Kalkan: ‘AKP oy kaybını Kürdistan’dan telafi etmek istiyor’ (ANF)

KCK Yürtme Konseyi Üyesi Duran Kalkan, AKP’nin 2014 yerel seçimlerini kazanmaya kendisini şartlandırdığını söyledi. AKP’nin Türkiye genelinde yaşadığı oy kaybını, Kürdistan’dan almayı planladığı oylarla kapatmaya çalıştığını da söyleyen Kalkan, “AKP son kozlarını oynuyor. Herkesle ittifak yapmaya çalıştığı gibi, elindeki bütün imkanları da seferber ediyor. Kendine göre, toplum tarafından en etkili sanılan adayları gösteriyor. Milletvekillerini, bakanlarını, ki bunların hepsi, MİT, JİTEM ile kirli ilişkiler halinde olan kesimler. Onlara dayanarak Kürdistan’dan oy alabileceğini sanıyor” dedi.

Sterk TV’de yayınlanan Analiz programına konuşan Kalkan, Kürt halkı ve demokratik güçler için 30 Mart 2014 yerel seçimlerinin önemine dikkat çekti.

AKP’nin genelde seçimi kazanmaya kendisini şartlandırdığını ve endekslediğini belirten Kalkan, “AKP’nin geleceği, seçimi kazanması ile belirlenecek. AKP devam mı edecek, yoksa yolun sonuna mı geldi. Zayıflayacak mı, bunlar ortaya çıkacak. Özellikle de, Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı, bir dönem daha iktidar olabilmesi, 30 Mart 2014 yerel seçim sonuçlarına bağlı” dedi.

‘KÜRDİSTAN’DAN ALACAĞI OYLAR BELİRLEYİCİ’

AKP’nin yeni bir iktidar gücü olarak devam edebilmesinin Kürdistan’dan alacağı sonuç ile bağlantılı olduğuna da dikkat çeken Kalkan şunları söyledi: ”Çünkü Kürtleri yönetip yönetememesi, Kürt sorunu karşısındaki duruşu ile AKP’nin iktidardaki durumu, iktidar olması açısından belirleyici oluyor. Şimdiye kadar da Kürtleri ‘ben daha iyi idare ediyorum, yönetiyorum, Kürtlerden daha çok oy alan parti benim’ diyerek iktidar gücünü korudu. Şimdi de onu sağlamak istiyor.

Tabii handikapları, zorlukları var. Çünkü oyalama, hile, kendine göre demokratlıkla, çıkarcılıkla, demagoji ile bu kadar yürütülebildiği ortaya çıktı.”

AKP’nin bir misyonu var idiyse onun gereğini yerine getirdiğini de söyleyen Kalkan, şimdi ABD, Avrupa başta olmak üzere her taraftan çekiştirilen bir konumda olduğunun da altını çizdi.

‘AKP SİSTEMİN İHTİYAÇLARINI KARŞILAYAMIYOR, HERKESLE ÇATIŞMALI’

AKP’nin üstte iktidar çatışmaları yaşadığı, ABD, Avrupa başta olmak üzere, dışta da sistemin ihtiyaçlarını karşılayamayacak konumda olduğunu ifade eden Kalkan, “Birçok çevre ile çatışmalı hale geldi. Özellikle Fethullah Gülen Cemaati ile daha fazla çatışma yaşıyor. Bu noktada daha fazla taviz vermeye, birçok çevreyi, kesimi de ayarlamaya çalışıyor. Avrupa Birliği ile bir iletişim kurmaya çalışıyor, KDP ile ilişkileri de bu çerçevede. Bütün bunlara dayanarak, yaşadığı zayıflığı, çatışmalardan dolayı yaşadığı oy kaybını gidermek istiyor. Bu konudada da özellikle Kürdistan’a dayanmaya, Kürtlerden oy almaya çalışıyor. Kürdistan’ı sanki daha fazla oy alabileceği bir alan gibi görüyor. Bir de Kürtlerden oy alması kendisi açısından, bundan sonraki geleceği için önemli olacak” dedi.

‘MİT, JİTEM İLE BAĞLANTILI KESİMLERİ ADAY GÖSTERİYOR’

Kürtler üzerinde ne kadar etkili olup olmadığının, aslında AKP’nin iktidarını belirleyeceğini de vurgulayan Kalkan, bunun için de KDP’ye taviz verdiğini, Hizbullahçılarla görüştüğünü, ittifak halinde olduğunu da belirtti. AKP’nin son kozlarını oynadığını da ifade eden Kalkan şöyle devam etti:

”Yani herkesle ittifak yapmaya çalıştığı gibi elindeki bütün imkanları da seferber ediyor. Kendine göre, toplum tarafından en etkili sanılan adayları gösteriyor. Milletvekillerini, bakanlarını, ki bunların hepsi, MİT, JİTEM ile kirli ilişkiler halinde olan kesimler. Onlara dayanarak Kürdistan’dan oy alabileceğini sanıyor. Böylece iktidarını korumak istiyor, yaşatmak istiyor. Bu açık bir gerçek. Bu temelde ne olursa olsun Kürdistan’da oy kaybı yaşamamak, en azından var olan oy oranını korumak istiyor. Bunu net, açık görüyoruz. Bu olur mu olmaz mı ayrı bir mesele. Bu, AKP’nin stratejisi. Yani diğer alanlardaki kaybını da Kürdistan’dan gidermek istiyor. Çünkü Kürdistan’daki oy oranına dayanarak, iktidarda kalıp kalmayacağı belli olacak. Onun için de ne pahasına olursa olsun Kürdistan’da oy oranını artırabilmek veya var olan oy oranını koruyabilmek için elinden gelen tüm çabayı harcıyor.

‘ÖNCEKİ SEÇİMLERDE HİLE İLE OY ALDI’

Fakat yanılıyor; teşhir oldu, bozuldu. Bundan önceki seçimlerde hile ile oy aldığını gördük, Hatip Dicle’nin milletvekilliğini düşürerek, milletvekilliği kazanıldı. Şimdi bazıları Amed’den aday diye çıkarılıyor. Kendini maskeliyor, sanki bir Kürt yurtseveriymiş gibi açıklamalar yapıyor. Oysa ki bir AKP milletvekilidir, AKP’nin Kürt sorununa, Kürt insanına yaklaşımı ortada. Kürt halkının varlığını kabul etmiyor, Kürt sorununu kabul etmiyor. Ensarioğlu diye biri çıkmış, bilmem şöyle, böyle sorun çözülecek diye Amed halkını kandırmaya çalışıyor. Aslında kirli ilişkileri, sermayesi var onunla Amed toplumunu kandıracağını sanıyor, ama biz hiç ihtimal vermiyoruz. Amed halkına sonuna kadar güveniyoruz. Barzani’yi götürdü, gövde gösterisi yaptı, ‘size yeni bir lider getirdim’ diye Amed halkına sunmaya çalıştı. Amed halkı, önderi, lideri olduğunu biliyor. Ölümüne O’na bağlı. Gerçekleri Önder Apo’nun düşüncelerinde buldu. Direnişi, özgürlüğü Önder Apo’nun öncülüğünde kazandı. Dolayısıyla bu tür yaklaşımlara aldanacak durumda değil.”

‘KÜRT HALKI AKP’YE DERSİNİ VERECEK POTANSİYELE SAHİPTİR’

Kürt halkının AKP’ye Amed, Dersim, Bingöl, Serhat, Batman, Mardin, Botan, Colemerg’de gereken dersi vereceğinden emin olduğunu da söyleyen Kalkan, Kürdistan halkının AKP’nin beklentilerini kıracağını, oyunlarını bozacağını da sözlerine ekledi.

Kürt halkının AKP’ye gereken dersi vermek için yeterli potansiyeli, bilinçlenmesi olduğunun da altını çizen Kalkan, sürecin bunu istediğini ve gerektirdiğini de ifade etti. Kürt insanı ve toplumunun, bu konuda yeterince bilinçlenme, olayları değerlendirme, geleceğin görme gücüne sahip olduğunu da belirten Kalkan, AKP’nin kabul etmediği bu gerçekleri Kürtlerin çok iyi bildiğini de vurguladı.

Kürtlerin olaylar ve olguların neyi ifade ettiğini, nasıl tutum takınması gerektiğini, çıkarlarının nerede olduğunun bilincinde olduğunu da söyleyen Kalkan, “Kürtler demokratik çözüm, ulusal demokratik yaşam, özgür yaşam nasıl elde edilir, bunu çok iyi biliyor” dedi.

‘AKP SEÇİMİ KAZANIRSA TOPYEKÜN İMHA KONSEPTİ YİNE DEVREYE GİRER’

AKP’nin eski oy oranını korumasının ise tehlikeli sonuçlara yol açacağını da belirten Kalkan örnek olarak da 12 Haziran 2011 seçimleri sonrasındaki süreci gösterdi. Seçimlerden sonra AKP’nin topyekün bir savaş konsepti dayattığı, Kürt halkına, demokratik güçlere karşı imha savaşı geliştirdiğini de hatırlatan Kalkan, “Neye dayandı? İşte ‘iki kişiden birinin oyunu aldım, yüzde 50 oy oranına sahibim’ diyerek, savaşla silah zoruyla Kürdistan özgürlük hareketine imha ve tasfiye dayatarak, Kürt halkının özgürlük taleplerini boğmak istedi. Şimdi de oy almak için, KDP, Hizbullah, MİT, JİTEM ile ittifak kuruyor. Bir sonuç elde ederse benzer bir durum ortaya çıkacak. Yani 2011 sonrasında yaşanan neyse o yaşanacak” dedi.

“AKP bunu yapacak, herkes bunu bilmeli, gerçeğin görülmesi gerekiyor” diye devam eden Kalkan, demokrasi, çözüm, barış isteniyorsa AKP’nin seçimi kazanmaması için bütün çabanın harcanması gerektiğini vurguladı.

Seçimi sadece bazı yerel yöneticileri seçmek, yerel yönetimleri kazanmak veya kaybetmek biçiminde ele almanın da yanlış olacağını söyleyen Kalkan, “30 Mart’tan sonraki siyasetin nasıl şekilleneceğinin belirlenmesi olarak görülmelidir. Şimdi herkes sürecin ne olacağını soruyor. İşte 30 Mart seçim sonuçlarına göre ne olacak sorusu cevap bulacak. AKP seçimi kazanırsa, 12 Haziran 2011’den sonra ne olduysa o olacak. Onun için kazanmaması gerekiyor” diye devam etti.

‘AKP’NİN SEÇİMİ KAZANMAMASI İÇİN HERKES ÇALIŞMALI’

Herkesin AKP’ye özelde Kürdistan’da genelde Türkiye’de seçimi kazandırmamak için, elinden gelen bütün çabayı harcaması, tüm gücünü kullanması gerektiğini de ifade eden Kalkan, bunun için de doğru yaklaşımın öneminin altını çizdi.

Etkili ve aktif çaba göstermenin önemli olduğunu belirten Kalkan, şöyle devam etti: “AKP seçimi kazanmamalı. Yurtsever demokratik güçler, demokratik siyaset seçimi kazanmalı. Demokratik siyasetin gösterdiği adaylar 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde yerel yöneticiler olarak seçilmeliler. Bu bir hedef olarak belirlenebilir. Bunun nasıl gerçekleştirileceği, nasıl başarılacağı önemli. Bu bakımdan AKP’nin yaklaşımlarını, demagojisini, Kürtleri oyalama ve aldatma tutumunu iyi deşifre etmek lazım. Bazıları diyor ki, en iyi AKP bu işi götürüyor, işte Kürt sorununu çözüyor, 11 yıl iktidarda oldu, 12’inci yılına girdi. 12 yılda neyi çözdü. ‘Şu adımları attık’ diyor, atılmış ama Kürt halkının bir halk olarak kazandığı hiçbir şey yok. Attığı adımların hepsi AKP’ye kazandırmıştır. KDP ile ilişkileri de tehlikeli. Yani Güney Kürdistan için Kürdistan kavramı kullanıldı, ekonomik ilişkiler kuruluyor, hak tanıyor ama Kuzey’deki Kürt halkının varlığını bile kabul edilmiyor. Kürt sorununu bile kabul etmiyor, bir renginin, işaretinin olmasını bile kabul etmiyor. Kürt renklerine, bayraklarına savaş açmış, herhangi bir anadil eğitimi olamaz. Kendi demokratik yönetimini kuramaz diyor. Yani kuzeydeki Kürtleri, toplum, halk olarak bile kabul etmiyor. 12 yıldır tutumu bu. Tayyip Erdoğan’ın 12 yıl önce Kürtlere dönük görüşleri daha iyiydi. İstanbul’da belediye başkanı iken savunduğu görüşlerin hiçbirini uygulamadı. İlerlememiştir, geri adım atmıştır. Dolayıyısyla oy alırsa ne yapılacağı açıkça belli. Bu iş AKP ile olacak diye bekleyenler, AKP’nin maddi imkanlarından yararlanmak isteyen çıkarcı çevrelerdir.”

‘KAPI KAPI DOLAŞIP AKP’NİN HİLELERİ ANLATILMALI’

Kalkan, 2014 yerel seçimlerini Kürt halkının ve demokrat çevrelerin kazanması için AKP’nin gerçeğini, demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümündeki hileci, oyalayıcı, çıkarcı yaklaşımlarının topluma iyi anlatılmasının önemini vurguladı.

Demokratik değişimin, dönüşümün ihtiyacının, Türkiye’nin demokratikleşme, Kürt sorunun çözüm ihtiyacının, bu olmazsa nelerle karşılaşılabileceğinin, olası tehlikelerin iyi gösterilmesinin önemini de vurgulayan Kalkan, “Dolayısıyla da toplum gerçekleri görüp, kendi kaderine sahip çıkacak bir pozisyona gelmeli. Ayrıca Türkiye’nin demokratikleşmesini içeren, Kürt sorununun bu temelde çözümünü içeren bir seçim programı ve ilkeleri oluşturmak lazım. Bu ilkeler solcusu, liberali, İslamcısı, Alevisi, Kürdü, bütün etnik grupları, Hıristiyan topluluklar yani en geniş demokratik çevreleri kapsamalı. Bu toplulukları birleştirecek bir genel, ilkeli demokrasi programı olmalı” dedi.

Doğru ve aktif bir çalışma tarzına da ihtiyaç olduğunu vurgulayan Kalkan, birkaç mitingle, bazı programlarla bunun olmayacağının da altını çizdi. Örgütlü bir çalışma gerektiğini belirten Kalkan, herkesin, her yerde seçim büroları, örgütlü seçim çalışması ortaya çıkarmasının da önemli olduğunu söyledi.

“Her yere gidilebilmeli, birebir ilişki kurulabilmeli, insan insan, ev ev, çalışarak, seçim hedefleri anlatılabilmelidir. İnsanlarla doğrudan ilişki kurularak, onlara gerçekler gösterilmelidir” diye devam eden Kalkan, adayların da net tutum göstermesi, halk tarafından tanınan, demokratik yerel yönetimi başarı ile yürütebilecek birikimde, ölçüde insanlar olması gerektiğini söyledi.

Adayların buna göre kendilerini yenilemesi, düzeltmesi gerektiğini de söyleyen Kalkan, “Yoksa öyle rastgele bir duruş ile tutum olmaz. ‘Belli bir potansiyel var, o potansiyele dayanarak seçilirim, rahatlıkla kazanırım, sonuç alırım’ denmemelidir. Çalışan kazancak, doğruyu, gerçeği, demokrasiyi temsil eden kazanacaktır. Demokratik bir tutum, her yönüyle gösterilmelidir. 24 saat durup dinlenmeden çalışmalıdır. Böyle olursa seçim kazanılır” dedi.