Sovyetler Birliği İkinci Dünya Savaşı’nda Polonya’yı Almanya ile paylaştı mı? – Ahmet Kaplan

sscbidsYukarıdaki soruya günümüzde hayır yanıtı verecek pek fazla insan bulunmaz. Sağ hemen hemen hiç firesiz, Sovyetler’in Nazi devleti ile anlaşarak Polonya’yı paylaştığı konusunda hemfikirdir  ama solda da  istisnalar dışında bu fikre karşı çıkan pek yoktur. Soldaki oldukça yaygın anlayışa göre, Stalin yönetimi altında bürokratik bir diktatörlüğe dönüşen SSCB, Nazilerle anlaşarak Polonya ve bazı diğer ülkeleri işgal etmiştir. İddiaya göre, Molotov Ribbentrop antlaşması ya da Nazi-Sovyet Paktı olarak bilinen Almanya ile SSCB arasında imzalanan Saldırmazlık Antlaşması, bu işgallerin temelini oluşturmaktadır.

Ancak tarihi belgeler ve olgular SSCB’nin Polonya’yı paylaştığını değil tam da aksini gösteriyor. Eğer SSCB 1939 Eylül’ün de Polonya’yı işgal etti ise niye o zamanın Polonya yönetimi  Nazi Almanya’sına karşı savaş ilan ettiği halde SSCB’ye karşı savaş ilan etmez, SSCB’nin Polonya topraklarına girmesini işgal olarak nitelendirmez?  Bırakınız savaş ilan etmesini,  zamanın Polonya Genel Kurmay Başkanı, Romanya’ya sığınmadan hemen önce Polonya Ordusuna Almanlara karşı direnmeye devam etmelerini ama Sovyet Ordusuna karşı ise savaşmamaları emrini verir.[1]

Churchill’e göre Rusya Nazilere karşı cephe açıyor!

İngiltere ve Fransa Polonya’yı işgal ettiği için Almanya’ya karşı savaş açarlar ama aynı Fransa ve İngiltere azılı birer Sovyet düşmanı olmalarına rağmen bırakınız SSCB’ye savaş açmayı kınamazlar bile. Hatta bırakın kınamayı, zamanın İngiltere Başbakanı Churchill 1 Ekim 1939 tarihinde, yani SSCB’nin Polonya devletine ait topraklara girmesinden yaklaşık iki hafta sonra SSCB’nin bu hareketini Polonya’nın işgali olarak değil ama Almanya’ya karşı açılan bir cephe olarak nitelendirir.[2] Churchill aynı konuşmasında  Sovyet birliklerinin Polonya’ya  kendi güvenlikleri açısından girdiğini söyler.  Churchill bu tespiti yapar iken yanılmış mıydı? Ama biliyoruz ki tarih Churchill’i haklı çıkarmıştır. 1939 Eylül ayında olan Polonya’nın paylaşılması değil, tam aksine Nazi ve Sovyet devletlerinin birbirlerine karşı yaptıkları askeri hareketlerdir. Bu konuya daha sonra döneceğim.

Keza Almanya  Polonya’yı işgal eder etmez Milletler Ligi bunu protesto eder ama SSCB Polonya topraklarına girdiğinde aynı tepkiyi göstermez.

Burada gerek Polonya hükümetinin  gerekse de İngiltere ve Fransa gibi artık Almanya ile savaş halinde bulunan ülkelerin, karşılarındaki düşman cephesini daha fazla genişletmemek amacı ile böyle davrandığı ileri sürülebilinir. Ama daha sonraki gelişmeler bu iddiayı çürütüyor.  SSCB 30 Kasım 1939 tarihinde, Leningrad’ı olası bir Nazi saldırısına karşı daha iyi koruyabilmek amacıyla Finlandiya’ya sınırların yeniden düzenlenmesi talebinde bulunur. Sovyet isteğine göre Finlandiya Leningrad’ın savunulması için gerekli bazı toprakları SSCB’ye bırakacak, karşılığında da Rusya  Finlandiya’ya sınırın başka bölgelerinde daha fazla toprak verecektir. Ama Finlandiya bunu reddeder ve SSCB 30 Kasım 1939 da Finlandiya’ya saldırır. Tarihte Kış Savaşı olarak adlandırılan bu savaş, Polonya işgalinden  yaklaşık olarak 10 hafta kadar sonradır.  Savaş üç ay kadar sürer ve sonunda SSCB’nin zaferi ve isteklerinin kabulü ile biter.

Ne Polonya Hükümeti ne de İngiltere 1939 Eylül’ünde olayı Sovyet işgali olarak görüyorlardı

SSCB Polonya’yı işgal ettiğinde bırakın savaş açmayı, aksine ordularına SSCB ordularına karşı savaşmama emri veren Polonya hükümeti, SSCB orduları Finlandiya’ya saldırınca SSCB’ye savaş açar. O sırada Finlandiya’da bulunan Polonya birliklerine Finlandiya ordusu yanında SSCB’ye karşı savaşma emri verir.[3]

Keza daha önce Polonya üzerine hiç bir tepki göstermeyen Milletler Ligi hemen toplanır ve 14 Aralık 1939 tarihinde SSCB’yi üyelikten atar. Kararın alınmasında en etkin üyeler İngiltere ve Fransa’dır.[4]

Daha önce SSCB’nin Polonya’ya girmesini işgal olarak değil ama meşru savunma olarak gören Fransa ve İngiltere yönetimleri ise doğrudan SSCB’ye savaş ilan etmeseler bile, Finlandiya’ya  silah göndermişler, askeri hareketler planlamışlardır. Hatta Fransa SSCB’nin Kafkasya’daki petrol bölgelerini bombalamayı planlamıştır. Resmen olmasa bile bu ülkelerin hepsi fiilen SSCB ile savaş durumuna geçmişlerdir.[5]

İlginç olan Almanya’nın da Finlandiya safında yer almasıdır. Zaten daha sonra Almanya SSCB’ye Finlandiya orduları ile beraber saldıracaktır. Leningrad’ı iki yıldan fazla muhasara altında tutan ordulardan birisi de Fin ordusudur. Romanya ve Macaristan’da bulunan  Polonya askerlerinin teçhizatları ile birlikte Finlandiya’ya transferini faşist İtalya üstlenir. Bu askerlerin Romanya’dan İtalya’ya geçmesi ise Nazi devletinin bunlara geçiş izni vermesi ile mümkün olmuştur.[6]

ABD o zamanlar daha savaşın içinde değildir. O yüzden tarafsızlık deklarasyonları yayınlar. Ama bu yayınlarda savaşan taraflar arasında hiç bir zaman  SSCB’yi saymaz.  Polonya işgalinden dolayı SSCB’ye hiç bir protesto yapılmaz.  Ancak Kış Savaşı başladığında ise hemen SSCB’yi protesto eder.[7]

Genel kabul gören anlayışa göre, SSCB ve Nazi Almanya’sı aralarında bir antlaşma yaparak Polonya’yı ve bazı diğer devletleri aralarında paylaşmışlardır. Ama yukarıda verdiğimiz bilgiler Polonya devletinin ve diğerlerinin, en azından 1939 Eylülünde, olayı hiç de SSCB’nin işgali olarak  görmediğini gösteriyor. Polonya’nın iki devlet tarafından hain bir plan ile paylaşıldığı iddiası, özellikle 45’ler sonrasında, Soğuk Savaş sırasında yaygınlaştırılmıştır.

1939 Eylülünde neler oldu?

Bu konuyu tartışmaya başlamadan önce bazı gerçekleri vurgulamakta yarar var. Polonya 1792 yılında Rusya, Almanya ve Avusturya tarafından paylaşılıp yok edilmişti. Çeşitli kereler ayaklanmasına rağmen Polonya ancak Bolşevik devrimi sayesinde bağımsızlığına ulaşabilmişti. Bolşevik hükümet Polonya’nın bağımsızlığını hemen tanıdı. Polonya ikinci kez 1939 Eylülünde Almanya tarafından ortadan kaldırıldı. Polonya ikinci kez SSCB’nin Nazi Almanya’yı yenilgiye uğratması sonucu yeniden kurulabildi. Polonya’nın tarihte iki kez yeniden kurulmasını ve bağımsızlığını sağlayan Bolşevikler ve SSCB’dir.

Polonya’nın o dönemdeki sınırları, ABD, İngiltere vb tarafından Curzon antlaşması ile 1920’lerin başında çizilir. Curzon antlaşması ile çizilen bu sınıra “Curzon hattı” denir ve kabaca Polonyalı nüfusun yaşadığı yerleri göstermektedir.

Yalnız burjuva bir yönetim olan Polonya hükümeti daha sonra, 1922 yılında SSCB’nın bir parçası olan Ukrayna vb.nin bir kısım topraklarını emperyalist ülkelerin yardımı ile işgal eder. O dönem bu işgali yok edecek  gücü olmayan SSCB ise bu durumu sineye çekmek zorunda kalır. Savaş sırasında esir düşen Kızıl Ordu askerlerinden on binlercesi  ( verilen  rakamlar 60 bin ile 100 bin arasında)esir kamplarında işkence altında ve insanlık dışı koşullarda ölür.

Almanya  1 Eylül 1939 tarihinde Polonya’yı işgal etmeye başlamadan  hemen önce SSCB ile bir saldırmazlık antlaşması imzalar. Bu antlaşmanın daha sonra eklenen iki maddesi Polonya’ yı ( sadece Polonya’yı değil ama bir dizi ülkeyi de) Alman ve Sovyet etki alanlarına ayırmaktadır.  Bir savaş durumunda  asıl Polonya topraklarının tamamı, yani yaklaşık olarak Curzon hattına kadar olan bölümü Alman etki alanına bırakılır iken Polonya tarafından işgal edilen ve Polonyalı nüfusun çok az bulunduğu Ukrayna toprakları ve Baltık Cumhuriyetleri SSCB’nin etki alanında bırakılır.[8] Gizli  protokolün Polonya’yı etki alanlarına bölen ikinci maddesi, bu etki alanlarının Polonya devleti üzerinde olduğunu açıkça belirtir. Yani antlaşma Polonya’nın yok edilmesi değil ama bir savaş ya da sınır tartışması çıktığında bu sorunların taraf devletlerin çıkarları gözetilerek sonuçlanacağını öngörür.

Sovyetlerin bu antlaşmayı imzalama nedeni, kaçınılmaz olarak gelecek olan Nazi saldırısını biraz olsun geciktirebilmek, savunmalarını biraz olsun güçlendirebilmekti. Naziler ise 1. Dünya Savaşı’ndan aldıkları dersle aynı anda iki cephede savaşmak istemiyorlardı ve Avrupa’da diğer emperyalistlerin işini bitirirken Rusya cephesinde bir  sorun istemiyorlardı. Sonuçta Almanya tüm kıta Avrupa’sında denetimi sağladıktan sonra SSCB’ye saldırdı.

Bu antlaşma imzalanır imzalanmaz Nazi Almanya’sı Polonya’ya saldırır ve işgal etmeye başlar. SSCB’nin başlarda ki umudu, Polonya’nın en azından bu işgale karşı dövüşeceği idi . Ama Polonya devleti hızla çöker. BU durumda SSCB ile Nazi Almanyası arasında tampon görevi görecek hiç bir şey kalmamıştır.

Ayrıca Polonya’nın devlet olarak çökmesi  saldırmazlık antlaşmasının gizli maddelerini geçersiz hale getirmiştir. Protokolun ikinci maddesi açıkça Polonya devletinden  bahsetmektedir. Protokol Polonya devletinin yok olmasını değil ama etki alanlarına bölünmesini öngörmektedir. Bu noktada gizli protokol geçersiz hale gelmiştir. Bu durumda SSCB’ye iki ihtimal kalmaktadır, ya Hitler’in Sovyet sınırına kadar işgal etmesine göz yumacak ya da Hitler ordularını Curzon hattında karşılayacaktır..

Sovyetler de bunu yapar. 17 Eylül günü, yani Almanya’nın Polonya’yı işgale başlamasından 17 gün sonra, Polonya devleti tamamen yok olduktan sonra,  Sovyetler Polonyalıların yaşadığı  toprakları değil ama Polonya tarafından işgal edilen Sovyet topraklarını tekrar ele geçirirler. Hareket bağımsız Polonya’nın bölüşülmesi için değil ama Hitler’in ordularına karşı Sovyet ülkesini korumak amacı ile  yapılmıştır.

Sovyet ordularının Polonya topraklarını işgalinden bir önce Molotov Almanya’nın Moskova elçisi Schulenburg’a artık Polonya ile ilgili antlaşmaların geçersiz olduğunu bildirir. Ertesi gün ise Polonya elçisine artık Polonya devletinin varlığını yitirdiğini belirtir ve Sovyet orduları Polonya topraklarına girer.

Bu yüzden Churchill Sovyetlerin askeri hareketini bir işgal olarak değil ama tam aksine Nazi ordularına karşı açılan yeni bir doğu cephesi olarak görür. Polonya yönetiminin kendi  askerlerine SSCB ordularına karşı savaşmama emri vermesinin nedeni de budur.  Çünkü  gerek zamanın Polonya hükümetine gerekse de İngiltere’ye göre SSCB’nin yaptığı bir işgal  değil, tam aksine Nazi ordularına karşı bir yeni bir cephenin açılmasıdır.[9]

Zaten daha sonra ki olaylar da Sovyetler’in niyetinin Polonya’yı işgal etmek, Polonya devletine son vermek değil  ama Nazi saldırganlığına karşı kendilerini korumak olduğunu göstermiştir. Polonya Nazi işgali sonrası Sovyetler’in yardımı ile tekrar kurulur. 1939 öncesi bir kısım (Silezya gibi) Polonya toprağı hala Almanya’nın işgali altında bulunmakta idi. Polonya 1945 sonrası bu topraklarına da kavuşur. Son bir kaç yüzyıldır ilk kez Polonya Polonyalıların çoğunluk olarak yaşadığı toprakları kapsamaya başlamıştır. Öyle ki sosyalizm yıkılmasına rağmen Polonya ve diğerleri arasında sınır kavgaları olmaz.

 

Not: Bu çalışmamda MontClair Üniversitesi profesörlerinden Grover Furr’ün çalışmalarından büyük oranda yararlandım. Ama tabii ki buradaki tüm görüşlerin sorumluluğu bana aittir. Ama konu ile ilgilenenler için Sayın Furr’un konu hakkında ki çalışması

http://msuweb.montclair.edu/~furrg/research/mlg09/did_ussr_invade_poland.html

 



[8] Bu antlaşma ve gizli maddeleri için bkz: http://www.fordham.edu/halsall/mod/1939pact.html

[9] SSCB’nin Polonya’yı işgal etmediğini, herkesin o zaman bunu bildiğini kaynakları ile ayrıntılı bir şekilde açıklar. Bkz: http://msuweb.montclair.edu/~furrg/research/mlg09/did_ussr_invade_poland.html#The%20USSR%20did%20not%20invade%20Poland, Grover Furr