“Bak Bu Bizim Sandukacıya Benziyor!” – 1. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali Düzenleme Komitesi

2 Mayıs 2006… Yeni Melek Gösteri Merkezi… Salon dolu… 1500 kişi var salonda… iğne atsan yere düşmez… En ön sırada az sonra sahneden “sizi kucaklıyorum” diye seslenecek olan 1919 doğumlu yazar, senarist Vedat Türkali oturuyor… Ezel Akay, Semir Aslanyürek, Muzaffer Hiçdurmaz, Aytaç Arman, Barış Pirhasan, Sıdıka Su ve bir çok tanıdık ve dost yüz görünüyor sıralarda… Sahnede Derya Alabora, “Nasıl unutabiliriz ki Maden’i” diyor, salon kararıyor ve perdede görüntüler beliriyor… Maden, tanıdık sahneler… Sanki zaman durmuş, 1978’den bugüne dek onca yılda, madenlerde hiç birşey değişmemiş… Sahne yeniden aydınlandığında, iki güzel insan… Maden filminin yönetmeni Yavuz Özkan ve “bakmayın Maden Mühendisi ve Sendika Başkanı olduğuna, maden işçisidir o” diye anılan Çetin Uygur. Çetin Uygur 28 yıl gecikmiş bir teşekkürü etmenin mutluluğunu yaşadığını söylüyor, Yavuz Özkan’a “işçi sinemasına katkıları” nedeniyle teşekkür plaketini verirken. Ve diyor ki:
“Maden filmini köy köy dolaştırdık. Filmi ilk gösterdiğimizde işçiler filmi kahkahalarla izliyordu. ‘Bak lan bu bizim sandukacıya benziyor! bir diğeri ise ‘bak lan bu müyendis aynı bizimkine benziyor’ diyor ve gülüyorlardı. Aynı filmi ikinci kez izlediklerinde ise bu defa hiç ses çıkmıyordu. Sessizce hallerini seyrediyor ve düşünüyorlardı. İşçilerin eşleri filmin bitiminde diyorlardı ki: Bu filmi bizim heriflere de gösterin de adam olsunlar.

Maden işçilerinin yer altında soludukları gaza, dışarda soludukları kötü havada eklenince yer üstünde 10-12 saat uyumak zorundadırlar. Dolayısı ile onlar bırakın okumayı, düşünmeyi bile gündemlerinden çıkarmışlardır. 1978 yılında Maden filmi onlara bir başlangıç adımı idi, onların sınıfsal anlamdaki gelişmelerinin ilk adımı, ilk alfabesi idi.

28 yıl sonra filmin yönetmeni Yavuz Özkan’a teşekkür etme şansını buldum ve teşekkür ederim.”

Görüntünün gücünü bu kadar vurucu bir şekilde başka ne anlatabilir ki? Muhalif siyasi hareketlerin marjinalleştiği, milliyetçiliğin ulusalcılık adı altında hortladığı, kültür, sanat ve edebiyat tartışmalarının cılızlaştığı, sinema izlemenin ya da roman okumanın hoşça/boşça zaman geçirme pratiğine indirgendiği günümüzde, sinemanın, sanatın sadece dünyayı anlama ve anlatma çabasını değil, aynı zamanda da onu dönüştürme çabasını içerebileceğini unuttuk.

Türkiye’de işçi filmleri unutuldu. Karanlıkta Uyananlar, Güneşli Bataklık, Maden unutuldu. Bizler Dünyada yıllardır işçi filmleri yapıldığını unuttuk.

1. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali tüm Türkiye’ye işçi filmlerini hatırlatma çabası olarak 1-7 Mayıs tarihlerinde İstanbul ve Ankara’da gerçekleşti. Ücretsiz yapılan gösterimlerde Sinema salonları tamamen doluydu. 3 gün içinde 4700 kişi İstanbul’da , 3300 kişi Ankara’da 20 ülkeden 40 filmi izledi. Latin Amerika’da kapatılan fabrikalarını “işgal” eden ve üretimi yeniden başlatan işçileri izledi; Güney Afrika’da Barınma Hakkı Mücadelesi veren özelleştirmelere direnen halkı izledi; ABD’de yoksullaşan işçi sınıfını izledi; Meksika’daki öğretmenlerin 25 yıllık mücadelesini izledi; İspanyol Telekom’unun özelleştirilmesine direnenleri; Güney Kore’de Demiryolu işçilerinin mücadelesini; Çindeki işçileri; Kolombiya coca cola işçilerinin direnişini izledi. İsrailde son 5 yılda işsiz kalan 35000 arap inşaat işçilerinin mücadelesini, Metin Yeğin’in Latin Amerika’da fabrikalarını işgal eden “Patronsuzlar”ını ilk defa festivalde izledi. Kısacası dünyanın dört bir yanından neo-liberalizme karşı direniş öykülerini izledi.

Avusturya’dan, İran’dan, ABD’den, İngiltere’den, Güney Afrika’dan, Güney Kore’den, İsrail’den 15 konuk, işçi lideri, yapımcı, yönetmen, internet aktivisti, sendika aktivisti, belgesel filmlere gönül vermiş, işçi mücadelesi açısından görüntünün birleştirici gücüne inanmış 15 yoldaş festival süresince etkinliklere katıldılar.
Makina Mühendisleri Odası’nda gerçekleştirilen panelde Güney Afrika’dan film yapımcısı ve Üniversite öğretim Üyesi Fazel Khan, Film festivallerini 1994 yılında ABD’de başlatan Steve Zeltzer, İngiltere Liverpool liman işçileri grevinin internet üzerinden dayanışma ağını oluşturanlardan Chris Bailey, Güney Kore Emek Haberleri Üretimi’nden Jungmi Park ve Türkiye’den Sendika.Org temsilcisi Önder Özdemir konuşmacı olarak katıldı. İnternet üzerinden TV ve radyo yayıncılığı olanakları ve dünyadaki deneyimleri paylaşıldı. Dünyanın dört bir yanından gelen dostlarla Tuzla Mito Radyatör ve Serna-Seral Tekstil grevleri ziyaret edildi.

Halkevleri, Sendika.org, Disk Basın-iş ve Disk Sine-sen’in örgütleyicileri içinde olduğu, Hiç bir “fon” katkısının olmadığı ancak emekten yana örgütlerin, sendikaların ve birçok kurumun katkıda bulunduğu 1. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali birincisinden aldığı güçle ikincisinin hazırlıklarına şimdiden başladı.