Üniversiteli Kadın Kolektifi’nden Binali Yıldırım’a: ‘Fikrinizi de zikrinizi de alın gidin’

Binali Yıldırım’ın “Üniversitede kızlı erkekli oturuyorlardı, ben çok şaşırdım. Yoldan çıkarım dedim” açıklamasına Üniversiteli Kadın Kolektifi’nden cevap geldi:

“AKP’li bakanların, kurmayların ve onların gerici, kadın düşmanı zihniyetlerinden kelimelere dökülen açıklamaları adeta birbiriyle gericilikte yarışır hale geldi. Önceden belirtelim, bu uzun bir açıklama-cevap yazısıdır. AKP’nin kadın düşmanlığına diyecek laflarımız çoğaldığından beri, açıklamalarımız da uzamaya mahkum oldu. Bizleri hayrete düşüren son açıklama; AKP’nin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’dan geldi.

Yıldırım: “Boğaziçi Üniversitesi’nin bahçesinde gençler kızlı, erkekli oturuyor. Ben çok şaşırdım. Burada yoldan çıkarım dedim. Benim okumam lazımdı. Ondan sonra teknik üniversiteyi seçtim. Okula girdikten sonra ikinci senede evlendim. Üçüncü sene çocuğum oldu. Dördüncü sene bir çocuk daha oldu” diyerek AKP’nin üniversiteye, üniversiteliye ve kadına bakış açısının en ‘net’ cümlelerini sarf eden bakan olarak tarihe geçti.

Gericilik üniversitelerde yaygınlaştırılmaya çalışılıyor

En başından beri altını çize çize söylüyorduk: AKP’nin bir derdi de üniversitelerin gericileştirilmesi. Bu dönüşüm kadrolaşma, bilimin içeriğinin gericileştirilmesi ve üniversiter yaşamda gericiliğin yaygınlaştırılması parçalarıyla gerçekleştirilmeye çalışılıyor. 10 yıllık iktidarı döneminde AKP eliyle ve AKP’nin kadrolaşıp ele geçirdiği dönemde YÖK eliyle gerçekleşen üniversitelerdeki idari-akademik gerici kadrolaşma, müfredatlardaki gerici değişiklikler, türban tartışmaları, bilimsel eğitime saldırı gibi durumlara şahit olduk.

Biliyoruz ki, gerici dönüşümün bir diğer ve kritik adımı üniversiter yaşamda gericiliğin yaygınlaştırılması yoluyla gerçekleştiriliyor. Yakın döneme bakıldığında, AKP ve benzeri siyasal İslamcı grupların her yerde camii ve mescit talepli eylemler, imza kampanyaları örgütlemeye başladığını, Bahar şenliklerini “ahlaksızlık” diye iptal ettirdiklerini, özellikle Anadolu üniversitelerinde gerici baskı unsuru oluşturdukları görülebilir. Binali Yıldırım’ın Boğaziçi Üniversitesi için söylediği sözler tam da bu öreklerle çoğaltabileceğimiz gerici dönüşümün başka bir başlığı olan üniversiter yaşamın gericileştirilmesine hizmet ediyor.

Binali Yıldırım’ın sözlerinin Erdoğan’ın sık sık söylediği “dindar gençlik” vurgusundan çok farklı olmadığı da ortada. Binali’ye göre neymiş üniversite? Kadınlarla erkeklerin beraber bile oturamadığı, “ahlaklı” bir yermiş! Neymiş ideal üniversiteli? Tahsilini yapan ama namusunu da koruyan, 2. Senesinde evlenen sonrasında 3’er 5’er çocuk yapan bir varlıkmış!

Bu sözler, sapık bir zihniyeti temsil etmektedir

Üniversiteler, bilim üreten kurumlardır. Bilimin olduğu yerde kimsenin cinsiyetine karışılamaz,  cinsiyet ayrımı yapılamaz. Kadınlar ve erkekler birlikte tartışarak, birlikte düşünürler ve birlikte üretirler. Bu yüzden sadece Boğaziçi Üniversitesi’nde değil İTÜ’de de bütün üniversitelerde de kadınlar ve erkekler yan yanadır.

Binali Yıldırım’ın “Sonra bahçesinde gençler kızlı, erkekli oturuyor. Ben çok şaşırdım. Burada yoldan çıkarım dedim” sözleri ise ancak sapık bir zihniyetin ürünü olabilir. Çünkü bu sözler kadını sadece cinsel bir obje “yoldan çıkaracak” bir meta gibi gören bir zihniyete aittir. Daha önce kadınlara “3 çocuk yapın” diyen Tayyip Erdoğan da “Anası kendini öldürsün” diyen Melih Gökçek de bu zihniyete temsilcilik etmişlerdi. Görünen o ki şimdi sıra Binali Yıldırım’da.

Yıldırım bu cüreti nereden buluyor?

Bunlarla da yetinmeyip,  “Okula girdikten sonra ikinci senede evlendim. Üçüncü sene çocuğum oldu. Dördüncü sene bir çocuk daha oldu” sözleriyle öğrenciyken evliliğe özendirmeye çalışan Yıldırım; sanırız ki lise çağında evlendirildiği için okuyamayan genç kadınları, 4+4+4’le okula kayıt yaptıramayan binlerce kız öğrenciyi unutuyor ya da unutmak istiyor. Çünkü AKP’nin 4+4+4’le yaptığı da tam olarak budur. Ayrıca Binali Yıldırım’a soruyoruz: Saydığın bu çocukların hangisinin okul toplantılarına sen gittin, hangisinin ütüsünü sen yaptın, hangisinin yemeğini pişirdin, hangisinin altını temizledin? Şimdi sen kim oluyorsun da, kadınların hayatlarını mahkûm etmeye zorlandıkları çocukları yapmalarını kadınlara tavsiye ediyorsun?

AKP zihniyeti,  4+4+4’le genç kadınların okuyamamasına yol açarken, kürtaj tartışmalarıyla kadınların bedeni hakkında söz söylemeye cüret ederken, “Kız dediğinin 9’dan sonra dışarda ne işi var” diyerek yurtlarda üniversiteli kadınlar üzerinde baskı kurarken,  farklı suretlerde kadın düşmanlığını yeniden gösterdi.

Fikrinizi de zikrinizi de alın gidin!

Üniversiteli kadınlar da kendini yeniden gösterecek! Hele kadınların fiziksel ve psikolojik şiddete uğradığı böyle bir dönemde, kadın düşmanlığı yapmak, gericiliği yaygınlaştırmak o kadar kolay olmayacak. Her zaman olduğu gibi; karşımıza çıktıkları her yerde yumurtalarımızla karşılaşacaklar ve kadınların taciz, tecavüz korkusuyla sokaklarda rahatça yürüyemediği gibi, kadın düşmanları da yumurtalara hedef olma korkusuyla üniversitelere giremeyecek, bu sokaklarda rahat yürüyemeyecek!

Ulaştırma bakanı Binali Yıldırım, istiyorsan duble yoldan çık yeter ki kadınlardan ve üniversitelerden elini, zihnini, fikrini çek!

Kaynak: Kolektifler.Net