Yeni rejimin yeni kadını – Evren Haspolat

Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin kadınlarının geleceğine biçim veren öyle çok olay yaşandı ki…

Büyük bir hüner ile tek bir haftaya sığdırılan olaylarla, hükümeti, muhalefeti ve medyası elbirliği ile toplumun yarısını oluşturan kadınlara yepyeni bir model biçti.

Bu öyle bir model ki, bu modelde kadının adı yok.

O her şeyi ile erkeğe bağımlı ve sadece aile içinde anne olarak var olabilecek ikincil bir yaratık. Ekonomik özgürlüğü, ruhsal özgürlüğü ya da kendi kararları olamayan bir ev süsü. Bir aile kölesi. Daha doğru bir ifade ile erkek karakterli ailenin tek kölesi.

Ve işte o yeni “kadını” yaratan bir haftalık hızlandırılmış tur.
Malum iktidarın acelesi var. Rejim değişecek.

Değişen rejim de tıpkı değiştirmek istediği rejimin yaptığı gibi yine kadın üzerinden inşa edilecek. Ama bu sefer tersinden.

5 Mart Pazartesi: Demirören, eğitimli, ekonomik özgürlüğü olan, ayakları yere sağlam basan ve bu sayede iktidara kafa tutacak kadar özgüvenli bir kadın modelinin (Nuray Mert), eski rejimin yarattığı kadın modelinin ipini geçtiğimiz ay çektikten sonra, pazartesi günü Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı’nın diyetini ödercesine zaman kaybetmeden iktidarının yeni kadın projesine omuz verdi.

Demirören’in Milliyet’i, pazartesi günü AKP iktidarının her anlamda parlattığı inşaatçılardan Ali Ağaoğlu’nun nikahsız “eşi” Ayten Alpar ile tam sayfa röportaj yaptı. Üstelik ekonomi sayfasında ve Anadolu yakasına yapacağı 30 milyon dolarlık eğlence yatırımı bahane edilerek. Ama röportaj boyunca asıl konu edilen evli Ağaoğlu ile altı yaşında ortak çocukları olan nihâksız ‘eşi’n ilişkisi idi. Nasıl başladığı, erkek evli iken ilişkinin nasıl sürdüğü ve 12 yıllık ilişkinin altıncı yılında Ağaoğlu’nun kendi ‘özgürlüğünü’ ilan etmek için “çok iyi bir anne olursun” diyerek Ayten Hanım’ı çocuk yapmaya sevk ederek kendi özgürlüğünü ilan edişi… Ayten Hanım nikahlı eş Semra Hanım karşısında “ezik”, Ağaoğlu’nun özgürce sevgililere gidişine karşın kalbi, ruhu özgür olamayan, onun “tutmazsa paramı geri isterim” söylemi eşliğinde verdiği maddi destek ile ‘büyük iş kadınlığına’ soyunan bir kadın.
Ama dahası da var.

Ağaoğlu sayesinde ulusal bir gazetenin ana gazetesine tam sayfa röportaj vermişken, aynı gün gazetenin magazin eki olan Cadde’de Ağaoğlu’nun sevgilisi Larina ile 58. yaşgünü kutlamasının haberi ile bir kez daha ezilebilecek konumda bir kadın.
İşte Milliyet’in meşrulaştırdığı, parlattığı Yeni Kadın ve Yeni Türk Ailesi.

Milliyet’in Ağaoğlu’nun kadınları özelinden inşa ettiği yeni kadın rolü açık: hayatının her anında ve her şekilde (ekonomik, duygusal) erkeğe bağımlı. Üstelik birden çok konumla.
Nikahlı Eş+Nikahsız Eş+Sevgili Formülü.

8 Mart Perşembe: TBMM Genel Kurulunda kadına şiddet yasası ele alınırken MHP milletvekili Bülent Belen yaptığı konuşmada “Behzat Ç. adlı dizide, Türk ailesinin temeline dinamit konuluyor. Bir savcı ile bir emniyetçi nikâhsız bir şekilde birlikte yaşıyor ve emniyet görevlisi, savcı rolündeki bayana karşı çok sert davranıyor, kadını aşağılayıcı sözler ve davranışlarda bulunuyor” tespitinde bulundu. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin de bunun üzerine “Behzat Ç. gibi kadını ikincileştiren, şiddeti artıran, kadının cinselliğini öne çıkaran dizilerle ilgili, yüksek oranda şikâyet var. Ben de 2 çocuk annesi olarak bu dizilerden rahatsızım” açıklamasını yaptı.

Evet, gerek MHP milletvekilinin gerekse Aileden Sorumlu Bakanın açıklamaları çok manidar.

Mesele maço erkekler değil. Onlar tüm dizlerde. Mesele güçlü kadınlar. Kendi ayakları üzerinde durduğu için kendi hayatını yaşayan, yaratan kadınlar.

MHP’li vekil bekâr savcının bekâr polisle sevgili olmasından rahatsız. Gerçek nikahsız yaşama Milliyet’te meşrulaştırılırken, gerçek maço erkekler Meclise kadar ülkenin dört bucağında salınırken milletin vekili rahatsız olmuyor, ama hayal ürünü kadın dizi karakterinden rahatsız. Aileden sorumlu bakan da kadının ikincilleştirilmesinden dem vururken, kendisini iki çocuk annesi olarak tanımlayacak kadar erkekleşmiş.

Her ikisi de kadını; bağımsız, erkekle eşit, ekonomik özgürlüğü olan, erkekle ilişkinin boyutları da dahil kararlarını kendisi veren kadın olarak görmek istemiyor. Onlara göre kadın ancak aile içinde ve anne olarak var olabilir. Aksi takdirde Türk Aile yapısının temeline dinamit konulur. Bağımsız kadın, Türk Aile yapısını dinamitler…
Bu iki olay ve algı, yeni rejimin yeni kadın modeline ışık tutmak açısından aslında tek başına yeterli. Ama hızlandırılmış yeni kadın yaratım sürecini perçinleyen, taçlandıran iki olay daha var, hafta içinde yaşanan. İktidarın yeni kadınını yaratacak iki yeni düzenleme.
Biri 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde başbakan tarafından, diğeri ise 11 Mart’ta Milli Eğitim Komisyonu tarafından Türk Ailesine hediye edilen iki düzenleme.

İlk düzenleme 8 Mart’ta açıklanan eşi vefat eden kadınlara yapılacak aylık 250 liralık yardım projesi. Ama öyle bir proje ki bu hedefi maddi sorunu olan kadına yardım etmek değil. Hedefi kadının özel hayatını devletin denetimine almak. Nasıl mı? Aylık, kadının bir erkekle birlikte yaşadığı tespit edildiği anda kesilecek. Peki nasıl tespit edilecek? Her ay sistemden yapılacak sorgulamalar ve her yıl yapılacak sosyal incelemelerle. Nedir bu sosyal inceleme? Muhbir vatandaşlar ordusundan yapılacak ihbarlar mı? Kadını hem maddi hem de ruhsal anlamda denetime sokmaya ancak böylesi babaç, böylesi korumacı bir formül bulunabilirdi… Kaldı ki bu uygulama yalnız kadını erkek denetimine almak açısından gerekli değil, aynı zamanda işsizliğin her geçen gün katmerlendiği bir ülkede işsizlerin gazabını denetime almak açısından da başvurulmak zorunda olan bir muhafazakâr tedbir. TÜİK verileri ile tarım dışı genel işsizliğin 2011’de % 12’ye ve Avrupa’yı inleten üniversiteli işsizlerin oranının her 100 işsizden 18’e ulaştığı bir ülkede, Maliye Bakanı Şimşek’in Mart 2009’daki açıklaması çok anlamlıydı: “İşsizlik artışının nedeni kadınlar”. Bu anlamda Piyasacı İslamcılığın işsizlikle mücadelesi de elbette muhafazakâr dünya görüşü ile tutarlı bir şekilde kadını eve kapatarak ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak için erkek denetimine sürekli bağlı kılınarak olacaktı. Başbakanın kadınlara lütfu bu bütün içinde düşünülünce, yeni kadın modeli açısından daha anlamlı, daha anlaşılır oluyor.

İkinci gelişme ise aslında Milliyet’in pazartesi günü Nikahlı Eş+Nikahsız Eş+Sevgili formülü ile ortaya koyduğu modelin, eğitim ayağı idi. 11 Mart Pazar günü TBMM’deki bir kaba kuvvet oldu bittisi ile komisyondan geçirilen eğitimi kesintili hale getiren yasa teklifi idi. 1997’de zorunlu eğitimin kesintisiz 8 yıla çıkarılması ile kadınların ilkokullaşma oranının erkekle eşitlendiği (% 98), ortaokullaşma oranlarının da % 34’ten % 62’ye çıkarıldığı Türkiye’de eğitim yeniden kesintili hale geliyor. Dahası ilkokul eğitimi 4 yıla indiriliyor. Ve böylece bir taraftan 15 yaş üstü kadınların dörtte üçü, yani 20 milyona yakın kadınının evde oturduğu bir ülkede kız çocuklarının da evlere tıkılmasının yolu açılırken, yoksul erkek çocuklarına da 4 yıllık eğitimin ardından 10 yaşında çıraklık yolu görünüyor. Alın size işsizlikle mücadelenin bir başka muhafazakâr yolu.

İşte yeni rejimin üzerinde yükselmek istediği Yeni Kadın ve Tür
k Ailesini yaratan bir hafta.
İşte yeni rejiminin Yeni Kadını ve Türk Ailesi.
Değişen rejim de, değiştirmek istediğini taklit ediyor. O da kadın üzerine inşa ediyor rejimini. Ama bu seferkinin kadın projesi öncekinin zıddı.

Kadın ezilmeyi, erkeğe ekonomik ve ruhsal bağımlılığı kabul ettiği sürece, Nikahlı Eş+Nikahsız Eş+Sevgili formülünün hiçbir sakıncası yok yeni rejimin muhafazakâr Türk Ailesinde. Tıpkı kadınları eve hapsedecek 4+4+4 formülünde sorun görmedikleri gibi. Bilakis bu durum tam da istenen, arzulanan şey.

Ama kadın bekâr, eğitimli, ekonomik özgürlüğüne sahipse ve bu özelliklerini koruyarak bekâr bir erkekle sevgili oluyorsa o zaman Türk Ailesi açısından sorun büyük.

İşte Piyasa İslamcılarının hem piyasanın ihtiyaçlarını karşılayabilmek hem de bunu eşzamanlı olarak muhafazakârlığın kadın algısı ile birleştirmek için eve tıktığı, eğitimden alıkoyduğu, ekonomik özgürlüğünü elinden alarak erkeğin kölesi kıldığı Yeni Kadın.

Ve işte toplumun yarısını köleleştiren ileri demokrasi denemesi.

Yeni Türkiye heveslilerine hayırlı olsun.

Hakları ve hayatı elinden alınan kadınlara da mücadele de kolay gelsin.

Bu değişimin sancısız, kavgasız, öyle tereyağından kıl çeker gibi olacağını/olabileceğini de kim söyledi?

Yrd. Doç. Dr. Evren Haspolat
[email protected]
twitter.com/evrenhaspolat