Tasfiye edilen NATO görevlisi subaylar: Erdoğancı TSK işlevli değil

“FETÖ” üyesi oldukları iddiasıyla ordudan tasfiye edilen ve iltica eden NATO’da görevli TSK mensuplarından beşi Brüksel merkezli Vocal Europa’nın sorularını yanıtladı. TSK’nin bugünkü haliyle NATO için işlevli olmadığından dert yanan subaylar, Batı ile iyi ilişkiler kuran subayların yerlerine Erdoğancı ve İslamcı kadroların getirildiğini, TSK içindeki unsurların Erdoğan ve Rus yanlıları olarak bölündüğünü, ordunun bu süreçte zayıflatıldığını söyledi

15 Temmuz darbe girişiminin ardından tasfiye edilen ve iltica eden NATO’da görevli TSK mensuplarından beşi, Avrupa ve komşuları ile ilgili politik analizlere yer veren Brüksel merkezli Vocal Europa adlı yayın organına konuştu.

Darbe girişimi sonrasındaki tasfiyeler sonucu NATO-TSK bağının zayıfladığını söyleyen beş subay, kendi atılma gerekçelerini ise “batılı bir bakış açısına sahip olmaları” ve “AKP medyasında çıkan ‘darbe girişimi arkasında NATO var’ haberlerine” dayandırdı.

TSK yapısının bugünkü haliyle NATO ve Batılı müttefikleri için riskler barındırdığını ileri süren subaylar, kendileri dahil atılan diğer subayların NATO ile ilişkilerde önemli rol oynadığını aktardı. Subaylar, “AB ve NATO’nun Türkiye ile iletişim kanallarının açık olmasını düşünüyoruz” derken, şu an TSK içerisinde bulunan unsurların Erdoğan ve Rus yanlıları arasında bölündüğünü söyledi.

Öte yandan darbe girişimi dava süreçlerinin hukuksuz ilerlediğine uluslararası temsilcilerin dava süreçlerini takip edemediğini kaydeden subaylar, tutuklanan askerlerin zor yoluyla ve işkenceyle “Gülen darbesi” açıklaması yaptığını iddia etti.

*

Rusya, Türkiye üzerinden NATO kararlarını etkiliyor

5 yetkili, Rusya’nın Türkiye üzerinden NATO’nun kararları üzerinde etki sahibi olduğunu öne sürdü. “Ordu, oportünist olan Başkan Erdoğan’ın tam kontrolü altındadır. Bir gün Rusları, Rusya’yı tercih edebilir, başka bir gün Trump ile el sıkıştığını veya İran’ı tercih ettiğini görebilirsiniz” ifadelerini kullanan subaylar, Rusya ve Türkiye arasında süren S-400 hava savunma sistemi anlaşmasının, gerçekleşmesi halinde NATO’nun savunma kabiliyetine zarar vereceği söyledi. “Bir NATO üyesi öngörülemeyen bir şekilde hareket edemez” diyen subaylar NATO’nun Suriye’de IŞİD veya Suriye ordusuna karşı bir operasyon düzenleyeceği durumda TSK’de yaşanabilecekleri şöyle özetledi:

TSK bugünkü yapısıyla NATO için işlevli değil

Fırat Kalkanı Operasyonu’nun başladığı gün güdümlü cihatçı çeteler TSK unsurlarıyla bol bol poz vermişti.

NATO’nun Suriye’de aşırılık yanlılarına karşı bir operasyon düzenleyeceğini ve Türkiye’nin harekatın bir parçası olduğunu düşünün.

Taraflardan biri, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden Selefistler, NATO’nun Suriye’deki IŞİD aleyhindeki operasyonlarını zayıflatabilirken, öte yandan, NATO’nun herhangi bir operasyonunda NATO’nun operasyonundan memnun kalmayacak olan, Türk askeri gücünde bulunan Doğu Perinçek’in etkisi altındaki Rus yanlısı subayları bulunduruyorlar. Rusya’nın yoğun bulunduğu Suriye. NATO Türkiye ile istihbarat paylaştığında bu insanlar nasıl tepki verecek?

Ordu içinde yerleştirilen İslamcı kadrolar Batı ile ilişkiyi sürdüremez

Son olarak da belirtilmelidir ki, Türk Ordusu Türkiye’nin AB ile ve Batı ile genel olarak ilişkisinin sürdürülebilir bir bağlantısı idi. Şimdiye dek tanık olduğumuz şey, ordu içinde yetişen ve İslamcı görüşlere sahip yeni nesildir.

Türkiye’de istikrarsızlığı giderebilecek bürokrasi tasfiye edildi

Ayrıca, coğrafya, Avrupa’ya olan yakınlığı, Türkiye ile Avrupa arasındaki bağlar nedeniyle, ikincisi, tasfiyecilikten dolayı bürokratik elitin gittiği gerçeğini göz ardı edemiyor. İstikrarsızlık her zaman Türkiye’de olmuştur, ancak bunu halledebilecek kişiler de oradaydılar. Ve şu an, daha fazla istikrarsızlığı önleyecek hiçbir Türk bürokrasisi yok.

Erdoğan’ın İslamcı ordusu ve Selefileri NATO’ya tehdit oluşturan bir tehlikeye karşı savaşamaz

15 Temmuz sonrasında, TSK komutanlarının davranışlarında önemli değişiklikler gördüklerini belirten subaylar, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın Erdoğan’ın hemen yanında camide sık sık ibadet eden bir figüre dönüştüğünü belirtti. Subaylar, uzun yıllar askeri olarak tecrit edilen AKP ile bağlantılı İslamcıların artık ordudaki kritik pozisyonlara aday gösterildiğini kaydetti.

“Eğer Erdoğan yanlısı Selefilerin, 5. madde kapsamında kolektif savunma amacıyla Polonya ya da bir Baltık ulusuyla birlikte NATO’ya tehdit oluşturan bir tehlikeye karşı savaşacağını düşünen varsa, söyleyebilirim ki büyük yanılgı içerisinde” diyen subaylar, Erdoğancıların NATO’nun bütünlüğünü sorgulayacaklarını öne sürdü.

“Fırat Kalkanı’nı stratejik şartlardan habersiz Erdoğancı generaller komuta etti”

Vocal Europa’nın “Darbe kalkışmasının Türk ordusu üzerindeki etkisini nasıl görüyorsunuz? Ordu içerisinde yürütülen temizlik operasyonu nedeniyle Türk ordusunun savunma becerilerinde bir düşük gerçekleştiğini düşünüyor musunuz?” sorusuna subaylar şu şekilde yanıt verdi:

TSK ve güdümlü cihatçı çeteler El Bab’da IŞİD çeteleriyle savaşırken çok büyük kayıplar vermişti.

Türk hükümeti, 15 Temmuz’dan birkaç hafta sonra, ‘güçlü ordumuz var’ imajı yaratmak ve bu algıyı sürdürmek için Suriye’ye girdi. Sonuç, sadece arkadaşlarımızın ölümü ve askeri teçhizatın kaybına yol açtı. Hatta Fırat Kalkanı Operasyonu, Erdoğan yanlısı medya tarafından büyük bir başarı gibi gösterildi. Operasyonu stratejik şartlar ve operasyonel planlamadan habersiz Erdoğancı generaller komuta ettiler; sonuçta ortaya çıkan yegane şey kargaşa oldu.

Üzücü olan, bu temizlik operasyonunun Türk ordusuna uzun vadeli etkilerinin olacağı gerçeğidir. İnsan kaynaklarında oluşan açığın kısa vadede giderilmesi mümkün değil. Bir NATO ordusunda komuta zincirinde gerekli tecrübeye sahip olmayan kişilerin emir beklediklerini hayal edebiliyor musunuz?

Muazzam sayıda deneyimli askeri personel tasfiye edilerek, elinize geçecek yegane sonuç ülkenin savunmasının gücünü kırmak olacaktır. Sonuçta, hepsi rakamlarla ilgili: 15 Temmuz’dan günümüze, kara kuvvetleri, hava kuvvetleri ve deniz kuvvetlerinden binlerce asker tasfiye edildi. Bunlar oldukça iyi eğitimli, deneyimli askeri planlamacılar, pilotlar, denizcilerdi. Kesin bir bilgiye göre şu ana kadar yaklaşık 700 pilot tasfiye edildi. Bunlara henüz uçuş deneyimi olmayan 200-300 kadar pilotun tasfiyesini de eklersen sayı 1000’e çıkacaktır. Geriye ne kaldı? 200-300 pilot, ki bu sayı dahi abartı olabilir.

Bu durum müttefikler üzerine de bir yük getiriyor

Hükümetin bu konuda ürettiği acil çözüm, tasfiye edilenlerin yerlerine emekliye ayrılmış eski savaş pilotlarını abartı maaşlarla yeniden işe almak oldu; fakat bu insanlar 5-6 sene önce emekli oldular ve deneyimleriyle becerilerini yitirdiler. Kaldı ki, bu emekli askerlerin çoğu askerliğe olan ilgilerini kaybettiler ve sağlık durumları savaş pilotu olmaya uygun değil. Hatırlarsanız yaşanan büyük ölçekli tasfiyenin ardından, Türk Genelkurmayı, Suriye’de küçük ölçekli operasyonlar için dahi ABD’den hava desteği istemişti. Bu durum müttefikler üzerine de bir yük getiriyor.

Muazzam tasfiyenin bir diğer etkisi güven eksikliği

Bu eşi benzeri görülmemiş muazzam tasfiyenin bir diğer yan etkisi de Silahlı Kuvvetler’de komuta zincirine karşı şimdiki güven eksikliğidir. Bu, alt kademe kadrolarda açıkça görülüyor; şu sıralar komutanın kişisel gündemini sorguluyorlar. Temel olarak, insanlar günlük rutin askeri tatbikatlarını yapmaktan korkuyorlar ve sadece postu kurtarmaya çalışıyorlar. Yani, insanlar arasındaki güven, Silahlı Kuvvetler’in kriz zamanlarında edindiği tecrübe, hepsi gitti.

Türk ordusunda ‘silah arkadaşlığı’ diye bir şey kalmadı

Bana göre, Türk Ordusu şimdi bazı parçaları koparılmış ve bazı parçaları kıyılmış bir vücut gibi — geriye kalanın bir canlı cisim olduğunu düşünebilir, ancak hayır, canlı değil ve sadece yürüyen ölü bir adam gibi. Bu tasfiyelerin ardından Türk ordusunda “silah arkadaşlığı” diye bir şey kalmadı.

Tasfiyelerin psikolojik bir yönü ve halkın tepkilerinde endişe var: Kışlaya çağrılıp polis tarafından gözaltına alınan arkadaşlarının hikayelerini biliyorlar. Bu nedenle, doğal olarak, tepkileri hiçbir şey yapmamak üzerine. Hiçbir şey yapmasanız da başınız ağrıyabilir, fakat çok fazla değil, sadece biraz. Fakat eğer bir şeyler yapacak olursanız, başınız ciddi şekilde ağrıyacaktır.

“Hükümetin Kürt meselesini ele alma hataları nedeniyle birçok kişi öldü”

7 Haziran seçimleri sonrasında Kürt coğrafyasında başlatılan savaş sonucunda -resmi açıklamalara göre- yüzlerce kişi yaşamını yitirmiş, milyonları bulan göç yaşanmış, kentler tamamen yıkıma uğratılmıştı.

Tasfiye edilen subayların Kürt meselesinin uygulanabilir bir çözümü için yeni adımlar atma yaklaşımını desteklediğini iddia eden beş yetkili, Erdoğan yanlısı generallerin Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu bölgesindeki masum insanları, kadınları ve çocukları hedef alan operasyonlar yürüttüğünü belirtti, Kürt sorununda çözüm yolu olarak yine tasfiye edilen subayları gösterdi:

Kürt barış sürecinin başarısızlığı ve özellikle de sonrasında meydana gelen gelişmelere bağlı olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı kamuoyu ve Silahlı Kuvvetler arasında büyük bir kızgınlığın olduğu da söylenmelidir. Hükümetin Kürt meselesini ele alma hataları nedeniyle birçok kişi öldü. Tasfiye edilen generaller ve memurlar, liberal bir görüşe sahip uzun zamandır çözümsüz kalmış Kürt sorununu çözmek için askeri güç kullanmak yerine demokratik çözüm yollarına inanıyorlardı.

Ben şahsen, Ordu Komutanlığı’na sivil kayıplar sebebiyle Diyarbakır’daki Sur’u bombalamayı durdurmak için yalvaran, şu anda ise hapishane ve işkence altında bulunan üst düzey subaylardan birini hatırlıyorum. Ne yazık ki Erdoğan yanlısı generaller Diyarbakır ve Şırnak’taki operasyonların emrini vermişlerdi.

Bize göre, politikacılar muazzam büyüklükte bir hata yapmışlardı ve ağır bedelini yaşanan can kayıplarıyla bütün ulus ödüyordu.

Sendika.Org