Suriye mi, El Kaide mi? Psikolojik harp, dezenformasyon ve gerçekler…

Reyhanlı saldırılarının ardından herkesin kendi durduğu yere göre suçluyu anında buluverdiği, verilerin çarpıtıldığı, gerçeklerin karartıldığı bir psikolojik harp atmosferi hakim kılındı. Yayın yasağı, siyasi baskı ve otosansür nedeniyle zaten kısıtlı ölçüde ulaşılabilen veriler, en sonunda dillendireni itibarsızlaştıran “Tek adres Suriye”, “Nusra üstlendi” benzeri zorlama iddialara kurban gitti. Oysa gerçek dışı iddialar arasında gürültüye gelen dikkat çekici ayrıntılar da vardı. Arapça kaynaklardan resmi açıklamaları, patlamanın ilk görüntülerini yayımlayan kanalları ve sosyal medya diyaloglarını takip ederek iddiaları değerlendiren Hamide Yiğit’in haber yorumu:

Suriyeli muhalifleri destekleyen “haber seyret” adlı sayfada patlamanın ilk anında olay “Hatay, Reyhanlı şehir merkezine Suriye tarafından ateşlenen 2 mühimmat düştü” biçiminde duyuruldu. Hükümetten henüz bir açıklama gelmemişken bu sayfada saldırıdan Suriye rejimi sorumlu gösteriliyordu. (https://www.facebook.com/haberseyret)

Patlama görüntüleri de ilk olarak ÖSO’nun The Syrian Revolution 2011 (الثورة السورية ضد بشار الاسد) adlı facebook sayfasında yayımlandı.

Cihatçıların şüphe uyandıran videosu

Cihatçıların tekbir sesleri eşliğinde patlamayı kayıt altına aldıkları görüntülere erişmek için tıklayınız! (https://www.facebook.com/Syrian.Revolution?ref=ts&fref=ts )

ÖSO’nun bu sayfasında patlama; “Reyhanlı’da bombalar patladı. Onlarca ölü var” şeklinde duyuruldu. Ölü ya da yaralı konusunda hiçbir bilginin olmadığı ve Türkiye medyasının 4 ölü olduğunun tahmin edildiğini duyurduğu ilk anlarda onlarca ölüden bahsedilmesi dikkat çekti.

Suriye tarafından tekbir sesleri eşliğinde çekilen video ilk dakikalarda adı geçen sayfaya eklendi.

Erdoğan’a ağır sözler

Ancak önemli bir ayrıntı vardı, o da bu eklemeyi yapan Mohamad Damascian adlı kullanıcının yazdığı Arapça nottu. Notun Türkçe çevirisi şöyle: “Admin, işte bu da videosu. Al sana köpek Erdoğan. İnşallah sonraki bomba Ankara’da olacak, Erdoğan domuzu.”

Bir süre sonra Türkiye medyası ile Suriyeli muhalifler (SUK) paralel açıklamalarla bu saldırıyı Esad rejiminin gerçekleştirmiş olabileceğini dillendirmeye başladıklarında, ÖSO’nun sayfasında, videoyu yükleyenin Erdoğan hakkındaki yorumu silindi, ve video sayfaya tekrar yüklendi.

Söz konusu Arapça notun silinmeden önce fotoğraflanmış hali:

damascian

“Admin, işte bu da videosu. Al sana köpek Erdoğan. İnşallah sonraki bomba Ankara’da olacak, Erdoğan domuzu.”

Bu yüklemeye yorum yapan Syrischer Kaempfer adlı kullanıcının yaptığı ve yine kısa süre sonra silinen yorumu Alevileri hedef alıyordu. Yorum şöyle: “Erdoğan Alevilere saldırmaya tekrar başlasın, artık bunun geri dönüşü yoktur.”

kaempfer

Yine silinmeden önce paylaşılan bu mesajda da şöyle deniyor: “Erdoğan Alevilere saldırmaya tekrar başlasın, artık bunun geri dönüşü yoktur.”

Aynı site SUK’un Reyhanlı’daki saldırıyı kınadığını, Suriye ile Türk halkının arasını bozmak isteyen rejimi sorumlu tuttuğunu duyurdu. ÖSO’nun duyurduğu SUK açıklaması şöyle: “[Bu] Suriye halkının yanında durduğu ve rejimden kaçan mültecileri kabul ettiği için Türk halkından intikam almayı amaçlayan iğrenç bir terör saldırısıdır. İki halkın arasını açmak için yapılmıştır.”

Muhaliflerin kullandığı, karışık bir internet sayfası

ÖSO’nun bu sayfası, hem Türkiye’deki ve dünyadaki cihatçıları desteleyen sayfalara ve kanallara haber ve görüntü sağlayan, hem de sürekli referans olarak gösterilen “Londra Merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlem Evi” adlı merkeze bilgi aktaran bir sayfa. ÖSO’nun sayfası olmakla birlikte medyaya malzeme oluşturan, başta Nusra Cephesi olmak üzere Suriye’de rejime karşı savaşan 26’ya yakın örgütün haber ve görüntülerine ev sahipliği yapıyor.

Bu durumda Reyhanlı görüntülerini kaydeden ve sayfaya yükleyenin ÖSO militanı ya da Nusra Cephesi üyesi olup olmadığını bilmek mümkün değil.

Erdoğan’ı neden hedef alsınlar

Erdoğan’a yönelik tehdit ve küfürlerin ne anlama gelebileceğine dair çeşitli yorumlar yapılabilir.

Bunlardan birincisi: Erdoğan’ın Suriye’ye müdahale etmeye çok hevesli davranıp savaşçıları  yüreklendirmesi ve arkasından hiçbir adımın atılmaması, cihatçılarıın tepkisi ve öfkesine neden olmaktadır. İki yıl boyunca Erdoğan’ın her savaş açma söyleminin önce cihatçıları umutlandırdığı, ardından hayal kırıklığı yarattığı ve öfkelerin Erdoğan’a yöneldiği gözlendi.  Bu öfkenin yansıması olabilir.

Uluslararası süreç Nusra’yı kaygılandırıyor

İkincisi: Roma toplantısından bu yana ABD ve Avrupa’nın radikal İslamcıları tasfiye etme eğilimi açığa çıkıp da, ÖSO’nun “Nusra Cephesiyle hiçbir ilişkimiz yoktur” şeklindeki açıklaması, Nusra Cephesi’nde bertaraf edilmenin kaygı ve öfkesi oluşturdu. Bilinen bir gerçek var ki Türkiye, hem ÖSO hem de El Kaideci Nusra üzerinde etkinliğini sürdürüyor. Zaman zaman Kürtlere karşı her iki tarafın da Türkiye tarafından kullanıldığı biliniyor.

ABD’nin Nusra’yı terör listesine alma kararından sonra Nusra ile ÖSO ve diğer gruplar arasında sürekli çatışmalar yaşandı. En son ABD-Rusya görüşmesi ve Fransa’nın da Nusra’yı terör listesine alması ile birlikte Nusra’ya destek sunan AKP’nin da bu konuda uyarıldığı tahmin ediliyor. Eğer AKP’nin de kendilerine sırt çevireceği izlenimini aldılarsa, Reyhanlı saldırılarının Nusra Cephesi elemanlarının yaptığı bir iş olduğu ve bunu Erdoğan’a öfke ve tehditle gönderdikleri tahminleri de bir dayanak kazanıyor. Bu tehditte “bundan sonraki patlamayı Ankara’da bekle” ifadesi, “bizi tasfiye ederseniz zarar veririz” biçiminde yorumlanabilir.

“Zamanlama” Suriye karşıtı cepheye işaret ediyor

Üçüncüsü: ABD-Rusya müzakeresinden çıkan çözüm sürecinden hem Erdoğan hükümetinin, hem de bugüne kadar Suriye’de en etkili savaşı yürüten Nusra Cephesi’nin devreden çıkarılacağı herkesçe bilinen bir şey. Reyhanlı’nın Suriye’deki çözüm sürecine karşı AKP-El Kaide ittifakının  son hamlesi olarak düşünülebilir. Özellikle Erdoğan’ın Obama ile görüşmesi öncesine denk gelmesi bu ihtimali güçlendiriyor.

Zubi tam olarak ne dedi?

umran-zubiSuriye Enformasyon Bakanı Umran Zubi de 12 Mayıs Pazar günü bu üçüncü ihtimal çerçevesinde bir açılama yaptı. Bakan Zubi’nin konuya ilişkin açıklamasının Türkiye medyasına kısmen yansıyan tam metni şudur:

“Asıl terörist, Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Türkiye hükümetidir. Suriye ile olan sınırlarını teröristlere açtı. Uluslararası cihatçı terörizmin merkezi oldu. Bu teröristleri Türk halkının evlerine, tarlalarına saldı. Dünyanın dört bir yanından gelen teröristleri barındırdı. Hiç hesabını yapmadan Suriye halkını katletmeleri için her çeşit silah, patlayıcı, bombalı araçları ellerine verdi.

Türkiye hükümetinin başbakanı  Recep Tayyip Erdoğan ve onun İçişleri ve Dışişleri Bakanları, başta Suriye ve kendi halkına olmak üzere tüm dünya halklarına karşı siyasi ve ahlaki bir sorumluluk taşımaktadırlar.

Erdoğan ABD’ye uçup ABD başkanıyla görüşmeye giderken, bunu Türk halkının, ve bölge halklarının kanı üzerinden yapmak istiyor. Bölge halklarının kanı üzerinden bir zafer peşinde koşmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.

Bunun tek sorumlusu Türkiye’nin iktidar partisi AKP ve bizzat başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Türkiye’ye ve Türkiye halklarına ne yaptığını sorgulaması gerekiyor. Bu iş Suriye’nin işi olamaz. Bunca zamandır Suriye halkına ve ordusuna yaptıklarına rağmen böyle bir şeye bizim ne terbiyemiz, ne ahlakımız, ne de siyasetimiz müsaade etmez.

Bizim üzüntümüz Türkiye’deki şehit ve yaralılar içindir.

Başkasını itham etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Türkiye’nin İçişleri Bakanı çok kısa süre içinde Suriye bağlantılı olduğundan kuşkulandıklarını söyledi. Elinde hiçbir delil yok iken bu kadar hızlı bir ithamda bulunması, açıkça söylüyorum; kafalarındaki delili oluşturmak içindir. Bu bizzat AKP ve Erdoğa’nın tezgahıdır. İstihbaratçıları ve emniyet güçleriyle el Kaide’ye kimyasal verip Halep’e kadar sokan bunlardır. Uçaklarıyla terörist, silah ve ölüm taşıyanlar bunlardır. Bizzat Erdoğan ve partisi Suriye’yi imha etmek istemektedir. Reyhanlı’da gerçekleşen şey, Suriye’yi imha etme hırsının kendisidir. Kim ölüm ve katliam istiyorsa, Türkiye’deki bu katliamı o gerçekleştirmiştir. Suriye’de bombalar patladığında, bu bombaların ne için patlatıldığını biz biliriz. Bütün dünya biliyor Suriye’de ne için bombalar patlatıldığını, Ama niye Türkiye’de ve niye şimdi? Ve özellikle Erdoğan’ın Obama ile görüşmesinden önce? Erdoğan ABD’yi harekete geçirmek  istiyor. Ve diyecek ki, ‘ben NATO üyesiyim, Suriye bana saldırıyor.’ Zaten son beyanında Suriye ile savaşmaya muktediriz demişti. Ve  asıl önemlisi, ABD ile Rusya’nın başlattığı siyasi çözüm sürecini engellemek istiyor. Her adımda rol kapmak istiyor.

Türkiye Dışişleri Bakanı dün dedi ki, Türkiye kendini savunacak güçtedir. Kime karşı kendini savunacak? Kim Türkiye için tehdit oluşturuyor? Türkiye’nin esas olarak kendini teröristlere karşı savunması gerekir. Erdoğan’ın sorumlusu olduğu terörizmin hesabını Türkiye’nin sorması gerekiyor ve Türk halkının Erdoğan’a derhal ‘istifa et’ demesi gerekiyor. Türkiye ve Suriye’de sebep olduklarının sorumlusu olarak Hükümetin istifasını istemesi gerekiyor.

Biz tekrar tekrar diyoruz ki, Suriye’de her ne yaşanıyorsa bunun tek sorumlusu Türkiye hükümetidir. Keza Türkiye’de dün olanların da sorumlusu Türkiye hükümetidir ve özellikle bizzat Recep Tayyip Erdoğan’dır. Erdoğan bir katildir. En büyük kışkırtıcıdır. Onun hiçbir şekilde Suriye ve Türkiye  halklarının kanı üzerinden bu hırsını yürütmeye hakkı yoktur…”

Umran Zubi’nin basın açıklamasını izlemek için tıklayınız!

Sendika.Org (Hamide Yiğit)