Suriye mi, El Kaide mi? (2) Deliller AKP’nin toz konduramadığı El Kaide’ye işaret ediyor…

Suriye ve Acilciler saldırıyla bağlantıları olduğu suçlamalarını reddetti. İçişleri Bakanı Güler’in “gözaltındaki saldırganlar suçlarını itiraf etti” açıklamasının yalan olduğu ortaya çıktı. Saldırıda kullanılan araçların Rakka’dan geldiği açıklanmıştı ancak “Alevi terörist” imajı peşinde koşan hükümet, Rakka’nın muhaliflerin elinde olduğu gerçeği karşısında adresi Lazkiye’ye kaydırdı. Reyhanlı’daki 73 mobese nedense çalışmıyordu

Reyhanlı saldırılarının ardından AKP’nin El Kaide ve ÖSO’ya toz kondurmadığı, apaçık uydurma bir “El Muhaberat-Acilciler” senaryosu uydurduğu, verilerin çarpıtıldığı, basına sansür getirildiği, gerçeklerin karartıldığı bir psikolojik harp atmosferi hakim kılındı. Oysa AKP’yi afallatan saldırıların ardındaki gerçekler hiç de iktidarın işine gelen türden değil.

Sanıklar ifade vermeden suçu nasıl kabul etti?

İçişleri Bakanı Muammer Güler’in, “olayı çözdük, şüpheliler itiraf etti” cümlelerini sarf ettiği sırada henüz sanık ifadelerinin alınmadığı açığa çıktı. Güler’in bütün halkı aptal yerine koyarak atladığı bu gerçeği, hukukçu milletvekili İlhan Cihaner hatırlattı.

Bombalar Rakka’dan mı denizden mi geldi?

Medyaya servis edilen ilk haberlerde bombalı araçların Suriye’nin Rakka kentinden geldiği iddia edildi. Ardından Rakka’nın İslamcı cihatçıların elinde olduğu ortaya çıktı. Yeni iddia ise bombaların Lazkiye’den yüklenerek deniz yoluyla getirildiği yönünde.

Bu yer değişikliği AKP’nin saldırıyı “Suriyeli-Alevi-sol örgüt” işi olarak yansıtma çabası ile de paralellik taşıyor.

Vatan gazetesi dünkü haberinde Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) istihbaratına dayanarak, Suriye’nin Rakka kentinde 23 Nisan’da üç otomobile bomba yüklendiğini ve şüphelilerin Türkiye’ye saldırı planladığını, bombacıların Antep, Hatay ve Urfa’da üç ayrı sınır kapısını kullanabileceğini yazmıştı.

Bugün gazetelerdeki haberlere göreyse, şüpheliler bombaları Suriye’den deniz yoluyla Samandağı’na getirdi, buradan da Antakya’ya götürdüler.

Ölü yaralı sayısı söyleniyor fakat kayıp sayısı açıklanmıyor

Yayın yasağı sürüyor. Ölü ve yaralı sayısı hakkında resmi olarak tatmin edici bir açıklama yok. Olaydan sonra yapılan kayıp başvurularının sayısının ne olduğuna dair bir açıklama yapılmıyor.

Resmi açıklamalara göre 51 ölümden söz edilirken, kentte 177 can kaybından söz eden söylentiler dolaşıyor.

Patlama yöntemi ÖSO ve El Kaide’ye işaret  ediyor

Patlama sonrası fotoğraflara yansıyan, aracın arkasına zincirle bağlanmış ceset konusuna AKP’nin karartması nedeniyle açıklama getirilmedi. Cesedin kimliği henüz açıklanmadı. Bu fotoğraftan hareket eden New York Times ile BBC televizyonunun duyurduğu habere göre saldırı yöntemi cihatçılara işaret ediyordu. ÖSO, esir aldıkları bir Esad yanlısını, “esir değişimi yapacağız” diye kandırarak bir otomobile bindirmiş ve Suriye ordusu kontrol noktasına sürmesini istemişlerdi. Ne olayı izleyen muhabirin ne otomobili süren esirin, otomobilde bombalar bulunduğundan haberi vardı. Sonunda, otomobil teknik bir nedenle patlamayınca, militanlar New York Times muhabirine durumu açıklamışlardı. BBC, haberini “bu kuşkusuz bir savaş suçu” sözleriyle bitiriyordu.

El Kaide eylemlerindeki çifte bomba ve 11’li tarih seçimi de patlama ile El Kaide arasında bağlantı bulunduğu iddialarını destekliyor.

Mobeseler neden karartıldı?

Patlamanın olduğu gün Türkiye’ye geçmek isteyen Suriyeli muhalifler genelde giriş yaptıkları Reyhanlı’ya değil Cilvegözü Sınır Kapısı’na yönlendirildi.

Olaydan önce 73 MOBESE Kamerasının arıza verdiği iddia edildi.

Hamide Yiğit’in haber-yorumu için tıklayınız! Suriye mi, El Kaide mi? Psikolojik harp, dezenformasyon, gerçekler…

Sendika.Org