TÜBİTAK’ın evrimi – Fatma Demir & Mehtap Metinoğlu

Bilim Köşesi ilk makalesiyle karşınızda…

Türkiye, bilim kitaplarının, sitelerinin yasaklandığı, sansürlendiği, bilimsel eğitimin giderek gericileştirildiği böylece bilime ulaşma aygıtlarının tüketildiği ve bilimsel üretimin dönüştürüldüğü  bir süreçten geçiyor. Ayrıca gericilerin bilim ve evrim karşıtı  anti-propagandası üniversitelerde, okullarda, yazılı ve görsel yayınlarda giderek çoğalıyor.

Sendika.Org susturulmaya, sansürlenmeye, dönüştürülmeye çalışılan bilim dünyasının gündemini ve tartışmalarını, bu köşeden sizlere aktarmaya çalışacak.

Bundan sonra düzenli aralıklarla yayımlanacak olan makaleleriyle bilim köşesi karşınızda olmaya devam edecek.

* * *

TÜBİTAK’ın evrimi

TÜBİTAK geçtiğimiz günlerde yine evrime uyguladığı sansürle gündeme geldi. Bu sefer yasaklanan evrim konusunda dünyaca ünlü, TÜBİTAK’ın da yıllarca Türkiye’de basımını yaptığı  kitaplar. Aslında yasaklanan sadece evrim kitapları da değil. Evrim kitaplarıyla birlikte birçok bilimsel kitap, bilim insanlarının yaşam öykülerini anlatan okuyunca insanları heveslendirip bilime hayran bırakan kitaplar da listeden çıkarıldı.

onderyetis

TÜBİTAK da fişlenenler arasında
TÜBİTAK’ta çalışan 1048 personelin “ideolojik solcu, Alevi, dinci, Ermeni, Yahudi, ülkücü” gibi ifadelerle askeri casusluk ve şantaj çetesi tarafından fişlenmesi, 31 Ocak 2012’de Radikal gazetesinin yaptığı haberle ortaya çıkmıştı. Fişlenen isimler arasında dönemin TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Nükhet Yetiş’in eşi Prof. Dr. Mehmet Önder Yetiş de yer aldı. 5 Eylül 2011’de istifa eden Önder Yetiş, Nükhet Yetiş ayrılıncaya kadar TÜBİTAK-MAM Başkan Vekilliği görevini üstlendi. Fişleme dosyasında Önder Yetiş ile ilgili “Amerika’da NATO Secan onayı almış bir cihazın (Milon-4 A) NATO ülkesi olmayan Rusya’ya başka bir proje kapsamında satışına göz yumdu. Özel şifre üreticisi sistemli (RNG) devreler Rusya’ya satılırken değiştirilmeden kullandırttı. Rum kökenli. Eski adamları mercek altında. Alternatif kadro konusunda Aytaç Paşa’ya önceki yıllarda teklifler sunulmuştu” ifadeleri yazılmış. Ergenekon dosyasına giren fişlemeler Nükhet Yetiş’in başkanlık yaptığı 2007-2009 dönemini kapsıyordu.

Tüm bunlar tabii ki bir anda olmadı. Uzun süredir “stoklarda tükendi” olarak görünen kitapların bilinçli bir şekilde AKP döneminde basımları tekrarlanmadı ve sözleşmeleri yenilenmedi. 1993 yılında yayımlanmaya başlayan TÜBİTAK Popüler Bilim kitapları, bir zamanlar 455 çeşit kitapla 12 milyon 800 bini aşan toplam baskı adedine ulaşırken bugün bu sayı çoğunluğunu 3-14+ yaş arası çocuk ve erken gençlik dönemine hitap eden (boyama kitapları vb.) kitapların oluşturduğu 290 çeşit kitaba düşürüldü. Bunun sadece 43’ünü yetişkinlere hitap eden kitaplar oluşturuyor. Konu gündeme geldikten sonra TÜBİTAK “Kitapların sözleşmesi yenilenemediği ve yayınevleriyle anlaşmazlık yaşadığımız için basamıyoruz. Bu kitaplar miadını doldurmuş eski kitaplar. Sadece evrimle ilgili kitaplar değil, başka basılamayan kitaplar da var” açıklamasında bulundu. Yıllarca birçok kitap basmış, çeşitli bilim insanlarını Türkiye’ye tanıtmış bir kurum için sözleşme yenilemek çok zor bir iş olmasa gerek. Üstelik bu kitapların bir kısmı internet üzerinden dahi insanlara ücretsiz bir şekilde sunulmuş durumda.* Çoğunluğu eğlenceli bir dille,

bilimi halka anlatma gayesinde yazılmış kitaplar. Türkiye’de bir dönem yasaklanan isim olan Richard Dawkins’in Kör Saatçi’sine, DNA’nın yapısını ortaya çıkaran isimlerden biri olan James Watson’ın Çift Sarmal adlı kitabına, yaşam öykülerini okuyup kendilerine hayran kaldığımız Darwin’e, Newton’a, Freud’a, kadın olduğu gerekçesiyle o dönemin bilim camiasına uzun süre kabul edilmeyen, patenti reddederek yaptığı bilimi halka adayan Marie Curie’ye miadını doldurmuş demek için ise kör olmak gerekiyor. Gerçekte miadını dolduranın kim olduğu oldukça açık.

darwin

Sansürlenen Darwin, değiştirilen kapak
Bilim ve Teknik Dergisi 2009 yılında ilk önce “Darwin 200 yaşında” başlığıyla kapağını hazırlamış, basım aşamasına gelen derginin son anda kapağı değiştirilmişti. “Küresel iklim değişikliği” başlıklı kapağıyla sansürlenmiş, nötrlenmiş yeni derginin basımı ve dağıtımı yapılmıştı.

TÜBİTAK’ın sayısız “vakaları”

Bunun TÜBİTAK’ın ilk vakası olmadığını biliyoruz. TÜBİTAK, Darwin’in 200’üncü doğum yılı ve evrimi ortaya koyduğu ünlü eseri “Türlerin Kökeni”nin yayımlanışının 150’nci yıl dönümü olması nedeniyle tüm dünyada etkinliklerle anıldığı 2009 yılında da kapak tartışmasıyla gündeme gelmişti. Bilim Teknik Dergisi, Darwin yılı olması nedeniyle mart sayısında Darwin’i kapak sayfasına taşımış ancak dergi basım aşamasındayken son anda basımı durdurulup kapak sayfası değiştirilmiş ve Bilim Teknik Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Dr. Çiğdem Atakuman görevinden alınmıştı.

TÜBİTAK yönetimin AKP döneminde şekillendirilmesi süreci Prof. Dr. Nükhet Yetiş’in 2004 yılında vekaleten başkanlığa getirilmesi ile başladı. Yetiş, 2008 yılında adı “Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Kurumu” olarak değiştirilen ve yeniden düzenlenen yapısıyla TÜBİTAK’a bu kez asaleten atandı. AKP’ye muhalif olduğu bilinen insanlar görevlerinden alınıp farklı pozisyonlara getirtildi. Bazıları farklı şehirlere sürülerek ailelerinden ayrılmak zorunda kaldı. Boşalan kadrolar AKP yandaşlarıyla dolduruldu. Temel bilim alanlarından gelen üye sayısı azaltılırken sağlık ve mühendislik gibi uygulamalı bilimlerden ve özellikle özel sektörden gelen üye sayısı arttırıldı. Bu isimlerden biri de Adnan Dalgakıran.

adnan-dalgakiran

Dalgakıran kafayı bilimle bozmuş
TÜBİTAK Bilim Kurulu Üyesi Adnan Dalgakıran’ın Twitter hesabında yazdıkları, bilim kurulu ile kurduğu bağın “bilimsel” boyutunu gösterir nitelikte. Lisans ve doktora yapanların bilim insanı olma tercihinden değil de tembelliklerinden bunu seçtiğini söyleyen Dalgakıran’ın bilimi ne kadar yanlış anladığı diğer tweetlerinden de anlaşılıyor. Bir bilim kurulu üyesi olarak Dalgakıran, twitterdan takipçilerine “evren konusunda fazla kasma, kafayı bozarsın” gibi nasihatlerde bulunuyor. Temel bilimlerin önemsizliğini twitter hesabından “Endoplazmik retikulum çocukları meslek sahibi yapmaz” diye duyuran Dalgakıran “bilimsel çalışmalarını” da twitter yoluyla yaydı. Dalgakıran, “ilk” bilimsel çalışması olarak nitelendirdiği tweetinde “Bugün Türkiye’deki tüm cemaatleri açıklayacağım, bu bilimsel çalışma da benden olsun” sözlerini yazdı.

Babası tarafından kurulan Dalgakıran Kompresör’ün sahibi Adnan Dalgakıran iş dünyasında ismini duyduğumuz bir isim. Özgeçmişinde bilim adına herhangi bir katkısı bulunmamasına rağmen TÜBİTAK’ın Bilim Kurulu üyeliğine kabul edildi. Yine bu dönemde Nükhet Yetiş’in eşi Önder Yetiş, TÜBİTAK’ın Gebze yerleşkesinde bulunan Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Araştırmalar Merkezi (BİLGEM )’in başına getirtildi. BİLGEM, teorik fizik alanında önemli çalışmalar yapan Feza Gürsey Enstitüsü’nün işlevsiz bulunarak bağlandığı birim. Böylece fiilen kapatılan enstitünün belli ki tekrar faaliyete geçmesini önlemek için kontrolü ele alınmış durumda.

feza-gursey-enstitusu

Feza Gürsey Enstitüsü fiilen kapatıldı
Türkiye’nin tek teorik fizik ve matematik araştırma enstitüsü olan “Feza Gürsey Enstitüsü” (FGE), TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Nüket Yetiş ve TÜBİTAK Bilim Kurulu’nun kararıyla, Temmuz 2011’de FGE’nin ana misyonu olan teorik fizik ve matematik çalışmalarıyla uzaktan yakından ilişkisi olmayan Gebze yerleşkesindeki Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojileri Araştırma Merkezi (BİLGEM) ile birleştirildi.
TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi bünyesinde, Prof. Dr. Erdal İnönü öncülüğünde 1983 yılında kurulan Temel Bilimler Araştırma Enstitüsü, 1997 yılından itibaren “Feza Gürsey Enstitüsü” (FGE) adı altında, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Yerleşkesi’nde sürdürüyordu.
TÜBİTAK’ın birleştirme kararının ardından FGE yönetimi yaptığı yazılı açıklamada, FGE’nin 1998 yılında 16 tam zamanlı ve 13 yarı zamanlı, toplam 29 araştırmacıdan oluşan bilimsel kadrosunun, 2000’li yılların başından itibaren düzenli olarak azaltıldığını 2011 yılı itibariyle de 4 araştırmacıya kadar indirildiğini dile getirmişti. Açıklamanın devamında FGE’nin, hızla azaltılan araştırmacı personeli sayısına rağmen, Kandilli’de benzersiz bilimsel çalışmalara imza atarak yaklaşık 350 makale ürettiği ve bu makalelerin 2 bine yakın atıf aldığı vurgulanmıştı.
2010’da düzenlenen 24 toplantıya yaklaşık 1000 bilim insanı ve öğrenci katılmıştı. Diğer taraftan, FGE’nin kapatıldığı 2011 yılında Türkiye çapında düzenlenecek 35 matematik toplantısından 14’ünün FGE çatısı altında yapılması planlanmıştı. BİLGEM ile “birleştirilmesinin” ardından FGE aslında fiilen kapatılmış oldu.

Bu dönemde yine bilimsel projelere destek için aranan kriterlerin başına AKP yandaşı olmak getirtildi. TÜBİTAK bildiğimiz gibi üniversitelerdeki projelere maddi destek veren bir kurum. Projeye destek vermesi için çalışmanın ikna edici yönlerinin olması gerekiyor. Ancak değişen TÜBİTAK’ta sadece AKP’ye yakınlığı nedeniyle bilimsel içerikten yoksun projelerle destek alan birçok isim var. Desteği alanların, paranın ne kadarını projelere ayırdığı ise bir diğer tartışma konusu. Bu dönemde dikkat çeken olaylardan biri TÜBİTAK’ın 15-16 Haziran 2006 tarihlerinde düzenlediği “1. İslami İlimlerde Terminoloji Sorunu” adlı toplantıya parasal destek vermesi ve 2005 yılında liselerarası proje yarışmasında “nazarı” kanıtlamaya çalışan bir projeye destek olması oldu. Diğer bir vaka ise TÜBİTAK’ın Medeniyet İttifakı Araştırma bursu. “Osmanlı İmparatorluğu-Türkiye Cumhuriyeti deneyimini diğer kültür ve medeniyetler ile paylaşan, Osmanlı İmparatorluğu-Türkiye Cumhuriyeti deneyimindekiler dahil, çeşitli din, kültür ve medeniyetlerin ortak noktalarını inceleyen çalışmalar yapan” yerli ve yabancı yüksek lisans öğrencilerine yönelik 12 ayda 1500 dolar verileceği durulan burs ile TÜBİTAK’ın yeni çizgisi de netleşmiş oldu.

altunbasak

TÜBİTAK’ın yeni dönemine “uygun” başkan
Üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde birçok çalışmaya imza atan Yücel Altunbaşak, 2006 yılında üniversite-sanayi işbirliği çalışmalarından dolayı TÜSİAD Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü. Altunbaşak, 2009 yılında da TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü oldu. Üniversitelerin yapısına yönelik çalışmalar yaparak da üniversitelerin piyasalaştırılması, sermaye doğrultusunda hareket etmesi için modeller geliştirdi. 2011’in Mayıs ayında YÖK’ün düzenlemiş olduğu Uluslararası Yükseköğretim Kongresi’ne katılan Altunbaşak, Amerikan üniversitelerinden esinlenerek hazırladığı “Yükseköğretimin finansmanına ilişkin bir model önerisi” başlıklı sunumunda üniversitelerin adım adım özelleştirileceği bir model sundu. Altunbaşak bu sunumunda üniversiteyi kazanan her öğrenciye geri ödemeli kredi verilmesi, üniversitelerin “eğitim ücretlerini” kendilerinin belirlemesi, devlet üniversitelerinde okuyan her öğrenciye eğitim ücreti olarak çek gönderilmesi gerektiğini savundu. Altunbaşak, devletin eğitime ciddi paralar harcadığını, öğrencilerin bu masrafın farkında olması gerektiğini belirterek sonunda niyetini açıkladı; “Bu modelde üniversite eğitimi artık ücretsiz olmaktan çıkarıldı. Paralı üniversite modeline geçilecektir.” Sermayeye, üniversite-sanayi işbirliğine hizmet eden Altunbaşak, tüm bu piyasalaştırma çalışmalarının başarısı olarak da AKP tarafından TÜBİTAK’ın başına getirildi.

 

TÜBİTAK’taki dönüşüm AKP döneminde 3 Haziran 2011 tarihinde yürürlüğe giren 651 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile tamamlandı. 40 maddeden oluşan KHK’lardan biri TÜBİTAK Yasası ve TÜBA’nın kuruluşuna ilişkin KHK.

Bu KHK ile TÜBİTAK’ın biri başkan olmak üzere 13 olan Bilim Kurulu üye sayısı 17’ye yükseltildi. Bunların 6’sı Bilim Kurulu’nun önereceği (3’ü TÜBA; 1’i YÖK; 2’si Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) iki katı aday arasından Başbakan tarafından seçiliyordu.

651 sayılı KHK ile üye sayısı artırılmasına rağmen TÜBA’nın belirleyeceği üye sayısı 3’ten 2’ye düşürüldü, ancak YÖK’ün üye sayısı ise 1’den 3’e yükseltildi. Ayrıca Başbakan’a ikisi Başkan Yardımcısı olmak üzere 6 üyeyi doğrudan seçebilme hakkı verildi.

Başkan Nükhet Yetiş görevinden alınarak yerine Fethullah Gülen Cemaati’ne yakınlığı ile bilenen TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi rektörü Yücel Altunbaşak getirildi. Yücel Altunbaşak, bir dönem Gülen’in ABD’deki charter okullarından Fulton Science Middle adlı okulun komitesinde bulunmuş bir isim. Girişimci bir mühendis olarak tanınan Altunbaşak, geçtiğimiz yıl mayıs ayında Uluslararası Yüksek Öğretim Kongresi’nde üniversite eğitiminin nasıl tamamen paralılaştırılacağına dair sunumu ile piyasacılıkta sınır tanımadığını göstermişti. Ayrıca evrim konusunda sarf ettiği “Evrime inananlar var, inanmayanlar var” sözleriyle de akıllarda yer etmişti.

TÜBİTAK geriyi gösterse de bilim hep ileri diyor

TÜBİTAK artık bu ülkede bilimin üretildiği, öğretildiği ve savunulduğu bir kurum olma misyonundan uzaklaşmış, AKP’leşen kadrosu ile iktidarın bir baskı aracı halini almıştır. Bilimi temsil etmeyi uzun süre önce bırakmış bu kurum evrim gibi birçok bilimsel gerçekten kendisini arındırarak evrimini tamamlamış gözüküyor. Ancak bilim o kadar açık ki hiçbir baskı aracı halkın gerçekleri görmesini engelleyemez. Dünya hala dönüyor, canlılar evrimleşmeye devam ediyor, evrenin oluşumu sorusuna her gün yeni bir cevap daha ekleniyor, canlılar klonlanıyor, hastalıklara çareler bulunuyor. Kısacası TÜBİTAK geriyi gösterse de bilim hep ileri diyor.

*Richard Dawkins’in kitaplarına ulaşmak için tıklayınız!