Kentte tarım, kentsel çiftlik ve uygulamalar – İsmail Kılınç

Kentsel çiftlik gibi kimi küçük çözümler kapitalist sistemi hırpalayabilir mi? Yoksa sorun bizi sürekli tüketimle uyaran ve sürükleyen kapitalist sistemin aşılması mıdır? Yoksa kapitalist sistem kentsel çiftlik uygulamalarını da ele geçirip yeni kâr kapıları açabilir mi? 

kentsel_tarim

Bir yönde 2050 yılında 9 milyara ulaşacak ve yüzde 80’i kentlerde yaşayacak dünya nüfusu, diğer yönden iklim değişikliği, çölleşme, toprakların giderek verimsizleşmesi, toprak kaybı, tarımdaki girdilerin (ilaç, gübre) toprağı fakirleştirmesi, sel baskınlarının artması, çiftçilerin gelirlerin düşmesi, rant baskısıyla kırsal toprağın azalması gibi daha birçok nedenle boğuşan tarımın geleceği üzerindeki belirsizlikler “Kentte tarım yapılabilir mi ve nasıl yapılabilir” düşüncesini son yıllarda birtakım uygulamalarla gündeme sık sık getiriyor. 2050 yılında 9 milyar nüfusun beslenebilmesi için tarımda verimliliğin yüzde 60-70 artması gerektiği de söyleniyor. Ekilebilir toprakların yüzde 80’i şu anda ekiliyor ve yüzde 15’i de artık verimsiz hale gelmiştir. Tarım sektörünün karşılaştığı önemli sorunlar dışında kişilerin ya da kapitalist sistemin tüketim yoluyla kalıp hale getirdiği ve körüklediği beslenme olgusu, gıdaların dağıtımı, iaşesi sorunları ekolojik izin yüzde 40’nı oluşturmaktadır. Ayrıca üretilen gıdaların yüzde 30’u çöpe gitmektedir. Bir yönde geleceğin tarımı nasıl olmalı tartışmaları sürerken bir diğer yönde de dünyanın değişik ülkelerinde kentte tarım ya da kentsel çiftlik uygulamaları ve projeleri dikkati çekiyor. Kentte tarım düşüncesi yeni bir olgu da değil. Kırsal artık ürünün kenti besleyebilmesi sonucunda insanın kentte yerleşmesinden sonra ve kentleşmenin artmasıyla kentsel nüfusun gıda gereksinimi de ortaya çıkıyor ve kimi uygulamalarda bu gereksinmeye kent içinde ya da kentsel çeperde yanıt aramaya çalışıyor.

Kentsel tarım ya da kentsel çiftlik uygulamalarını görmeden önce konumuzla ilgili olabilecek üç konuya açıklık getirmekte yarar vardır. Burada “geleceğin çiftliği” ya da “geleceğin tarımı” konusuna girmiyoruz konumuzla az çok yakın ilgisi olsa da. Bilgisayar ve uzaktan yönetilen insansız hava araçlarıyla destekli ve uydu sistemleriyle bağlantılı olacak geleceğin tarımında eğer insanların beslenmesi ön düzleme çıkacak ve tarımda emek veren insanların emekleri karşılığını alacaksa geçmişten de ders alacak yapılması gereken önemli atılımlar olmalıdır. Bunları kısaca şöyle özetlemek olanaklı: Toprağın kaybolan zenginliğini yeniden kazanmak, ekolojik izi azaltmak, iklim değişikliğine karşı tarımı koruyacak önlemleri almak, kaybolan biyoçeşitliliği yeniden bulmak, hayvancılığı yeniden keşfetmek ve çevreye uyarlı hale getirmek, sağlıklı ve güvenli gıdalara (biyo) ağırlık vermek, genetiği değiştirilmiş tohumları ve üretimini yasaklamak, yerli tohum piyasasını geliştirmek, piyasanın egemenliğini kırarak tarımda çalışanları işbirliğine yöneltmek.

İkinci konu ise “yeşil bina” kavramı. Yeşil binadan kastedilen binaların çatı ve yüzeylerinin yeşil bir örtüyle kaplanarak yalıtımının sağlanmasıdır. Bu yolla da kaplanan binalar sayesinde kent nefes alacak ve hava kirliliğini azaltmada katkıda bulunacaktır. Kentsel tarımda da çatılar kullanılır ve yalıtıma da dolaylı katkı verir ancak amaçlar farklıdır.

Üçüncü konumuz ise “sürdürülebilir kent” kavramıdır. Sürdürülebilir kent kendine yeterli, gelişmesini ekolojik açıdan düzenleyen, geri kazanımı ön düzlemde olan, tüketim ve üretimi dengeli, bağımlığı az olan, konut ve ulaşımı kolaylaştıran, kamu hizmetlerini artıran ve çeşitlendiren, demokratik katılımı sağlayan kenttir. Kentsel tarımda bu kente katkı sağlayabilir ya da bu kentin amaçlarından biridir.

Bu üç konu kentsel tarım ile doğrudan ve dolaylı olarak içi içedir ama burada ele alacağımız konu değildir.

Kentsel Tarım, çiftlik, bostan: Tanım, tarihçe ve özellikler

Kentsel tarım kısaca kentte yapılan tarımdır. Kentsel çiftlik ya da kentsel bahçıvanlık adı da kullanılır. Bostancılık da başka bir tanımlamadır ve kentsel bahçıvanlık kavramına yakındır. Kimi kez yakın kent çeperi de kentsel tarım alanı içine girer. Kimi kez yakın tarım, kısa devre tarımı adı da verilir. Kentsel tarım kente dönük, kentin kaynak, çöp ve istihdamının kullanan tarımdır. Dünya Gıda Örgütü (FAO) ise kentsel tarımı “küçük alanlarda (çatı, balkon, bahçe, park, boş araziler) birkaç sebze, meyve, bitki üretimi yapmak ve evcil hayvan yetiştirmek, öz tüketime ve yakın satışa yönelik (kısa devre), mesleki ve ticari olmayan küçük ölçekte bit etkinlik” olarak tanımlar. Bir başka tanım ise şöyledir: “Kent içinde ve kent çeperinde yapılan tarımsal etkinlik ve metropollerin merkezi alanlarında gıda ve diğer ilgili ürünlerin üretim, dağıtım ve pazarlamasıdır.” Bir başka tanım ise aile bahçesiyle ilgilidir: “Parsellere bölünmüş, özel kişilere ayrılmış, kendisi ve ailesinin gereksinmelerine yönelik, bahçecilik yapan, ticari amacı olmayan ve bu ölçütlere uyan her türlü bahçe”dir. Kentsel tarım kent içinde ya da yakın çevresinde yapılır. Genellikle yataydır ama dikey çiftliklerde ortaya çıkmaktadır (gökdelen çiftlik, katlı çiftlik). Düşük teknikli yani sıradan bir bostan olabileceği gibi yüksek teknikli (LED lambalı, geri dönüşümü kullanan, değişik sulama teknikleri olan, dikey çiftlikler) olabilir. Kentlilerin tarımla uğraşıdır ve bu uğraş da yeni değildir.

Dünyada 67 milyon hektar toprak kent içinde tarım amacıyla kullanılmaktadır ve 24 milyon hektarı sulanmaktadır. Kentsel çiftlik toprağı ekilebilir toprakların yüzde 5,9’u oluşturmaktadır. Kent çevresindeki alanları da hesap edersek (20 km. içindeki alan) 456 milyon hektar gibi bir sayıya ulaşırız ki bu sayınında doğrulanması gerekir. Dünyada 800 milyon kişinin bostan, çiftlik ve bahçelerde yapılan tarımla beslendiği söylenmektedir.

Kısa tarihçe:

İnsan toplayıcılık-avcılık döneminden yerleşik düzene geçinceye kadar beslenmesi için uğraş vermiş ve yaşadığı yerin önünde, yakınında sebze, çiçek, evcil hayvan yetiştirme ya da çocuklarına oyun alanı yapmaya kadar değişik uğraşılar içinde olmuştur. 2014 yılında Fransa’da düzenlenen bir yasa ile bu bahçeler paylaşılan, ortak, toplu bahçe adı altında güvence altına alınmıştır.

Ülkemizde ise güvence altına almak yerine yok edilmesi öngörülen Yedikule bostanları kentsel tarım ya da çiftlik için en iyi örnektir. Kökenleri 16. yüzyıla kadar inen bostanlar vakıf arazisi olarak İstanbul’a sebze ve meyve sağlamışlar ve sağlamaya devam etmektedirler. 1735 yılında 1381 bostancı 344 bostanlık alanda çalışmaktadır. Hatta yurt dışından gelen işçilerin bile buralarda çalıştığı söylenmektedir. İstanbul Akdeniz havzasında kent merkezinde tarım yapılan tek kenttir ve 300 kişi yaklaşık 35 ton/yıl sebze-meyve üretip İstanbul halkına sunmaktadır.

1641-1649 yılları arasında İngiltere’de toprakların özelleştirilmesine karşı (enclosure act) ayaklanıp önceden ortak olan toprakları ele geçirmek, ekmek ve tarımsal yaşamı devam ettirmek adına “kazıcıların” isyanı kentsel çiftliğin savunulması olarak ele alınabilir mi?

ABD’de 1873 ve 1893’de gerçekleşen finansal bunalımlar sonrası kentlerde tarımsal uğraşıların arttığı görülür. Kentli karnını doyurmak zorundadır. Finansçıların doymak bilmeyen iştahı bunalımla son bulunca yoksul kentli karnını doyurmak için karış karış toprağı işler.

1898 yılında İngiliz Ebenezer Howard bahçe-kent kavramını ortaya çıkarır. Sanayi kentine karşılık kentte tarımsal bir alan ve çeper yaratma, az beton kullanma, kentsel mekana egemen olma, rantı engelleme ve kamusal alt yapıyı birlikte kullanma gibi amaçlarla Londra’da “bahçe-kent”ler kurulur. Kentlileri doğayla buluşturmak amacıyla oluşturulan bu bahçe-kentler şimdi şatafatlı, zenginlerin oturduğu korunaklı siteler haline dönüşmüşlerdir.

Kentsel bahçe ya da bostanlar nedense hep bunalımlar sonrası sayı olarak çoğalmışlardır. Bu yönüyle de bunalımı hafifleten bir rol üstlenmişlerdir. ABD’de 1930 bunalımı sonrası bahçelerin sayısı önemli ölçüde artmıştır.

Atatürk Orman Çiftliği kentsel tarım için örnek olduğu gibi tarımın geneli içinde yaratılmış güzel bir örnektir. Bugün her yönünden rant ve kindarlık adına küçültülmeye çalışılan AOÇ Ankara’nın nefes alabileceği alandır ve buna benzer alanların genişletilmesi yerine ne yazık ki katledilmektedir.

Aynı şekilde 1.ve 2. dünya savaşları sırasında ABD, İngiltere, Kanada, Almanya gibi ülkelerde “zafer”, “savaş” ya da “özgürlük” bahçeleri adı altında bahçeler kurulur. Amaç savaşta insanlara ve askerlere gıda sağlamaktır ya da savaşın gıda üretimi üzerindeki etkilerini azaltmaktır. ABD’de savaş bahçeleri ulusal komisyonu kurulur ve 5 milyon bahçe 1,2 milyar dolarlık üretim yapar. 2.Dünya savaşında İngiltere’deki bahçeler gıda üretiminin yüzde 40’ı sağlar.

19. yüzyılda Fransa, Almanya, Hollanda gibi ülkelerde sonradan adı “aile” ya da “ortak” bahçeler olacak “işçi bahçeleri” ortaya çıkar. 1864 yılında Almanya’da Doktor ve eğitim bilimci Daniel Schreber halkı eğitmek ve kamu sağlığını iyileştirmek amacıyla bahçeler kurar. 25 yıl sonra Felicie Hervieu benzer uygulamayı Fransa’da başlatır ve arkasından Cambrai’de başrahip ve siyaset adamı Lemire işçi ailelerinin durumunu iyileştirmek amacıyla işçi bahçelerini daha da geliştirir. 1904 yılına gelindiğinde 48 olan bahçe sayısı 1913 yılında 1515’e ulaşır. Savaşta da gelişmesini sürdürür ve savaş sonu 250.000’e yakın bahçe bulunur. İşçileri fabrikaya bağlayan ve eğlenceden uzak tutmayı amaçlayan paternalist bir düşüncede yok değildir. 2007 yılında kolektif ve aile bahçeleri birliği kurulur ve bahçelerin gelişmesine destek olur. Hollanda’da 1838 yılında belediyeler işçi ailelerine bahçeler verirler. Bahçelerin kimi sonradan sebze üretimine devam ederken kimileri boş zamanın değerlendirildiği yerler olur.

Rusya’da 1917 sosyalist devrimiyle  Howard’ın bahçe-kent düşüncesinden esinlenerek işçi bahçeleri kurulur ve işçilere dağıtılır. Son istatistiklere göre (2008) Rusya’da kentlerde yaşayan 20-25 milyon ailenin bahçelerde tarımla uğraştığını göstermektedir. 1926 yılında Avrupa ülkelerindeki işçi bahçelerini kapsayan federasyon kurulur. Küba’nın başkenti Havana’da meyve ve sebze üretiminin yüzde 50’si kentlerde gerçekleşmektedir. Japonya’da Teikei sistemi köylü tarımının sürdürülmesi için kurulmuş bir dernektir. Tüketiciler aracısız olarak bu derneklerden sebze ve meyve gereksinmelerini karşılarlar. Tarımın giderek zirai ilaca boğulması ve 1957 yılında cıva zehirlenmesi sonrası çıkan minamata (Minamata koyu yakınında kurulan petrokimyasal fabrikanın zehirli ağır metal çöpleri sonucu) hastalığından sonra bu çiftlikler kurulur. Brezilya’da “chacara” lar, Güney Amerika’da “fincas”lar aynı amaçlarla kurulur.

19.ve 20.yüzyıldan sonra kentsel çiftlikler tüm dünyada yaygınlaşır.

Kentsel tarımın amaçları

Kentsel çiftliklerin kısa tarihçesini anlatırken kısmen de bu çiftliklerin, bostanların, bahçelerin kısaca amaçlarına değindik. Şimdi bu amaçları toparlayalım.

Bu bahçe, çiftlik ya da bostanlar genellikle kişilerin, ailelerin boş zamanlarını değerlendirmeleri ve az da olsa gereksinmelerini karşılamak amacıyla ticari amacı olmayan toprak parçalarıdır. Tarihçede de belirttiğimiz gibi gelişmeleri buhran ve savaş zamanlarında artmış olup insanların sebze ve meyve gibi gereksinmelerini karşılamak amacını da gütmüş olsa ilk kuruluş felsefesi işçilerin ve ailelerinin yaşam koşullarına katkı ya da koşullarını iyileştirme amacını gütmek olmuştur. Zamanla çiftlikler çatılarda, katlı binalarda, kentin boş arsalarında, parklarda, depolarda, hangarlarda, balkonlarda, kent dışında zevk uğraşısı için küçük bahçelerde, küçük bostanlarda yeni amaçlar ve özellikler kazanmıştır. Her bir amaç ya da özellik kendi içinde ayrı değerlendirme ve araştırmalara konu olabilirse de bunları şöyle özetleyebiliriz: 1-Toplumsal, 2- Çevresel ve 3-Ekonomik özellikler olarak üç başlık altında incelenebilir. Toplumsal özelliklere örnek olarak doğayla baş başa olma ve bütünleşme, doğaya saygıyı öğrenme, birliktelik ve dayanışma, eylemimizin doğada iz bırakması, kimliğimizi açıklama, dinginlik yaşama, doğayı seyretme alanı olması, kendini çevreleyen dünyada bir yer bulmanın anlamı, engelli ya da sorunlu kişiler için tedavi amaçlı eğitim alanı, kent ve gıda hakkını savunma, kuşaklararası bağlantı kurma, yerel demokrasiye katkıda bulunma, yeni beslenme türleri keşfetme, kırt-kent ayrımını azaltma gibi örnekleri verebiliriz. Çevresel katkıları ise yeşil alanın çoğalması, biyoçeşitliliğin artması, eski ve kaybolan tohumların ya da türlerin yeniden üretilmesi, kentsel dayanıklılığı sağlama, havanın temizlenmesi, kent çöpünün geri dönüşümle gübre olarak kullanılması, yağmur suyunu ve güneş ve rüzgar enerjisini kullanarak enerjiden tasarruf, mikro iklim yaratma, zirai ilaç kullanmama, kuş ve böceklere sığınak sağlama, bitkilerle yağmur suyunun arıtımı, topraktan tasarruf etme gibi örnekleri verebiliriz. Ekonomik açıdan katkıları ise ticari olmayan ve ticari olan açısından iki şekilde ele alınabilir. Bu çiftliklerin ticari bir amacı yoksa da son zamanlarda ticari amaçla eski binaları, depoları, kullanılmayan sanayi bina ve alanlarını kullanarak sebze-meyve ve hatta kümes hayvanları yetiştiren ve arıcılık yapan şirketlerin ortaya çıktığını görüyoruz. Bu üretime yönelik çok katlı binalar yapılmaktadır. Ekonomik katkıları ailelerin sebze ve meyve gereksinimini karşılama (elde edilen meyvelerden reçel yapımı, mantar kültürü), kısa devre tarımı yaratma, verimliliği artırma, yereli tüketme, istihdam sağlama, dağıtım kanallarını kısaltma, yeni teknikler bulma ve yaratma (akuaponi, hidrofoni, aeroponi gibi), doğrudan satış, kente özyeterlilik kazandırma, fakirliği azaltma, üretici-tüketici arasında yakın işbirliği, biyolojik tarıma katkı, tarıma tamamlayıcı katkı, gıda fiyatlarına katkı, kentsel planlamaya katkı olarak sıralayabiliriz. Ancak kentsel çiftliklerde tahılların üretilmesi, hayvancılığın yapılması zordur. Sadece belirli bir kitlenin belirli gereksinmelerine yanıt verebilir ve bu da da ihmal edilmemelidir.

Kuşkusuz bu amaç ve yararları dışında kentte yapılan tarımın, bahçe ve bostanların olumsuz yönlerini de unutmamak gerekir: En önemlisi burada yetiştirilen sebze ve meyvelerde kirlilik sorunudur. Kentin trafiğinden, kirliliğinden etkilenmemesi olanaksızdır ve bunun içinde önlem alınması gerekir. Kuş ve böceklerin çiftliklere yerleşmesi kimi hastalıkların yayılmasına (kuş gribi) neden olabilir mi? İnsan ve çevre sağlığı açısından bu tür çiftliklerde yetişen sebze ve meyvelerin incelenmesi gerekir ve halihazırda fazla da gerçekleştirilmiş bir inceleme yoktur. Almanya’da Berlin Teknik Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma ağır metal kalıntılarına rastlanıldığını ortaya çıkarmıştır. Çatılarda yapılacak çiftlik ya da tarım konusunda ise teknik sorunlara dikkat etmek gerekir. Çatının bu tür tarımla işgal edilmesi çatının sağlam olup olmadığına, su geçirebilir olup olmadığına bağlıdır ve buna dikkat edilmelidir. Ayrıca mevzuat engelleyici olabilir. Bu tür uygulamalarda aydınlatma ve ısıtma önemlidir ve yenilenebilir enerjiyle bu sağlanabilecek midir? Yeni parazitler ya da hastalıklar ortaya çıkabilir mi? Bu tür çiftliklerin çoğalması kentsel ranta ve arsaya baskı yapıp fiyatların artmasına neden olabilir mi? Tarımın yakın olması ulaşımda karbon maliyetini gerekli olarak azaltmaz. 2008’de Londra’da yapılan  bir araştırmaya göre Londra’da çatı serada üretilen domatesin karbon maliyetinin İspanya’dan Londra’ya ithal edilen domatesten daha fazla olduğu görülmüştür. Çünkü Londra’da nemi azaltmak için serayı ısıtmak (yoksa hastalık olabilir) daha fazla enerji ister.  Uygulamaların artmasıyla bu konular hakkında daha fazla bilgi sahibi olabiliriz.

Kentsel tarımdan örnekler

Ülkemizde Yedikule bostanları dışında kimi yerel yönetimlerin başlattıkları zevk ve eğlence amaçlı bahçeler vardır. Foça yeryüzü pazarı gibi, Ankara Kazan, Ayaş gibi yerlerde bostancılık gibi. Bu tür alanların çoğalması kent ve geleceği içinde önemlidir. Boş alanları ele geçirerek tarım yapmaya çalışan “Gerilla Bahçeleri” adlı bahçeler olduğunu da burada belirtelim. 1990 yılında tarım ürünleri tüketiminin 1/7 ile 1/5’i arasında üretim sağlayan kentsel çiftliklerin payı 2005 yılında 1/4 ile 1/3 arasındadır (kentsel çeper dahil). Şimdi dünyadan örnekler verelim:

Z Farm: Berlin kentinde kontenerlerle yapılan tarım. Organik çöpü kullanır ve ürün üzerinde kirliliği ölçmek gibi çalışmalar yapılmaktadır.

Pasona: Japonya’da 400-20.000 metrekare alanda bina içinde yapılan bu tarım özel bir şirketin gereksinmelerine yönelik kullanılmaktadır.

Luta Farm: Kanada Montréal kentinde çatılarda kurulan çiftlikler. Ticari amaçlıdır.

Sky Greens Farm: Singapur kentinde kurulu dikey çiftlikler. Her iki günde 1 ton sebze üretimi sağlar. 3,6 hektarlık alana sahiptir.

Aerofarms: ABD Nevyork’ta 2004’de kurulan ve 2012’de üretime geçen içsel çiftlik(Katlarda). Ürünler 12-16 günde yetişir, Yılda 20-30 hasat yapılır. Su tasarrufu %95’dir. Organik dokuma üzerinde ve optimal ışık ayarıyla sebze üretilmektedir. Besinli su içinde bitki dört kat fazla büyür.

City for Ekovores: Fransa Nantes kentinde nehir üzerindeki gemilerin içinde sebze ve ot üretimi.

Noble Rot: ABD’de Portland kentinde restoran çatısında çiftlik. Restorana gerekli sebze ve otları sağlar.

Farmed Here: ABD’de Şikago kentinde 8400 m2’lik  hangar içinde akuaponi(balıkların dışkısının suda eritilip sebzeler için gübre olarak kullanılması) tekniğiyle sebze üretimi.

Grange Farm: ABD Broklin’de  dünyanın en büyük kentsel çiftliği. 18 ton/yıl sebze üretir.

Agro ParisTech: Paris tarım teknoloji okulu çatısında 2011 yılından beri sebze-ot üretimi denemeleri.

Urban Farming Zuid park: Hollanda Amsterdam’da 2000 metrekarelik alanlık çatıda çiftlik.

Potage-Toit: Brüksel’de çatıda seralarda sazan balığı çiftliği.

ABD’li Dickson Despommier’in dikey çiftliği: 1999 yılında ilk kez dikey çiftlik düşüncesini ele alır. Proje aşamasında olan bu 30 katlı gökdelen dikey çiftlik için tasarlanmıştır. 30.000 kişiyi besleyecek şekilde tasarlanmış olup maliyeti fazla olduğundan şimdilik beklemededir. Yine Nevyork’ taki DragonFly projesi de 130 katlı bir dikey çiftlik projesidir.

Detroit bostanları: ABD’de ekonomik çöküş yaşayan Detroit kentinde terk edilen sanayi alanlarında büyük ölçüde çiftlikler kurulmuştur ve kentliler tarımla uğraşarak sebze-meyve gereksinmelerini karşılamaktadır.

Renewall Farm: ABD- Nevyork-Manhattan’da alkol ve uyuşturucu bağımlılarına yönelik kentsel çiftlik.

Anderlecht mezbahası: Hollanda’nın bu kentinde eski mezbaha yerinde şimdi 4000 metrekareye yayılan kentsel çiftlik bulunmaktadır.

ECF (Efficient City farming): Almanya Berlin’de bu firma konteynerlerde hazır çiftlikler satar.

Gotham Greens: Yine ABD’de bilgisayar destekli 1400 m2’lik ve güneş enerjili serada marul ve ot üretilir.

Todmorden kenti: İngiltere’de 2008 bunalımından sonra herkes her yere (bahçe, park, hastane bahçesi, okul bahçesi) tohum eker. Her yer bostan olsun denir ve isteyen istediği yerden sebzeleri alır ve tüketir (incredible edible). “İstediğini gereksinimin kadar al” hareketi başlar.

Örnekleri çoğaltabiliriz. Son olarak Danimarka’da Human habitat adlı firma 538 m2’lik ve 10 günde kullanıma hazır hale gelen, geri kazanılmış maddelerden üretilen ev içinde sebze üretmeye yönelik hazır “kit”ler pazarladıklarını belirtelim.

2011 yılında kurulan International Urban food Network (Uluslararası Kent Gıda Ağı) ile kentlerarası işbirliği sağlanmaktadır. Avrupa’da 3 milyon parsel çiftliklere ayrılmış olup Office International du Coin de Terre (Uluslararası Toprak Köşesi Ofisi) adı altında etkinlik gösterirler. Uluslararası Gıda Örgütü’nün Food For Cities (Kentler için Gıda) kuruluşu bu alanda çalışır. 2007 yılında Fransa’da kurulan CNJCF ( olektif ve ailesel bahçeler ulusal konseyi)’in 135.000 üyesi vardır.

Küçük adımlar sistemi değiştirebilir mi?

2004 yılında Fransa’da Rosny-sous-Bois kentinde 200 hektarlık alanı kaplayan bahçeler  rantın kurbanı olur ve yerine AVM yapılır ve AVM içinde bahçe ürünleri satan bir market yer alır! (Bize çok yabancı olmayan bir olay!) Bu olaydan hareketle şu soruları sorabiliriz: Yazıyı okuduktan sonra siz yanıtlarınızı bulmaya çalışın.

Kentsel tarım  ya da çiftlikler sadece bir eğlence ve zaman geçirme yeri midir? Amaç kenti beslemek midir? Kenti daha iyi yaşanabilir hale getirmek midir? Ekolojik düşünceye daha fazla yer açmak mıdır? Karbon izini azaltmak mıdır? Ütopya mıdır? Kent kendini besleyebilir mi? Kentlileri ne şekilde etkileyebilir? “Yerel Gıda” geçici bir heves midir yoksa gelişecek midir? Ülkede birkaç kenti sadece tarıma ayırmak mümkün müdür? Kentsel çiftlik geleneksel tarımın yerini alabilir mi ya da rekabete girebilir mi? Kentlilerin bir düşü, eskiye dönüş müdür? Kentlerdeki fakirliğe, gıda yetersizliğine bir çözüm sunabilir mi? “Fakirlerin alanı” ya da “ekenek”i midir? Kentsel çiftlik gibi kimi küçük çözümler kapitalist sistemi hırpalayabilir mi? Yoksa sorun bizi sürekli tüketimle uyaran ve sürükleyen kapitalist sistemin aşılması mıdır? Yoksa kapitalist sistem kentsel çiftlik uygulamalarını da ele geçirip yeni kâr kapıları açabilir mi? Kentlerdeki emekçi sınıfın savunma refleksi midir? Kent-kır ayrımını değiştirebilir mi? Bütünsel bir çözüme geçişin halkası olabilir mi? Kapitalist kentsel rant bu tür çiftliklerin gelişmesine izin verir mi? Ranta karşı koyabilme gücü gösterebilir mi çiftlikler? Kendinize ayırdığınız bahçe ve bostanda sizi düşlere daldırıp sistemi sorgulatmayan bir araç mıdır?

2012 Yılında “Futuribles” dergisindeki yazısında Gilles Pinson 2040 yılında kentler için üç senaryo tasarlar: 1- Merkapol: Gıdasını ve diğer iaşelerini küresel düzeyde sağlayan kent. 2- Arşipol: Kentsel büyümenin planlı olduğu ve tarımsal bağımlılığı azaltmış kent, 3-Antipol: Kentlerin çöküşü ve insanların yaşamak için kendi üretimlerini sağlaması. Hangi kentte hangi gıdalarla yaşayacağız?

Kaynaklar

  • Bir-iki kitap: Georges Monédiaire: Agriculture urbaine et villes durables, 1999.(kentsel tarım ve sürdürülebilir kentler).
  • Beatrice Cabedoce, Philippe Pierson: 1896-1996, İşçi bahçelerinin yüzyılı,1996.
  • TMMOB, İzmir kent sempozyumu, 2013, Kasım.
  • Science et Vie dergisi, özel sayı, no: 274, 2016.

İnternet kaynakları:

  • mrmondialisation.org; publi.lemonde.fr; fr.wikipedia; laviedesidées.fr; projetful.fr; futur.arte.tv.fr; soa.architectes.fr; francetvinfo.fr; sciencesetavenir.fr; huffingtonpost.fr; kozmorfol.wordpress.com; XXI.com.tr; devrimciproleterya.net; toitsvivants.org; urbacorm.analblog.com; maisonagricultureurbaine.com; vertigo.revues.org; agriurbain.hypotheses.org; futura.sciences.com; lejournal.cnrs.fr; jardins.familiaux.asso.fr; aujardin.info; jardins-partagés.org; bianet.org; walkingistanbul.com; sendika10.org; lejournal.cnrs.fr; gembloox.ulg.ac.be; collectivitesvivables.org; lua.paris.com; batiactu.com; la-crix.com; larecyclerie.com; enerzine.com; toolito.com; transition-verte.com; fr.slideshare-net.
WP-Backgrounds by InoPlugs Web Design and Juwelier Schönmann