Trump’la beraber çok daha tehlikeli bir Ortadoğu – Cenk Ağcabay

Trump yönetiminin katı İsrail yanlısı tutumunun Ortadoğu’da önemli gelişmelere yol açacağı, ABD yönetiminin mutlak desteğini almış İsrail’in çok daha saldırgan bir pozisyona geçeceği giderek daha fazla belirginleşiyor

Trump, Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacağını söyledi.

Haaretz yazarı Gideon Levy, İsrail asker ve polisinin geçtiğimiz günlerde işlediği cinayetleri ele aldığı yazısının başlığını “Öldür Onları! Onlar Meşru Hedef” koymuş.

Levy, “Filistinliler ve İsrailli Araplar meşru hedef. Onlar işgal altındaki topraklarda ve İsrail’de meşru hedefler. Onlar meşru hedefler, çünkü onların kanı ucuz…

Öldürülen bir Arap ise, kimse önemsemez. Bir asker kazayla ölse, o birinci sayfa haberidir, ama evinde uykudan henüz yeni uyandığında öldürülen bir Filistinli kimse için önem taşımaz” diyor. (Kill Them, They’re Fair Game, Haaretz, Jan 19)

Arapların canını al, evini yık, vekilini vur

Levy, son günlerde evinde, cadde üstündeki kontrol noktasında, arabasının içinde, Negev’de bir mülteci kampında İsrail asker ve polisleri tarafından katledilen Filistinlilerin ve İsrailli Arapların öykülerini ve bunun İsrail ana akım medyasına yansımalarını ortaya koyuyor yazısında.

Negev’de bir Arap köyü olan Um El Hiran’da İsrail Ordusu, Araplara ait evleri yıkıyor. Yıkılan evlerin yerine İsrailli yerleşimciler için yeni evler inşa edilecek. Araplar askeri zorla bölgeden çıkarılıyor. İsrail Parlamentosu’ndaki Arap milletvekillerinin lideri konumunda olan Ayman Odeh bir grup milletvekiliyle yıkımları engellemek ve İsrail yetkilileri ile görüşmek için köye geliyor.

İsrail askerlerinin saldırısı başladığında, Ayman Odeh de İsrail güvenlik güçleri tarafından açılan ateş sonucu yaralanıyor. Levy, İsrail güvenlik güçlerinin aldıkları eğitim nedeniyle İsrail Parlamentosu’ndaki Arap milletvekillerini vatan haini olarak gördüklerini ve bunu İsrail İçişleri Bakanı Gilad Erdan’dan da duyduklarını, bu nedenle İsrail Parlamentosu mensubu Arap milletvekillerine böyle kolay saldırabildiklerini dile getiriyor. Levy, bunun milliyetçi ve ırkçı Siyonist şiddetin ürünü olduğunu söylüyor.

Onlar öldürülmek için doğdular

Levy, her zaman olduğu gibi son günlerde işlenen cinayetlerde de, öldürülenlerin İsrail basını tarafından “terörist” niyetlere sahip Araplar olarak kamuoyuna sunulduklarını örnekleriyle gösteriyor ve bu durumun dayandığı toplumsal temelleri şu şekilde ifadelendiriyor:

“Köklerin çok derinlerde olduğu kabul edilmeli. İsraillilerin büyük çoğunluğu için, Arapların tümü aynı ve bizimle eşit insanlar değiller. Onlar bizim gibi değil. Onlar çocuklarını ya da kendi yaşamlarını bizim gibi sevmiyorlar. Onlar öldürülmek için doğdular ve onların öldürülmesi önemli değil. Onlar düşmanlarımız, şüpheli unsurlar, teröristler ve katiller, onların yaşamları ve ölümleri çok ucuz.

Yani öldür onları, nasılsa sana hiçbir şey olmayacak. Öldür onları, nasılsa onlara başka türlü muamele etmenin yolu yok.”

Tel Aviv’de doğmuş, kendi söyleyişiyle “yoğun milliyetçi ve dinci bir çevre içinde büyümüş” olan Levy, İsrail Ordu Radyosu’nda “genç ve beyni yıkanmış” biri olarak gazeteciliğe başlamış. Levy, Haaretz için Batı Şeria haberleri yapmaya başladığında gerçeklikler dünyasına adım attığını söylüyor ve o günden beri hep İsrail’in gerçek doğasını gözler önüne sermeye çalışıyor.

IŞİD’li diye öldürdüler, oysa…

Levy’nin de vurguladığı gibi, geçtiğimiz hafta polis otomobiline çarpmaya çalışan bir “terörist” olduğu iddia edilerek otomobili içinde öldürülen Yakup Kiyan bir öğretmendi. İsrail basını, Kiyan’ın IŞİD bağlantılı olduğunu ve polisleri öldürmeye çalıştığını iddia etmişti. Bunun için sundukları kanıtlar ise, Kiyan’ın 4 eşinin olması ve otomobilinin İsrail polisine ait otoya hafiften toslamış olmasıydı. Eğitim Bakanlığı’nda müfettiş olarak çalışan Kiyan’ın kardeşi onun üniversite mezunu tek eşi olduğunu ve herhangi bir İslamcı örgütle ilişkisinin olmadığını açıklamıştı.

Daha sonra yayımlanan kamera kayıtlarında, polislerin Kiyan’a otomobilin toslamasından önce ateş ettikleri ortaya çıkmıştı. Geçen hafta işlenen bu cinayetler ve bunların İsrail basını tarafından sunuluş biçimi, bilnçli bir biçimde inşa edilen IŞİD mitinin ‘kültür savaşlarının’ yaratılmasında ne kadar kullanışlı bir araç olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiş oldu.

Batılı emperyalistlerin üstüne titrediği ‘Ortadoğu’nun tek Batılı demokrasisi’ böyle, ama Ortadoğu’da benzeri bulunmayan bu ‘demokrasi’nin alıcısı çok.

İsrail’de Suriye’yi kötüleyen ÖSO’cu

Times of İsrael gazetesinin haberine göre, Kudüs İbrani Üniversitesi’nde düzenlenen bir konferansta konuşan Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) yetkilisi İssan Zeytun salonda bulunan Filistinliler tarafından protesto edildi. Protestoculara, “Utanmalısınız. Suriye ile kıyaslandığında bir cennette yaşıyorsunuz” diye bağıran Zeytun, konferansın ardında gazeteye yaptığı açıklamada “protestolara şaşırmadığını” Birçok Suriyeli ve Filistinlinin kendilerini hain olarak gördüklerini söylemiş. (Syrian oppositionist says Palestinians are ‘living in paradise’, Jan 18.)

Zeytun, İsrail’in ‘muhaliflere’ sunduğu tıbbi yardımların Suriye halkının İsrail yanlısı olması için yeterli olmadığını vurguladığı konuşmasında, Suriye’nin güneyinde İsrail sınırında bir ‘güvenli bölge’ kurulması gerektiğini ifade etmiş.

Zeytun’un konferansta birlikte olduğu diğer isimler, Vaşington’da yaşayan Kamışlılı Kürt gazeteci Şirwan Kajjo ve Siyonist Birlik milletvekili Ksenia Svetlova imiş. İsrail Parlamentosu’nda Uluslararası İlişkiler ve Savunma Komitesi üyesi olan Svetlova, İsrail hükümeti üyelerinin Suriye gündemiyle toplandıklarında hep, “Orada diğer tarafta olan ve bizim konuşabileceğimiz, sonraki aşamaları beraber hazırlayabileceğimiz kim var?” sorusunu soruyorlarmış.

İsrail’in Hizbullah kaygısı

Svetlova, İsrail’i yok etmeye adanmış “terörist” grup Hizbullah’ın 6 yıllık Suriye savaşında çok güçlendiğini dile getirirken, “2017 yılı Hizbullah’ın nüfuzunun arttığı bir yıl olacak, biz de Hizbullah’a karşı harekete geçme ya da geçmeme açısından zor tercihlerle karşı karşıya kalacağız.” demiş.

Konferans sonrası gazetenin Suriye ve Esad hakkındaki sorularına, “diktatörü mezardan çıkarıp tekrar iktidara getirmek yanıt olamaz” cevabını veren Svetlova, Esad’ın ülkeyi tekrar kontrol etmesinin IŞİD ve El Nusra’yı çok güçlendireceğini ifade ederek, ABD, İngiltere, Fransa, Türkiye ve Körfez ülkeleri yetkililerinin sürekli söylediklerini bir kez daha yineliyor.

Suriye’nin askeri, ekonomik ve toplumsal olarak dağılmasını ve zayıflamasını, dağılmış ülkeye zayıf bir “uysal Sünni” bir iktidarın yerleşmesini İsrail’in başından beri istediği bir sır değil. Bu, İsrailli yetkililer tarafından çeşitli düzeylerde ifade edilmiş bir hedef ve İsrail yıllardır bu doğrultuda faaliyetlerini kesintisiz sürdürüyor.

İsrail’in Batılı emperyalistler tarafından yıllardır “Ortadoğu’nun tek Batılı demokrasisi” olarak askeri, mali, politik düzeylerde desteklenmesi, onların Ortadoğu’ya taşımak istedikleri demokrasinin niteliğini de açık bir biçimde gözler önüne seriyor. Bu demokrasi, süreklileşmiş işgale dayanan sömürgeciliği, süreklileşmiş kitle katliamlarını, yasalarla temellendirilmiş teokratik devlet düzenini ve yasalarla devlet ideolojisi olarak kurumsallaştırılmış ırkçılığı içeriyor. Bunların hiçbirisi “Ortadoğu’nun tek Batılı demokrasisi” olmaya engel değil.

Çeşit çeşit Cihatçı çete ve bir grup hırsız savaş ağasının yönettiği ÖSO eliyle Suriye’ye taşınmak istenen ‘demokrasi’ de, işte bu türden bir ‘demokrasi’dir. Suriye’de inşa edilecek ÖSO ‘demokrasi’sinin mimarları ABD, İsrail, Türkiye ve Körfez Krallıkları’dır. Onların taşıyacağı ‘demokrasi’nin önkoşulu serbest piyasa ve serbest ticarettir. Bunun yalın anlamı, coğrafyanın en küçük hücrelerine dek kapitalist ilişkilere sonuna kadar açılmasıdır. Onların eylemine yön veren, tüm özgürlüklerin temelinin kapitalist pazar ilişkilerinin serbestliğine dayalı olduğunu söyleyen liberal dogmadır.

Trump büyükelçiliği Kudüs’e taşıyacak

Trump ABD başkanlığını almak için yapması gereken resmi ziyaretleri yapmaya başladı. Bugün başkanlık görevini devralıyor. Trump bugün paylaştığı twitter mesajlarında, ABD Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıyacağını bir kez daha yineledi ve İsraillilere bu konuda bir kez daha güvence verdi.

Trump yönetiminin katı İsrail yanlılarından oluştuğunu daha önce belirtmiştik. Trump yönetiminin katı İsrail yanlısı tutumunun Ortadoğu’da önemli gelişmelere yol açacağı, ABD yönetiminin mutlak desteğini almış İsrail’in çok daha saldırgan bir pozisyona geçeceği giderek daha fazla belirginleşiyor.

Trump yönetiminin sunacağı güçlü destekle, İsrail savaş aygıtının ilk hedefinin Güney Lübnan olacağı, güçlendiğini düşündükleri Hizbullah’a ciddi bir darbe vurmak için hazırlıklar yaptıkları zaten bir süredir İsrail yetkilileri tarafından açıkça ifade ediliyor.

İsrail’in yapacağı bu hamlenin Ortadoğu’da zaten kördüğüm olmuş ilişkileri daha da içinden çıkılmaz hale getireceği ve Ortadoğu’da kan ve ateşin büyümesine yol açacağı da kimse için sır değil.

ABD’den BM tehdidi

Trump’ın Birleşmiş Milletler baş diplomatı olarak önerdiği Nikki Haley, ABD Senatosu’nda yaptığı konuşmada, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin İsrailli yerleşimciler karşıtı 2334 sayılı kararında veto hakkını kullanmayan ABD yönetimini eleştiren konuşmasında, “Birleşmiş Milletler’in yerleşimler ve Filistin Devleti hakkında karar alınacak uygun platformlar olmadığını” belirtiyor

Halley, ABD’nin Birleşmiş Milletler bütçesinin yüzde yirmi ikisini tek başına karşıladığını, ama bu cömert Amerikan ulusunun, bu katkılar sonunda hangi başarıları kazandığını kendine soracağını söyleyerek Birleşmiş Milletler’i tehdit ediyor.

ABD’de göreve başlayacak Başkan Trump ve ekibinin katı İsrail yanlısı tutumu Ortadoğu’da yanan ateşe atılacak yeni odunlar anlamını taşıyor… Bu temelde barış bayrağını yükseltmek dönemin öncelikli politik görevi haline geliyor…

WP-Backgrounds by InoPlugs Web Design and Juwelier Schönmann