Evetçiler boşuna paniklemiyor

A&G’nin seçim anketi “Evet” cephesinin seçim kampanyasında neden bir panik halinde fetvalara, yalana, maniplasyona başvurduğunu ortaya koydu. Türkiye’nin bugüne kadarki en isabetli araştırma şirketine göre Evet ve Hayır oyları başa baş gidiyor

Bugüne kadar seçim sonuçlarına yönelik en isabetli kamuoyu araştırmalarını apan Adil Gür’ün A&G Araştırma Şirketinin son tahminlerine dair haberler çeşitli internet sitelerinde yayınlandı. Habere göre “Adil Gür’ün şirketi A&G, 33 il, 108 ilçede 2.405 seçmene ‘Evet mi?’, ‘Hayır mı’ diye sordu. Yanıtlar, 12 Eylül’de yaşanacak çekişmeyi ortaya koydu. Seçmenin yüzde 45.2’si “Evet”, yüzde 44.0’ı “Hayır” diyor. Yüzde 10,8 oranında kararsız seçmenin son 13 gündeki tercihi referandumun sonucunu belirleyecek.”

A&G’nin araştırma sonuçları AKP etrafında kümelenen “Evet” cephesinin seçim kampanyasındaki agresifliğin nedenini de ortaya koyuyor.

AKP ve etrafındaki gerici-liberal blok, bir süredir cemaat ve tarikat liderlerine fetvalar verdirerek “umreye gitmeyin evet deyin”, “mümkün olsa mezardakileri kaldırın evet dedirtin” gibi açıklamalarla seferberlik çağrıları yapıyor. Bu çağrıların, cemaat kanallarıyla tabandaki gevşemeye ilişkin sinyaller gelmesi üzerine yapıldığı düşünülüyor. Sekiz yıllık AKP iktidarı boyunca tabandaki örgütçülerinin önemli bir bölümü koltuğa ya da zenginliğe kavuşarak sokaktan çekilen Politik İslamcı hareket, sokak çalışmasını harekete geçirmek için özel önlemler alma gereği duyuyor. Kampanyanın başında, AKP tabanını ev ziyaretlerine yönlendirmek için Ramazan çadırlarının kaldırılması dahi tartışılmıştı.

Kararsızlar kim?
A&G’nin bir önceki anketinde seçim sonuçlarını belirleyecek olanın AKP tabanının yüzde 20’sini oluşturan ve asıl olarak da yoksulluk ve Kürt sorunu nedeniyle kararsız olan kesim olduğunu ifade etmişti. AKP ise son dönemde Erdoğan’ın ırkçı, anti-Komünist ve Alevi düşmanı söylemlerinde kendini açığa vuran bir milliyetçi-muhafazakar cephe oluşturma stratejisine yönelmiş durumda.

Psikolojik harp yetecek mi?
İktidar yanlısı basın da üzerine düşeni yapmak için çoğu zaman tekzip edilen ya da çarpıtma olduğu anlaşılan haberlerle çoğunluğun evet dediğini, boykotçuların ve hayırcıların marjinal bir kesim olduğunu propaganda etmeye çalışıyor.

“Boykot” diyen Kürtlerin “evet” diyeceğini öne süren Taraf benzeri gazeteler, haberleri tekzip edilince artık BDP’nin açıklamalarına yer vermeyeceklerini açıklayıp sansür ve çarpıtma yaptıklarını itiraf ediyor. Milyonların harcandığı reklam kampanyalarıyla yere göğe “Evet” yazılıyor.

Ama toplumsal gerçeklik kendini sürekli dayatıyor. Psikolojik harp, medya ve iktidar olanakları halka kendi gerçekliğini unutturmaya yetmiyor. A&G’nin anketinin de gösterdiği gibi “Evet” çıkma olasılığıyla “Hayır” çıkma olasılığı arasında pek bir fark bulunmuyor.

İktidarın psikolojik harbine kanılmadığı takdirde “Hayır”cıların en küçük çabasının dahi sonuç üzerinde belirleyici olacağı görülüyor.

Sendika.Org