Suruç’ta yaralı kurtulan Zindan Dorudemir: Bu dava için adalet aradığım için tutuklandım

Suruç Katliamı’nda yaralı kurtulan ve açılan davaya ilk kez katılan Zindan Dorudemir, “Bu dava için adalet aradığımdan dolayı tutuklandım. Bu davayı OHAL koşullarında hapishane de gazeteden takip edebildim. Nitekim hala tutsak Suruç tanıkları var. Davaya katılmaları engelleniyor” dedi

Urfa’nın Suruç ilçesi Amara Kültür Merkezi’nde 20 Temmuz 2015 tarihinde Kobaneli çocuklara oyuncak götürmek için Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) öncülüğünde bir araya gelen 300 genç, basın açıklaması yaparken DAİŞ’in canlı bombalı saldırısına maruz kalmış ve 33 kişi yaşamını yitirirken, 100’ü aşkın genç de yaralanmıştı. Saldırıya ilişkin Urfa 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın beşinci duruşması, Urfa T Tipi Cezaevi Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görüldü.

Duruşmaya, katliamda yaralı kurtulanlar, Suruç Aileleri İnisiyatifi üyelerinin yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) Urfa Milletvekili Adayı Ayşe Sürücü, Urfa Baro Başkanı Ahmet Tüysüz duruşmaya izleyici olarak katıldı. Çok sayıda müşteki ve mağdur avukatlarının hazır bulunurken sanık Yakup Şahin tutuklu bulunduğu cezaevinde SEGBİS ile hazır edildi. Duruşma müştekilerin ifadelerinin alınmasıyla başladı.

Söz alan bütün mağdur ve müştekiler, bir süre önce kalp krizi sonucu yaşamını yitiren ve katliamda yaşamını yitiren Polen Ünlü’nün annesi Şennur Ünlü’nün bir önceki duruşmada “Adalet başucunuzda bulanan kitaplardaki raflarda değil, vicdanlarda olur” sözleriyle başladı.

Katliamda yaralanan Volkan Uyar, “Yolda bebek mamaları dahi arandı. Ancak Amara Kültür Merkezi çevresinde hiç bir arama yoktu. Biz katliam gerçekleştiğinde yanan bedenleri kurtarmaya çalışırken, üzerimize gaz bombaları yağdırlar. Buna neden olanlar davada sanık olarak yargılanmalıdır” dedi.

“Her duruşmada didik didik aranıyoruz”

Suruç ailelerinden katliamda yaşamını yitiren Ezgi Sadet’in annesi Sunay Sadet ise, “5 duruşmadır buraya geliyoruz. Sanki çocuklarımız burada her seferinde onları alıp gidecekmişiz gibi oluyoruz” diye konuştu.

Emrullah Akhamur’un babası Mehmet Akhamur, hak hukuk ve adalet istediklerini dile getirerek, bu insanların Kobane’ye yardım etmek istediklerini belirtti. Oğlunun bir çanta, iki tişört ile yola çıktığını, daha önce Soma’ya gittiğini bir hafta orada kaldığını, her duruşmaya geldiklerinde didik didik arandıklarını ifade eden Murat Yurtgül’ün annesi Şemse Yurtgül ise, ölünceye kadar bu davanın takipçisi olacaklarının altını çizdi.

“Adalet nerede bize gösterin”

Duruşmalarda yoğun güvenlik önlemi alınmasına tepki gösteren Uğur Özkan’ın babası Mehmez Özkan da, şöyle konuştu:

Bizim çocuklarımızı korumayanlar burada bize karşı önlem alıyorlar. Geçen duruşmadan çıktığımızda askerler bize saldırdı. Arkanızda adalet mülkün temeli yazıyor. Adalet nerede bize göstermenizi istiyorum.

Canlı bomba geldiği sırada istihbaratın nerede olduğunu soran Nazegül Boyraz’ın eşi Bayram Boyraz da, “Emniyet ne yaptı. Canlı bombanın geleceği belliydi. Kolluk Amara Kültür Merkezi’den uzaklaştırıldı. Bunlar yetmezmiş gibi eşlerimize çocuklarımıza gaz sıkıldı. Şimdi de sanık getirilmiyor” dedi.

“Adalet aradım tutsak düştüm”

Katliamda yaralanan ve davada ilk kez ifade veren Zindan Dorudemir, Suruç’ta hayatını kaybeden 33 kişiyi andıktan sonra başladı. Diyarbakır’dan yola çıktığını, bu kısa mesafede dahi üç kez aranarak Amara Kültür Merkezi’ne geldiğini belirten Zindan “O günü anlatacak hiçbir söz bulamıyorum. Hiç unutmayacağız o günü. Duruşmanın beşinci celsesi ve ben henüz beyanda buluyorum. Çünkü bu dava için adalet aradığımdan dolayı tutuklandım. Bu davayı OHAL koşullarında hapishane de gazeteden takip edebildim. Nitekim hala tutsak Suruç tanıkları var. Davaya katılmaları engelleniyor” diye belirtti.

“Duruşma adliyeye görülsün”

Ailelerin ardından müşteki avukatları söz aldı. Söz alan avukatlar, ortak talepte bulunarak duruşmanın cezaevi kampüsünde değil, bir adliyede görülmesini Ankara 10 Ekim Ankara Katliamı’yla birleştirilmesini, sanığın duruşmalara bizzat getirilmesini talep etti. Avukat Can Tonbul ise, geçen duruşmada yaşamını yitirenlerin eşyalarının ailelerine verileceğine dair bir karar verildiğini, ancak kararın yerine getirilmediğini, ailelerin eşyaları hala alamadığını söyledi. Can, 31 emanet eşyanın ailelere teslim edilmesi talebini yineledi.

“Alınıp bırakılan kişi dinlensin”

Olayın hemen akabinde orada bulunduğunu dile getiren Avukat Serdil İzol ise, “Oradakiler cüppeli birini yakaladılar. İsmi Abdullah Ömer Aslan’dı, bize danıştılar. Bizde kolluk kuvvetlerine teslim etmelerini söyledik. Daha sonra sadece ifadesinin alınıp bırakıldığını öğrendik. Oysa çantasında bir bayrak çıkmıştı. Cüppeli sakallı biriydi. Bu kişinin Halfeti’de imam olduğunu öğrendik. Bu dosyada onunda dinlenmesini talep ediyoruz” dedi.

“Beni gözden çıkardılar”

Daha sonra sanık Yakup Şahin’e söz verildi. Şahin, bir şey söylemek istemediğini belirtse de şunları ekledi:

Eğer bir şey yaptıysam en ağır cezayı versinler. Zaten beni Ankara’daki patlamadan dolayı gözden çıkardılar. Kimseden adalet ve merhamet beklemiyorum. Ankara patlamasında ceza alacağımı biliyorum. Kimseden adalet beklemiyorum.

Ardından söz alan iddia makamı, avukatların duruşmanın adliyede görülmesi, sanığın duruşmaya bizzat getirilmesi taleplerinin ret edilmesini ve sanığın tutukluluk halinin devamını, davada ilk kez ifade veren bazı mağdur ve müştekilerin davaya katılma taleplerinin kabul edilmesini talep etti.

Mahkeme verdiği aranın ardından sanığın duruşmaya bizzat getirilmesi ve davanın adliyede görülmesi taleplerini duruşma salonlarının küçük olması gerekçesiyle reddetti. Katliamda yaşamını yitirenlerin eşyalarının ailelerine verilmesine dair mahkemenin karar verdiğini, ancak eşyalar içerisinde para da olduğu için Sulh Hukuk Mahkemesi’nin de bir karar vermesi gerektiğini belirtti.

Sanığın tutukluluğunun devamına karar veren mahkeme, duruşmayı 28 Ağustos’a erteledi.

Kaynak: Mezopotamya Ajansı