Barış için öğrencilere özgürlük – Mahir Kelekçi (Radikal İki)

AKP’nin yeni bir Kürt açılımı sürecine girdiği bu günlerde, 17 Ocak’ta Çağlayan Adliyesi’nde halkların kardeşliği ve barış talebi yargılanıyor!

Bir taraftan içinden çıkılmaz bir hal alan dış ve iç politika krizleriyle boğuşan diğer yandan da seçim baskısının kendini hissettirdiği zorlu bir yıla giren AKP iktidarı, seçim yılına girdiğimiz bu günlerde hissettiği baskıyla birlikte yeni yıla yeni bir “Kürt açılımı” ile girdi.

Ana akım medyanın gündeminde “barış” nidaları hızlı bir şekilde yerini almaya başladı. Fakat artık herkesin bildiği gibi, politikaları ve ideolojileri sıkışmaya başladığında, seçim dönemlerinde ve AKP iktidarının çıkmaza girdiği süreçte, AKP’nin hemen sahte açılımlara, barış söylemlerine sözde “Kürt açılımı” na sarıldığı görülüyor. Kürt sorununda barışçı ve demokratik çözüm konusunda samimi bir çaba içinde olmadığının herkes farkında.

AKP iktidarı, Kürt sorununun gerçek çözümünden çok esas olarak Kürt hareketini tasfiyeye yönelik bir siyasi çizgide ilerlediği yakın geçmişe biraz bakıldığında görülüyor.

KCK tutuklamalarının ve operasyonların devam ettiği bu günlerde barışçıl bir açılım beklentileri umudumuz olduğu kadar, gerçekliliğinin ve inandırıcılığının olmadığıda açık olarak hissediliyor. AKP iktidarı boyunca Kürt sorununda izlediği çizgiye baktığımızda; Biryandan sürekli sahte açılımlar ve söylemlerle halkı pasifize ederek, sempatizan kazanarak tabanını güçlendirmek isteği görülürken bir yandan da Kürt düşmanlığını yükselterek diline, kültürüne uygulanan engellemelerle birlikte sokağa çıkan, hakkını arayan, bayramını kutlayan siyasetini yapmak isteyen Kürt halkını baskı ve tutuklamalarla tasfiye etmeyi amaçladığı aşikar.

Şöyle sormak isteriz Başbakan’a; 12 yaşındayken sırtından 13 kurşunla katledilen Uğur Kaymaz’ın, bayramını kutlarken katledilen Kürt halkının siyasi temsilcilerinden BDP İlçe Yöneticisi Hacı Zengin’in, açlık grevleri sırasında sokağa uygulanan şiddetin açıklaması nasıl yapılır?  Roboski’de katledilen 34 gencin, yıllardır savaş politikaları yüzünden hayatını kaybeden Türk ve Kürt gençlerinin, Kürt siyasi temsilcileri ve gençleriyle dolu cezaevleri, barış politikalarımı, savaş mı,  “Kürt açılımı” nın göstergesi mi? Tüm bunları göz önünde bulundurarak sürekli gündeme getirilen açılımlar düşünüldüğünde büyük bir çelişkinin ortaya çıktığını görüyoruz. Başbakan Erdoğan’ın süreç ilerlerken yaptığı açıklamalara bakıldığında askeri ve siyasi tasfiyenin, KCK tutuklamaları ve operasyonların devam edeceğinin işaretini verdiği anlaşılıyor buda ayrı bir çelişki yaratıyor.

Bir diğer tasfiye hedefi üniversiteliler

Halkın her kesimine gazetecisine, aydınına, işçisine, milletvekiline, öğrencisine baskı ve yıldırma politikaları uygulayan, doğacak tepkiyi ve muhalifliği bastırmak isteyen iktidarla karşı karşıyayız. Her sabah gözaltına alınan, tutuklanan öğrenci haberleriyle uyanıyoruz. Araştıran sorgulayan halkını ve üniversitelerini savunan öğrenciler, barış ve kardeşlik için söz söyleyen gençlik tutuklanarak susturulmak isteniyor. Çünkü gençlik savaşın değil barış ve kardeşliğin duvarını örüyor. Çünkü gençlik artık anaların ağlamadığı, gençlerin ölmediği, kan intikam ve savaş politikalarının olmadığı bir yaşam istiyor. Baskı şiddet ve tutuklamalara karşı, özgür düşüncelerle barışın, kardeşliğin, eşitliğin yükseldiği bir memleket istiyor. Cezaevlerindeki tutuklu üniversitelilerin sayılarına baktığımızda, AKP iktidarı söylemleriyle çelişen büyük bir unsur daha ortaya çıkmış oluyor.

Davaya çağrımızdır! 17 Ocak’ta kardeşlik ve barış talebi yargılanıyor!

AKP “barış” için açılımlara girişiyor fakat hemen her gün tutuklamalarla gençliğin kardeşlik ve barış talebinin önüne set çekiliyor. Barış için Kürt halkının yanında olan, kültürünü paylaşan bayramını kutlayan gençlik gizli dosyalardaki, çok gizli tanıkların ifadeleriyle hukuksuzca ve komik delillerle yargılanıyor, eğitimlerinden ve hayatlarından mahrum ediliyor. Yıllardır üniversitelerden, sokaklardan uzakta, sayısı binleri bulan nice üniversiteli arkadaşımız gibi Kadir Ev ve Oğuz Yüzgeç de, AKP’nin keyfi Newroz yasağına karşı sokağa çıkıp Newroz Bayramı’na katıldıkları gerekçesiyle, evlerine yapılan operasyonlarla gözaltına alınarak 9 aydır tutuklu olarak “yargılanan” üniversite öğrencileri. Kadir, İstanbul Üniversitesi Elektronik Teknolojisi öğrencisi, Oğuz ise İstanbul Üniversitesi ÇEKO bölümünde okuyordu. Her ikisi de Öğrenci Kolektifleri üyesi.17 Ocak’ta Kürt halkının bayramına katıldıkları sebebiyle halkların kardeşliğini savundukları için trajikomik delillerle not defterlerinde “tiyatrolu müzikli etkinlik notları, yaz kampı hazırlıkları” gibi trajikomik notların bulunduğu gerekçeleriyle suçlanan 9 aydır tutuklu bulunan Kadir ve Oğuz, İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde hakim karşısına çıkacak. AKP’nin inandırıcılığı olmayan açılımlarına karşı gerçekçi ve çözüme odaklı gençliğin barış ve kardeşlik taleplerinin yargılandığı 17 Ocak’ta arkadaşlarımızı özgürlüğüne kavuşturmaya AKP’nin oyununu bozmaya çağırıyoruz.

* Öğrenci Kolektifleri üyesi