Şiddete karşı öz savunma: Kızıl sopalar

Türkiye’de kadına yönelik şiddete karşı yeni mücadele araçları devreye giriyor. Kadınları taciz eden veya şiddet uygulayan erkeklere karşı kadınlar susmuyor, öz savunmayı geliştiriyor 

kizil-sopalar

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da cinsel şiddete karşı sokağa çıkan kadınlar arasında bir grup kırmızı sopalı kadın dikkat çekti. Sosyalist kadınlar, sopaları havaya kaldırarak, kadınları, şiddete karşı öz savunmaya çağıran sloganlar attı.

Görüntü, Hindistan’da erkek şiddetine karşı bir araya gelen Gulabi Çetesi’ni hatırlattı. Türkiye’de “Pembeli Kadınlar” olarak bilinen Hint kadınlar, erkek şiddetini cezasız bırakmayan yöntemlerle bir koruma kalkanı oluşturmaya çalışıyor.

Sadece Hintli kadınların Hindistan’dan Türkiye’ye ulaşan mücadelesi değil Rojava devriminin öz savunmayı Türkiyeli kadınların gündemine taşıyan kazanım ve deneyimleri önemli bir yerde duruyor.

Bu kazanımın en görünen yüzü kadın ordusu YPJ ve kadın asayişi. Daha teorik kısımda ise kadınlar için öz savunmayı bir hak olarak tanıyan Rojava toplumsal sözleşmesi var.

Öz savunma anlamına gelen bu sopalı eylemler, kadına yönelik şiddete karşı mücadelede ne anlama geliyor?

Bu soruya Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Sözcüsü Fadime Çelebi yanıt verdi.

Çelebi, AKP’nin kadın düşmanı politikalarına dikkat çekerek, bu politikaların adeta cins kırımına dönüştüğünü vurguluyor.

Resmi kayıtlara geçen rakam bile korkunç. 2014 yılında 294 kadın katledilmiş.

Çelebi, “Yüzlercesi yaralandı, tecavüze ve tacize uğradı. Tüm bunlar karşısında devlet ve yargı sistemi kadınların yaşam hakkını koruyamadı, yargı tahrik indirimleri ile erkeği kollamaya devam etti” diyor.

Kadınlar adaleti kendileri sağlıyor

Kadınları korumayan devlet, adalet arayışının da önüne tonlarca engel çıkartıyor.

Çelebi, şiddeti engelleyen düzenlemelerin olmamasının yanı sıra adli başvuru ve yargılama süreçlerindeki adaletsizliklerin de kadınların beklentilerini boşa çıkardığını anlatıyor ve ekliyor: “Kadınların adalet arayışı karşısında devletin buna yanıt olamayışı nedeni ile kadınları farklı savunma mekanizmalarını kullanmaya yöneltti. Kadın dayanışmasının yanı sıra, erkek şiddetine karşı kadınların yürüttüğü mücadele, kaçınılmaz olarak öz savunma reflekslerini de beraberinde getirdi.”

Sadece Kadıköy’deki yürüyüş değil, geçtiğimiz bir ay içerisinde cezalandırma eylemleri de yaşandı.

Dersim’in Hozat ilçesinde ve Antep’te kadınlar, öz savunma hakkını kullanarak tacizci iki erkeği cezalandırdı.

Meşru ve fiili bir duruş

SKM Sözcüsü Fadime Çelebi, kızıl sopalı öz savunmanın, erkek egemen sistemin, erkeklerin ve devletin uyguladığı şiddete ve kadın cinayetlerine karşı meşru ve fiili bir duruş olduğuna dikkat çekiyor.

Çelebi’nin yorumu şöyle: “Bu tip meşru mücadele mekanizmaları, kadınları erkekler karşısında daha güçlü hissetmesini ve özgüvenini geliştirmesine neden olacaktır. Meşru mücadele mekanizmaların geliştirilmesi ve yaygınlaşması bir anlamda, erkekler üzerinde caydırıcı bir etki yaratacaktır.  Ama diğer yandan, kadınlar kendi adaletini yaratması ve erkek sistemine karşı mücadele bakımından da önü açılmış olacaktır.”

Rojava devrimi örnek

Öz savunmanın kadınlar arasında yaygınlaşmaya başlamasında sosyalist ve Kürt kadınların  mücadele deneyim ve birikimlerinin etkisine dikkat çeken Çelebi, Rojava devrimi ve Kobanê savunmasını hatırlatıyor ve ekliyor: “Rojava Kadın Devrimi ve Kobanê direnişinde kendi öz savunma güçlerini oluşturan kadın savaşçılar, IŞİD çetelerine karşı özgürlük mücadelesini yürüttü ve zafere ulaştı. Kadın özgücünün ve iradesinin yansıdığı pratik ve somut bir örnek olması bakımından Türkiyeli kadınların yürüyeceği hattı da belirliyor.”

SKM olarak meşru ve fiili mücadele yöntemlerini desteklediklerini belirten Çelebi, “Hindistan’daki pembe sopalı kadınlar gibi Türkiye ve Kürdistan’da da kadınlar kendi araç ve mücadele biçimlerini daha da geliştirmeye çalışıyorlar. Türkiye’de kadına yönelik şiddet, taciz tecavüz ve kadın cinayetleri sürdükçe, kadınlar sadece kızıl sopalarla değil, başkaca mekanizmaları ve araçları kullanacaklar” diyor.

Çelebi’nin son sözü ise oldukça dikkat çekici: Erkek egemen devlet ve bundan güç alan erkekler kadına yönelik şiddeti ne kadar ‘meşru’ toplumsal dayanaklarını oluşturmaya çalışıyorsa, kadınların buna karşı kullandığı kızıl sopaları da o kadar meşrudur.

Kaynak: ANF