Zina Krizi ve Medya-Güdümlü Borsa – Alkan Soyak

Borsaların işleyiş mekanizmaları uzmanlık alanımızın dışında. Ancak basından takip ettiğimiz kadarıyla faaliyet hacmi oldukça düşük olan ve derinliği tartışılan Türk Borsasında, birtakım medyayla kol kola belirli bir grup sermaye, piyasanın kaderini etkileyecek güce sahip durumda [2]. Bu yapı içerisindeki güven bunalımını yansıtırcasına, borsaya girmek isteyen şirket sayısında yeterli artışlar bir türlü gerçekleşmiyor. Böyle olunca oyuncular, hissedar olmaktan çok alınan kağıdın bir an önce değerlenmesini bekleyerek (ya da sağlayarak) spekülasyon peşinde koşuyorlar. Yüzlerce uzman çeşitli finansal analiz teknikleri kullanarak hisse senetlerinin düşme ve yükselme dönemlerini ve miktarlarını tahmin etmeye çalışsa da, iktisadi kriterlerden çok spekülatif tavırlar borsada fiyatları belirliyor. Örneğin, yakın dönemde POAŞ hisseleri üzerine yapılan medya-güdümlü spekülasyonu ve aktörlerini hatırlayınız [3]. Borsada yer alan medya-güdümlü bu sayılı ama güçlü oyuncu kitlesi, geleceğe yönelik beklentilerin alınıp, satılmasıyla kontrolü altındaki kağıtların fiyatlarını düşürüp yükselterek, küçük oyunculardan kendilerine kaynak aktarıyorlar. Yine birtakım medyanın bir parçası olan çeşitli TV’lerde alttan-üstten geçen İMKB endeksleri ve bunların rüzgardan nem kapan iniş ve çıkışları, ekonominin en önemli ve tek çarkının yalnızca borsa olduğunu insanlara pompalıyor. İşte bu noktada birtakım medya patronlarının borsa üzerinden siyaset yapma ve rant arama faaliyetleri başlıyor. Borsa öylesine bir güç olarak sunuluyor ki, endeks düşmeye başladığında mevcut iktidarı da sallıyor; yükseldiğinde ise iktidarın gücüne güç katıyor. Böylesi bir rant kollama aracı, iktidarların başında Demoklesin Kılıcı gibi sallandıkça, siyasi iktidarlar medyanın kontrol alanına giriyor, medya-güdümlü borsa (medya) patronları ise siyasi iktidarlardan koparacağı rantı daha çabuk ve zahmetsizce elde ediyor.

Büyük ölçüde spekülatif tavırlara dayalı olan Türk Borsasının endeksi ile birtakım medya aracılığıyla maniple edilmeye çalışılan bazı sosyoekonomik ve siyasi kararlar arasında ise ilginç ilişkiler sergileniyor. Aklımıza gelen birkaç örneği sıralarsak; Irak’a asker gönderilmesi hususunda yaşanan tezkere tartışmalarını ve Kıbrıs Sorununu hatırlayalım. Tezkere çıkmadığı taktirde Borsa’nın çökeceği sinyalleri yollamıştı. Kıbrıs’ta ise referandumun hayır çıkması durumunda yine Borsa’nın çökeceği mesajları verilmişti. Bunun gibi bir çok kararda siyasi iradeye, medya aracılığıyla borsa-itişli sinyaller yollanıyor ve sonuçta endeks inse de, çıksa da bir kesim hep kazanıyor.

Bugünlerde Borsa’nın şişirilmesi ve yeni potansiyel kaybedeceklerin Borsa’ya çekilmesi için AB ütopyası bir emme-basma tulumba olarak yine gündemdeki yerini aldı, hem de en ‘zina’lısından. Beklentilerin maniple edilmesi adına tamamen uydurma bir ‘Zina Krizi’yle gündem işgal edildi; Borsa endeksi düşürüldü ve daha sonra yine uydurma bir çözümle sorun halledilerek borsa patlatıldı. Asıl amacın ne olduğunu ise birkaç satır evvel söylemiştik. Ortada bir katrilyon TL’ye mal olduğu belirtilen ve ne olduğu anlaşılamayan, yalnızca kafaları karıştıran ‘Suni Bir Kriz’ var. Ancak sonuçta yine birçokları kaybetti ve birkaç kişi kazandı. Kaybedilen yalnızca bir katrilyon mu? Keşke öyle olsa. Bu suni krizin ve suni çözümün gündemde olduğu günlerde Milliyet Gazetesi’nden öğrendiğimize göre, Alman Stern Dergisi Türkiye ve AB ilişkilerini bir karikatürle bakın nasıl tasvir ediyordu [4]: Üzerinde AB’nin amblemi olan büyük bir kapı. Ve bu kapının köpekler için yapılmış olan alttaki küçük deliğinden, yanındaki Türk bayraklı bavuluyla sürünerek içeriye girmeye çalışan bir adam. Senaryo konusu AB ve Zina olan, medya-güdümlü borsa oyuncuları ve bazı siyasi aktörlerin rol aldıkları son oyundan geriye kalan izleri 24 Eylül 2004 tarihli gazetelerdeki değişik manşetlerden izlemek mümkün. Bu manşetler ve alt yorumları gazetelerin Internet baskılarından alındığı için üyelik sistemi olan ve arşivi bulunmayan bazı gazetelere ulaşılamamıştır. Bir bakın bakalım bu senaryoyu (bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde) hangi aktörler tamamlıyor.

24.9.2004 tarihli Bazı Ulusal Gazetelerin ‘AB’yle Yaşanan Zina’ Krizi Sonrasında Yazdıkları:

Yeni Şafak
Gitti, Çözdü, Geldi.
Ankara’da koparılan Türk Ceza Kanunu fırtınası, Başbakan Erdoğan’ın Brüksel ziyaretiyle son buldu. Meclis, TCK’yı 6 Ekim’den önce çıkaracak ve Günter Verheugen olumlu rapor verecek

Vatan Gazete
Harika Sonuç
Verheugen “Başbakan güvence verdi. Türkiye’nin önünde artık hiçbir ENGEL KALMADI” dedi

Star Gazete
5 dakikada krizi çözdü.
Başbakan Erdoğan TCK geçecek dediği Verheugen’den türkiye7nin önün yeni şart konulmayacak sözü aldı. TCK üzerinden sorun çıkarmak isteyenlerin hevesleri de kursağında kaldı.

Sabah
Biz Avrupalıyız.
Başbakan Erdoğan, AB ile Ceza Yasası krizini Brüksel’de yine kendisi çözdü. Attığı adımla AB hedefi 41 yıldır hiç olmadığı kadar yakına geldi.

Radikal
Rapor Tamam Sıra Kararda
Başbakan, AB ile krizi, zinayı suç haline getirmekten vazgeçerek bitirdi. Verheugen de müjdeyi şu sözlerle verdi: Artık müzakere tavsiye etmemiz için Türkiye’nin tamamlaması gereken bir şart yok

Milliyet
AB Kapısı Açıldı.
Erdoğan Verheugen’e TCK’yı Ekimden önce zina maddesi olmaksızın geçireceğiz ancak başka şart istemeyiz mesajı verince hiç sorun kalmadı.

Milli Gazete
Efelik sökmedi.
‘İçişlerimize karıştırmayacağımız’ AB’ye, tam teslim olduk. Türkiye’ye iki günde 1 katrilyona malolan zina tartışması sırasında “AB içişlerimize karışamaz” çıkışını yapan Başbakan, Verheugen karşısında yelkenleri suya indirdi.

Hürriyet
Yolumuz Açıldı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Brüksel gezisinde zina pürüzü aşıldı. Erdoğan, TCK için söz verince, Avrupa Birliği yeşil ışık yaktı. TBMM pazar günü olağanüstü toplanıyor.

Akşam
Tam Yol Avrupa.
Brüksel’de tarihi uzlaşma. Erdoğan, TCK’yı zinasız çıkarma sözü verdi. Verheugen AB kilidini açtı: Engel kalmadı. Müzakere tavsiye edeceğiz
Güneş
Yanlış hesap Brüksel’den Döndü.
Kritik zirveden beklenen oldu! Erdoğan, zina inadından vazgeçince, Verheugen, ‘Artık tarih için engel kalmadı’ diyerek Türkiye’nin önünü açtı
Evrensel
Erdoğan boyun eğdi.
Türkiye’yi haftalardır zina tartışması ile meşgul eden ve “AB bizim içişlerimize karışamaz” diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AB’nin bütün şartlarına boyun eğdi. Dün AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen ve AB yetkilileri ile görüşen Erdoğan, TCK’nın zina düzenlemesi olmadan Meclis’ten geçeceği sözünü verdi.

Birgün
2013’e kadar planda yoksunuz.
AB’nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikleri “yüzyılın işi” olarak değerlendirdi. Verheugen AB bütçesi dolayısıyla, 2013 yılına değin Türkiye’nin AB’ye alınması konusunda bir plan bulunmadığını savundu

Yeni Asya
Verheugen: Güvence aldık.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile biraraya gelen Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Erdoğan’dan tam güvence aldığını belirtti.
Türkiye
Br
üksel’den rekor geldi
Geçtiğimiz hafta TCK gerginliği yaşayan piyasa, dün kilitlendiği Brüksel’den gelen mesajla, sıçramasını yaptı. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Brüksel temaslarına odaklanan piyasa, Erdoğan’ın “Problem kalmadı” ve Verheugen’in “Türkiye yapması gerekenlerin hepsini yaptı. Raporun önünde engel yok” açıklamasıyla büyük bir moral kazandı. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Endeksi, ikinci seans açılışında 22 bini aşarak tarihi zirveler yaptı.

[1] Medya, borsa ve siyaset ilişkisi üzerine çeşitli ülke deneyimlerini aktaran bir yazı için bkz; http://www.medyakoop.org/KoseYazilari.asp?ID=108&YID=36

[2] Türkiye’deki medya patronlarının çeşitli alanlarda tekel oluşturması ve bu durumun potansiyel tehlikelerine dikkat çeken bir yazı için bkz; M. Kelkitlioğlu, Tehlikeli Satışlar, http://www.yenisafak.com/arsiv/2000/mart/04/gundem.html

[3] Bu konuda yandaki linki tıklarsanız hatırlamanızı kolaylaştırabilir. http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2002/12/27/ekonomi/ekonomiprn1.html

[4] “Stern’den Irkçı Karıkatür”, Milliyet, 25 Eylül 2004.