HDP’ye vurmak ya da “İlet” düğmesinin çekiciliği – Semih Bilgen

Kardeşi AKP’den milletvekili adayı olan HDP’lileri göstererek bizi ayık olmaya çağıran dostlarımızı biraz da kendisi HDP’den, kardeşi AKP’den aday olan insanları incelemeye, HDP’nin doğduğu Kürt coğrafyasının toplumsal gerçeğini irdelemeye davet etsek…

Gündemimiz, iktidarın baskın seçimle kendini sağlama alma çabası. Orhan Veli’nin “kimimiz öldük, kimimiz nutuk söyledik” dediği gibi şimdi de bu vatan için hapiste yatanlar çok, ama en az bir o kadar da telefon ekranındaki “ilet” düğmesine yüklenenler var.

En son iletilen sosyal medya parıltılarından biri, bazı HDP milletvekili ya da adaylarının kardeşlerinin AKP milletvekili ya da adayı olduğunu vurgulayıp, HDP destekçilerine “aydın olma, ayık ol” gibisinden çok uyanık bir uyarı yapıyor. Yani HDP’yi desteklemek, farkında olmadan iktidarı desteklemekmiş; ayık olup bunu göreceğiz.

***

7 Haziran 2015 seçimlerinden önce de aynı tez dillendiriliyordu, Selahattin Demirtaş’ın “Seni başkan yaptırmayacağız!” çıkışıyla çöpü boyladı. HDP tüm Türkiye’yi kucaklayan politikalarıyla iktidarın bir numaralı hedefiydi, üstelik başında AKP Genel Başkanı olan devlet Kürtlere vurdukça hem Perinçek’çileri, hem de kadrolarına devlet olanaklarından nasiplenmeyi de vaat eden MHP eskilerini hızla dümen suyuna topluyordu. İyi Parti hareketi, Güneydoğu’daki baskılara değil, ülkücü kalabalıkların Erdoğan’ın safına geçmesine tepki olarak doğdu.

“Ayık ol”

Gelelim bugünkü baskın seçim ortamında Erdoğan karşısında HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak Demirtaş’ın adı açıklanınca hemen tekrar dolaşıma sokulan “ayık ol!” uyarılarına… HDP’lilerden bazılarının kardeşleri AKP’liymiş, oradan adaymış.

Eee? Türkiye seçmeninin yarıya yakını AKP’ye oy veriyor, onların arasında sizin kardeşiniz, akrabanız, ananız babanız yok mu?

Resmi kayıtlara göre AKP’nin yaklaşık 9,5 milyon, CHP’nin 1,3 milyon, MHP’nin 440 bin kadar, HDP’nin ise 30 bin kadar kayıtlı üyesi var. AKP’lilerin kardeşleri, yeğenleri, CHP’nin ya da İyi Parti’nin üyeleri olamazlar mı?

Bizi ayık olmaya çağıran dostlarımızı biraz da kendisi HDP’den, kardeşi AKP’den aday olan insanları incelemeye, HDP’nin doğduğu Kürt coğrafyasının toplumsal gerçeğini irdelemeye davet etsek? Tabii yalnızca “İlet” düğmesi bunun için yeterli olmayabilir, internet tarayıcılarında birkaç dakika gibi uzun bir süre derin araştırma yapmaları gerekebilir, buna da vakit bulurlar mı bilinmez. Kendilerine yardımcı olmak için birkaç örneğe değinebiliriz:

Sakıklar, Zeydanlar…

HDP’li Sırrı Sakık’ın kardeşi Namık Sakık AKP’li. 18 (kimi kaynaklara göre 19) kardeşler. Kardeşlerinden Arif ve Şemdin Sakık, 1998 yılında PKK’ye karşı düzenlenen bir özel kuvvetler operasyonunda yakalanmış. Şemdin Sakık bir gazete röportajında annelerinin kendisini tarlada çalışırken doğurduğunu, babalarından hep şiddet gördüklerini, öğrenciliği sırasında babasından hiç yardım almadığını ve evden kaçarak sokaklarda yatıp kalktığını, yaz aylarında çekirdek ve sigara satarak yaşamını sürdürdüğünü, büyüdüğünde tarlasında kendisine ve annesine ev yapmasına izin vermeyen babasını vurup yaraladığını, babasının kendisine başka akrabalarıyla birlikte pusu kurduğunu anlatıyor. Diğer iki kardeşleri Adife ve Abdülsenat Sakık, PKK üyesi iken güvenlik güçlerince öldürülmüş. Bir başka kardeşleri Seyyar Sakık’ın PKK üyesi olduğu çeşitli kaynaklarda ifade ediliyor.

Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde 25 yıl Belediye Başkanlığı ile DYP’den iki, AKP’den ise bir dönem Hakkari Miletvekilliği yapan ve 2011’de vefat eden Mustafa Zeydan’ın iki oğlu Rustem Zeydan AKP’den, Abdullah Zeydan ise HDP’den Hakkari Milletvekili. Abdullah Zeydan’ın “terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte destek vermek” suçlamasıyla aldığı 8 yıl 1 aylık hapis cezası Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinde alınan kararla geçtiğimiz 4 Mayıs 2018 günü kesinleşti.

Yerde sürüklenen ceset kimin?

1950’li yıllardan bu yana Türkiye politikasında varlık gösteren Gaydalı aşiretinden Yassıada mahkûmu eski DP milletvekili Selahattin İnan’ın torunları, eski bakan Kamran İnan’ın yeğenleri ve eski AP Bitlis milletvekili Abidin İnan Gaydalı’nın iki oğlundan Mahmut Celadet Gaydalı halen HDP Bitlis milletvekili. Kardeşi  Edip Safter Gaydalı ise 19, 20, 21 ve 22’nci dönem Bitlis Milletvekilliği, TBMM KİT Komisyonu Başkanlığı ve Devlet Bakanlığı yapmış, 2007 genel seçimlerinden önce ANAP’tan istifa edip CHP’den Bitlis milletvekili adayı olmuş ancak seçilememiş. 7 Haziran 2015 Seçimlerinde AKP adayı olmuş ancak seçilememiş.

Bir başka örnek de Şırnaklı Leyla ve Rizgin Birlik kardeşler. Leyla Birlik HDP milletvekili. Kayınbiraderi Hacı Lokman Birlik 2 Ekim 2015 günü Şırnak’ta güvenlik güçlerince hendek kapatma operasyonunda öldürülmüş. Rizgin Birlik ise 2002-2012 yılları arasında AKP Şırnak İl Başkanlığı yapmış. 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde AKP adayı olmuş ama seçilememiş.

***

Örneklerden, biraz da bölgenin toplumsal gerçeklerine geçelim.

Fert başına ortalama yıllık gelir, Güneydoğu illerinde 5 bin dolar, İstanbul’da 20 bin dolar düzeyinde. Eğitim, sağlık göstergeleri, daha karmaşık sosyoekonomik gelişmişlik ölçüleri bakımından karşılaştırmalar yapmak mümkün. Sayılara ulaşmak pek de zor değil. Bunların hepsi bölgeler arasındaki uçurumları apaçık gösteriyor.

Yukarıdakilere benzer örneklerin çoğunda insanların yokluklar içinde, şiddetle, acıyla, ölümlerle, işkencelerle, hapislerle geçen yaşamları ortaya çıkıyor. Çevresinden sıyrılabilen, biraz öne çıkan bireylerin kendilerini, ailelerini, toplumu bu bataktan kurtarabilmek için siyasete girmesinden daha doğal ne olabilir?

Siyasal parti olarak önlerinde bir dönemin devletçi CHP’si, sonrasının ağalara yaslanmış Demokrat Partisi, sonra sırasıyla Adalet, Doğruyol ve Anavatan Partileri ile ardından gelen AKP var. Bunlar hep iktidar partileri olarak geniş halk kitlelerinin içinde bulundukları yaşam koşullarını değiştirme umutlarına yaslanmadılar mı? O umutlar bugüne dek nereye çıktı?

HDP’nin zorlu çıkışı

1920’lerden beri kitleselleşemeyen ama 1960’larda TİP ile canlanan gerçek toplumsal muhalefet ışığı, 1970’lerde radikalleşen gençlik hareketleriyle saman alevi gibi parladığında tüm devlet bileşenlerinin toplu şiddeti altında kanlı biçimde ezildi. 12 Eylül döneminde Diyarbakır hapishanesinin ve işkencelerin ortamında gelişen PKK hareketi iktidarların “Kürt yoktur, dağda kart kurt yürüyenler vardır” saçmalıklarından “son teröristi yok edene kadar” stratejilerine kadar nice aymazlıkla kangrenleşti ve 1980’lerden bugüne kadar Kürt sorununun belkemiğine yerleşti. 2009 sonrasında filizlenen çözüm süreci umudu, 2015’te yerle bir oldu.

HDP işte bu ümitsiz ortamda, farklılıkların zenginlik oluşturduğu kabulünü, Türkiye’de yalnızca Türk ve Kürt değil, etnik kökeni, dinsel inanışı, yaşam tarzı farklı tüm Anadolu insanlarının eşit vatandaşlık ve karşılıklı saygı çerçevesinde birlikte yaşayabileceği anlayışını yaşama geçirmesiyle 7 Haziran 2015’te AKP’yi iktidardan düşüren etmen oldu. Doğal olarak ne AKP ne de PKK HDP’den memnundu: Kürt sorununun savaşla değil barışla çözüleceği tezini savunuyor, bu tutumuyla elbette iktidara yamanmış milliyetçi ve ülkücülerin düşmanlığını çekiyor, ama bir yandan da PKK tarafından Türk asimilasyonculuğuna teslimiyetle suçlanıyordu. Kendini muhalefet sayan ama milliyetçilik deyince mangalda kül bırakmayanlar da HDP’yi bir çırpıda PKK ile eşitleyen iktidar söyleminin kucağında yerlerini alıveriyorlardı. İktidar ve PKK elbirliğiyle savaşı canlandırdılar, 1 Kasım’da eski düzen kurtarıldı. Olan Cizre’de, Nusaybin’de, Şırnak’ta, Sur’da yakılanlara, yıkılanlara olmuştu.

***

Türkiye’de 80 milyonu aşan nüfusun dünya ile rekabet etmesi, doğa ile, insanlık ile savaşmak yerine dostça yaşamı paylaşması, akılcı, aydınlık, özgürlükçü bir toplum olarak birlikte yaşaması mümkündür. Bunun yolu da farklılıkların zenginlik olduğu kabulünden geçiyor. Benim gibi düşünmeyen vatan hainidir gaddarlığından, ya sev ya terk et sığlığından artık kurtulmanın zamanı gelmedi mi?