş başkanı Mehmet Bozgeyik beyanda bulundu. Mahkeme heyeti duruşmayı yarın 09.30’a erteledi.

http://sendika62.org/2018/07/10-ekim-davasi-avukati-cankurtun-mahkemedeki-beyani-akp-isidin-suc-ortagidir-504902/

Sendika.Org, Toplumsal Hukuk