Bütün gemileri yaktık, 2018’de dünyayı sarsmaya geliyoruz! – Meziyet Yıldız (Universitelikadinkolektifi.net)

Dünyanın dört yanında çatlaklarının derinleştiği, krizlerinden kurtulmak için neoliberal politikalarla dünyayı daha da kötülüğe sürükleyip, pisliklerini dört bir yana bulaştırmaya kalkışan patriyarkaya hatırlatmak gerek taşıma suyla değirmen dönmez, bu böyle gitmez. Bunun karşısında Trump ve benzeri “pisliklere” karşı sokaktayız diyerek dünyanın dört yanında 2 milyondan fazla kadının sokaklara dökülüşü de o çatlakların daha da derinleşeceğinin habercisi

Bir şeyler oluyor etrafta, arkadan gelen sesler var, bu sesler tanıdık, yaklaşan bu sesler kadınların isyanının ayak sesleri, kadınların isyan ateşinin yaktığı gemilerden gelen sesler. Bu seslerden çıkan üç şey var; isyan, sokak, dayanışma. Bu seslere tanık olmak için uzaklara gitmeye gerek yok. Yanı başına bakmak yeterli çünkü kadın dayanışması her yerde, isyan her yerde.

Patriyarkanın bu yıl kadınlardan öğrendiği çok şey oldu, daha da olacak. Yasalarla, türlü yolsuzluklarla, emek gasbıyla, taciz, tecavüz ve şiddetle kadınların hayatlarını kuşatmaya kalkışan patriyarka, 2017 yılının neredeyse her gününde kadınların direnişiyle karşı karşıya kaldı. Kadınlar, emeğine, bedenine, haklarına ve hayatlarına sahip çıkmak için 2017’de isyanıyla birlikte savunmayı kuşandı. Böylece kadınlar 1-0 patriyarka…

Yeni yıla daha girmeden Nuriye’nin işine, emeğine sahip çıkmak için Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde başlattığı, türlü baskılara ve gözaltılara rağmen büyük bir cesaretle eylemini devam ettiren cüreti, kadınların iradesinin asla yılmayacağını bize gösterdi. Böylelikle 2017’nin mor isyan dalgasıyla kuşatılacağının sinyalleri de yanmış oldu. Sistematik bir biçimde kadınlara yönelik gerçekleştirilen günlük hayattaki saldırıların ve kadınların hayatlarının dört bir yandan kuşatılmaya çalışıldığı kadın düşmanı politikaların neoliberal İslamcı gerici iktidar eliyle örgütlendiği bu süreçte kadınlar açısından kritik bir noktada duran laiklik mücadelesini büyüttüğü, cihatçı çetelerin katliamı karşısında laikliği savunacağız diyen Ayşegül ile laiklik bayrağını elimize aldık, 2017’de yaşamlarımız için laikliği savunmaktan vazgeçmeyeceğimizin de sinyallerini verdik.

Dünyanın dört yanında çatlaklarının derinleştiği, krizlerinden kurtulmak için neoliberal politikalarla dünyayı daha da kötülüğe sürükleyip, pisliklerini dört bir yana bulaştırmaya kalkışan patriyarkaya hatırlatmak gerek taşıma suyla değirmen dönmez, bu böyle gitmez. Bunun karşısında Trump ve benzeri “pisliklere” karşı sokaktayız diyerek dünyanın dört yanında 2 milyondan fazla kadının sokaklara dökülüşü de o çatlakların daha da derinleşeceğinin habercisi. Patriyarkaya kafa tutup, eşitsiz hayata da aşka da hayır diyerek 14 Şubat’ı sokakta, isyanda geçiren kadınlar, bütün yetkiyi kendinde toplamaya kalkışan diktatörlerin sonunun habercisi. Heretiklerden cadılara, kürtaj yasağına karşı sokağa çıkanlardan yaşamını savunmak için eski kocasını öldürene kadar tarih boyu yaşamlarına sahip çıkmak için dört bir çevrede hayır dedik. Yetmedi, yaşamlarımız üzerinde denetlenemez yetkiyi elde etmek için başkanlık sistemini önümüze getiren Tek Adamlara “Hayır” dedik. Sokak, amfi, otobüs, komşu evi demeden “Hayır”ı her yerde dillendirdik, yasaklı meydanlara taşıdık. Baskıyla, zorbalıkla “Hayır”ın sesini kısma çabalarını boşa çıkardık. Şaibeli referandumla memleketin yarısının oylarını çalmaya kalkışanlara karşı kadınların “Hayır”ı biter mi sandın diyerek, “Hayır”larımıza sahip çıkıp, tenceremizle, tavamızla meydan okuduk hırsızlara, yolsuzlara.

2017’nin kadınların yılı olacağının izlerini, enternasyonel feminist hareketin ayak seslerini duyurmanın vakti gelip, çatmıştı. Tayyip, Trump ve benzeri bütün pislikleri hayatlarımızdan def etmek için, patriyarkaya tekmeyi basmak için dünyanın dört yanında sokağa çıkmanın, “Tek başına olmaz, kadınlar birlikte güçlü!” demenin zamanıydı. Kadın dayanışması bizim silahımız, 8 Mart’ta amfide, sokakta, işte, Peru’da, Samsun’da dünyanın dört bucağında grev çağrısıyla çıktığımız sokaklarda bunu göstermiş olduk.  Kütahyalı kadınların ellerinde tırpanlar, baltalarla yolu kapatan inadından, “Biz bu ağaçları kendi ellerimizle diktik” diyerek iş makinelerinin önünü kesen Manisalı kadınların cüretine, sistematik olarak şiddet gördüğü eski kocasını, kendisini savunmak için öldüren Yasemin’in cesaretine kadar kadınların isyanı doldurdu dayanışma heybemizi. O heybeden çıkan dayanışmanın sesiyle,  zorla evlendirildiği erkek tarafından araca binmeye zorlanan kadın için zabıtalar müdahale etmezken “O benim kızkardeşim” diyerek haykırdık sokaklarda, dayanışmanın gücünü gösterdik.

İzlanda’da “Eşit işe eşit ücret” dedik, erkek iktidarın kafasına vura vura, kazandık. Her bir sokağını kadınlara dar etmeye çalıştıkları İran’ı özgürleştireceğiz diyerek, “Beyaz Çarşambalar”dan başladık isyanımızı yasaklı yerlere saçmaya. 30 yıldır Şili’de inatla sürdürdüğümüz kürtaj mücadelemizi kazanımla sonuçlandırmamız da dünyanın dört yanını özgürleştireceğimizin işaretlerini verdik. Eşitlik yoksa adalet de yok diyerek, erkek adaletini yıkana istediğimizi alana dek en ileriye yürümeliyiz dedik, Adalet Kervanı’nı mora boyadık. Buradan öğrenecek şey: sahne kadınların dağılın beyler!

Savunmamızı sağlamlaştırırken, patriyarka da boş durmuyordu tabi. Kazanılmış haklarımızı, bedenlerimizi, hayatlarımızı elimizden almaya kalkışan müftülük yasasını geldi koydu önümüze. Biz kadınlar durur muyuz, nasıl hayırı sokak sokak büyüttüysek, yasayı da sokak sokak anlattık kadınlara. İster baba, ister koca, ister devlet olsun ne evlenip, evlenmeyeceğimize ne de boşanıp boşanmayacağımıza karışamaz. Meclise gelene dek, meclis önünde, içinde, memleketin dört bucağında haklarımıza sahip çıktık. Türlü oyunlarlar, erkek akıllarıyla yasayı meclisten geçirdiler ama o yasa sokaktan da, kadınlardan da geçmedi.

2017’nin dayanışmanın yılı olduğunu, #Metoo haykırışlarımızda gösterdik. Erkekliğin bütün pisliklerine, tacizlerien sessiz kalmayıp, #Metoo deyip sokaklara döküldük, aslında tam da o sırada savunma surlarımızı dayanışmayla sokaklara ördük. 2017’nin sonlarına yaklaşırken, Mirabellerin mücadelesinin ışığıyla bütün yolları, yasaklı meydanları, polis barikatlarını aşıp, erkek şiddetine karşı sokaklara döküldük. İşte tam orada, 2018’e selam çaktık. Bütün bu irili ufaklı sarsıntılarla birlikte, patriyarkanın zeminin ne kadar dayanıksız olduğunu ve 2018’de dünyayı nasıl sarsacağımızın işaretini verdik.

Ve son olarak, evet, yaktık gemileri, bu yangının alevleri tekmecileri de, Ensar’ı da, Müftüleri de, müftülere yetki veren, hayatı bize zindan etmeye kalkan, Tek Adam’ı da, pisliklerini dünyanın dört bir yanına yayan Trump’ı da yakacak, patriyarkayı da kökten yakacak.  Artık geri dönüş yok. 2018’de dünyayı sarsmaya geliyoruz!

* Üniversiteli Kadın Kolektifi Yürütme Kurulu üyesi