Afrin ve tarih dersleri – Aydın Selcen (Gazete Duvar)

Yirmi milyon zeytin ağacının bulunduğu Kürt yoğun nüfuslu Afrin’e cihatçı Araplarla “zeytin dalı” uzattık. Böylece o zeytin ağaçlarını “asıl sahiplerine” iade edeceğimizi öne sürüyoruz. Yetmiyor, Rusları Tel Rifat ve Minnag Hava Üssü’nden, ABD’lileri Münbiç’ten çıkaracağız. Görünen o ki, Kahire ile olduğu gibi, Şam’la da ilanihaye dargın kalacağız

Afrin’de 2011’de Suriye’de iç savaşın başlamasından bu yana bir çatışma veya huzursuzluk yaşanmadı. Afrin, IŞİD’in saldırı girişimine de direnmeyi bildi. 350 köy bulunan mıntıkanın 2011’deki sivil nüfusu 400 bin dolaylarındaydı. O gün neredeyse tamamı Kürt olan, Afrin mıntıkası yüzyıllardır tarihte de Kürt Dağı olarak biliniyor (harita-1). IŞİD vahşetiyle birlikte, hem Afrinli hem Afrinli olmayan Kürtlerden iç göç alıyor. Böylece sivil nüfusun 700 bini bulduğu tahmin ediliyor.

Harita 1: 1935 Fransa manda dönemi Suriye-Lübnan demografik haritası. Lejandda “Türk-Türkoman-Türkmen” olarak üç ayrı etnisite gruplanmış olması sıradışı ve mandanın siyasi saiklerini anlatıyor.

Afrin mıntıkası 2011 öncesinde de Abdullah Öcalan öğretisinin köklü zemin bulduğu bir yöre. Nitekim 2011 sonrasında YPG/YPJ’ye katılım Afrin’den güçlü. Bugün Afrin’de çoğunluğu yerel insan kaynağından devşirme yaklaşık 5 bin YPG/YPJ militanının bulunduğu sanılıyor. Üzerine YPG/YPJ’nin Afrin mıntıkasında meskun halk içinden 30 bin civarında mensubu olan bir sivil savunma gücü eğittiği biliniyor. Diğer bir bilinen, ABD’nin 2011’den bu yana Afrin’de hiçbir zaman, hiçbir askeri mevcudiyeti olmadığı.

Her zaman olduğu gibi sahada farklı saatler işliyor. Afrin harekatı sürerken, İdlip’te de Rusların desteğiyle Suriye ordusu cihatçıların tozunu atıyor. Bunun sonucunda güncel sivil nüfusu iki milyona vardığı tahmin edilen İdlip’in doğusunda 250 bin (harita-2) kişi yerinden oldu, sığınmacı durumuna düştü (harita 2). Dışişleri Bakanı Tillerson başta, çeşitli ABD yetkililerinin açıklamalarına göre ABD’nin Fırat’ın doğusunda kalıcılığı en az iki sene, hatta belki ucu açık yahut Esat’ın gidişine endeksli. Suriye’de devlet başkanlığı seçimleri 2021’de. Zeytin Dalı’nın sonuçlanması ise en iyimser öngörüyle Fırat Kalkanı ölçüt alınırsa yedi ay.

Harita 2: Idlip’te Rus hava destekli Suriye ordusu harekatı sonucu iç göç

Pekiyi Zeytin Dalı ile hedeflenen sonuç durumu (“endgame”) nedir? Bir biçimde YPG/YPJ unsurlarını mıntıka dışına almak, içinde dağlık alanlara çekilmiş, sivil halkın arasına karışmış bir Afrin’i ÖSO unsuru cihatçılar ve TSK gözlem noktalarıyla denetim altına almak ve Fırat Kalkanı bölgesinde olduğu gibi, belirli bazı yeniden inşa projelerine girişmek mi? AKP iktidarının, vesayetinden ülkeyi kurtaracağı kurulu düzenin çeyrek yüzyıllık Kuzey Irak hülyasını ve “Kürt Kemeri” paranoyasını Kuzeybatı Suriye’de hayata geçirmek gibi belki.

Daha derin tarihsel perspektiften bakarsak, Musul Vilayeti 1926’da Irak’a bırakılmıştı. Kimilerine göre 1921’in çoğul halk egemenliğinden, 1924’ün tekçi ulus anlayışına geçerken genç cumhuriyetimizi yönetenler ilave Kürt nüfus “yükü” almamayı yeğlemişti (harita-3). Oysa Sayın Erdoğan, hem içeride barış süreçleriyle, hem komşuda Erbil Başkonsolosluğu’nu açtırarak ve Erbil’i ziyaret eden ilk Türkiye Başbakanı olarak Kürtlerle etkin diyalog kanalları açmıştı. Üzerine, Kerkük petrollerinin de Ceyhan’a bağlanmasını “İngilizlerden 1926’nın rövanşının onların mahir olduğu diplomasi silahıyla alınması” olarak yorumlayanlar çıkmıştı.

Harita 3: Irak 1914 – Osmanlı Vilayetleri, “Musul” dediğimizde ne anlıyoruz? O zamanki vilayetin kuzey sınırıyla, güncel Türkiye sınırı arasına dikkat.

Şimdi, Afrin’i “topraklarımıza (yahut Fırat Kalkanı bölgesine diyelim) katarak” ne Kürtleri dışarıda tutan devlet refleksi, ne karşılıklı bağımlılığa dayalı erken dönem AKP girişkenliği sahaya yansımış oluyor. Güncel durum olsa olsa, 12 Mart 1971 askeri darbesinin, 11 Mart 1971’de Molla Mustafa Barzani’nin Bağdat’la özerklik anlaşmasını imzalamasının ardından gelmesi gibi bir yarı-nedensellik çağrıştırıyor. Suriye Kürtlerini, ulusal birlik/toprak bütünlüğü terennümümüz bağlamında Esat’a itiyoruz desek, o da değil. Zira, aynı zamanda Esat’ı yerinden etmek konusunda da ısrarcıyız.

Velhasıl, yirmi milyon zeytin ağacının bulunduğu Kürt yoğun nüfuslu Afrin’e cihatçı Araplarla “zeytin dalı” uzattık. Böylece o zeytin ağaçlarını “asıl sahiplerine” iade edeceğimizi öne sürüyoruz. Yetmiyor, Rusları Tel Rifat ve Minnag Hava Üssü’nden, ABD’lileri Münbiç’ten çıkaracağız. Görünen o ki, Kahire ile olduğu gibi, Şam’la da ilanihaye dargın kalacağız. Sayın TBMM Başkanı Kahraman’a göre ise “o eski ihtişama” yürüyormuşuz. Öyleyse, eski muhteşem günlere avdet kabilinden Anadolu’ya Ermeni ve Rumları da yeniden iskan edebilmeliyiz ki resim dört başı mamur olsun.