Kapitalizm Ve Enformasyon Çağı: Küresel İletişim Devriminin Politik Ekonomisi (Robert McChesney, Ellen Meisins Wood, John Bellamy Foster)

Epos Yayınları, 2003, 272 sf.

ENFORMASYON ÇAĞI MI? YENİ ŞİDDET MOMENTİ Mİ?

Bu kitapta, enformasyon/bilgi ve yeni teknolojiler, iletişim, internet, medya, propaganda ve insan aklının kontrolü, küreselleşme kavramı, kapitalizm, modernizm/post-modernizm, evden çalışma, telekomünikasyonun gelişimi ve Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde telekomünikasyonun özelleştirilmesi, medya ve iletişim sistemlerinin toplumsal yapılarla ilişkisinin doğası başlıkları; iletişim sistemlerinin toplum üzerinde kurduğu belirleyicilik ilişkisi bağlamında inceleniyor. Kapitalizm ve Enformasyon Çağı: Küresel İletişim Devriminin Politik Ekonomisi, Enformasyon Toplumu”, “Bilgi/Enformasyon Çağı” ve Post-modernizm üçlüsü arasındaki ilişkinin açıklanmasını amaçlıyor. “Bilgi/Enformasyon Toplumu”, “Bilgi/Enformasyon Çağı” ve Post-modernizm: Bu ana başlıklar içinde yaşıyor olduğumuz çağı ya da momenti adlandırmakta kullanılan kavramlardır. Momentin adlandırılmasındaki temel faktörler, bilgisayarlar (dünya nüfusu içerisindeki bilgisayar kullanıcılarının oranı sadece %3’tür), elektronik medya, enformasyon sistemleri (olarak Web veya Net), internet (süper bilgi otobanı) uydu yayınları ve teknolojileridir. Bu moment, şu an içinde yaşıyor olduğumuz topluma yaygın teknoloji kullanımı nedeniyle “Bilgi/Enformasyon Toplumu”, çağımız ise “Bilgi/Enformasyon Çağı” adıyla adlandırılmaktadır. “Bilgi/enformasyon çağı”nın düşünsel paradigmasının adlandırılmasında ‘post-modernizm’, ekonomik ve siyasal yapının tanımlanması içinse küreselleşme kavramı kullanılmaktadır. Ancak, kültürel, siyasal ve ekonomik alanlardaki bu kavramları tanımlayan unsur teknolojidir. Teknolojiyle tanımlanan tüm bu kavramlar nihayet “postmodernite” paradigması çerçevesinde ve bir ilerleme ideolojisi bağlamında bir araya getirilmektedir. Enformasyon/Bilgi, insanı birbirine yaklaştıran ve toplumsalı kuran bir faaliyetin ürünü ve sonucudur. İnsan kavramının bilgilenmesi en genel anlamıyla dünyadan söz etmesidir. Ancak insan kavramının dünyadan söz edebilmesi için yine dünyayla kendi arasına dünyadan bir öğe koyması gerekecektir. İnsan dünyayla kendi arasına dünyadan başka bir öğe koyamadan “bilgilendiği” sürece politik bir evrende yaşadığını bilemeyebilir. Bugün insanın bilgilenme sürecinde dünyayla arasına koymak zorunda kaldığı öğe medyadır. Ya da en tam anlamıyla kapitalist egemen sistemin propaganda aracı olan ticarî medyadır. Özellikle bilginin bugünkü anlamda ve bilinçli bir sistem halinde ideolojik yeniden üretim aracı olarak kullanılmaya başlaması kapitalizm ve piyasa ekonomisinin gelişmesine eşlik eden ‘Aydınlanma’ döneminin sekülerleşme ve hümanizm süreçlerine kadar gider. Bilginin düzenlenmesi esasen insanın ve bireyleşmiş insanlardan oluşan toplumun düzenlenmesidir. Bir başka deyişle, bilginin işlenmesi, kullanımı, yönetimi, paylaşımı ve denetimi bize herhangi bir toplumun nasıl yönetildiğine ilişkin bazı önemli kanıtlar vermektedir. Toplum yönetiminde olduğu gibi bilgi yönetiminde de egemenliğin araçlarından birisi olarak “diktatörlük” ifadesi kullanılabilir. Enformasyon/Bilgi çağı ve bilgi toplumu tam olarak “kamuya” sunulacak bilginin siyasal iktidar tarafından en iyi biçimlerde kullanılan, işlenen, yönetilen ve nihayet denetlenen propaganda faaliyetidir. Propaganda ise verili/denetlenen ve imbikten geçirilen bilgiyi içerir. Bugünün enformasyon çağında ve toplumunda bilgi adı altında ticarî medya tarafından pazarlanan ve devlet tarafından kontrolü yapılan öğe iletişimi bir birlik biçimi olmaktan ziyade bir toplumsal parçalama aracı biçiminde kullanmaktadır. Propaganda faaliyetinin baş aktörü medyadır. “Küresel ticarî medya, politikasızlaştırma sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. İleriyi düşünme ihtiyacı duymadan sadece pazarın gereklerini yerine getiren medya, kişisel tüketimin, toplumsal kavrayış ve eylemlilik üzerinde imtiyazlı bir konum elde eden, emirleri büyük oranda yerine getiren ve düzeni fazlaca bozma girişiminde bulunmayan depolitize edilmiş bir toplumun oluşumuna bir inançla hizmet eder. Dolayısıyla küresel ticarî medya, hedef kitlesini elit ve üst orta sınıf olarak belirleyen ciddi bir gazetecilik anlayışı geliştirir, bu hedef kitlenin gereksinimlerini ve yargı sistemlerini biçimlendirir ve toplumsal dengeye uygun sansasyonel haberler sunar. Medya sistemi bu doğrultuda insanların günlük dertlerini unutmasını sağlayan roman ve film gibi eğlence türlerini piyasaya sürerek engin bir izleyici kitlesinin oluşmasını sağlar.” (R. McChesney, s. 26) Enformasyon Çağı, dezenformasyon ve depolitizasyonun derin kuyusunda ya da iktidarın ideolojik biçimlerin engin yüceliklerinin yarattığı ve pek tabii fiziki olarak canımızı acıtmayan, ama öğrenmemizi engelleyen, bizi gerileten ve travmalarını hissedemediğimiz yeni bir şiddet sürecidir. Özellikle Batılı toplumların (ABD ve Batı ve Orta Avrupa) 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki süreçte önemli oranda depolitize edildiği ve bastırıldığı süreç 1970’li yılların ilk yıllarından itibaren tamamlanmıştır. Tamamlanmadan sonraki aşamaya işaret eden ve Postmodernite olarak ifade edilen bu “yeni başlangıç noktası”, “devlet”in geleneksel fiziki şiddete eskisi kadar yaygın biçimlerde başvurma gereksinimini ortadan kalktığı bir döneme denk düşmektedir. Batılı toplumlarda devletin uyguladığı fizik şiddetin yerini, şiddeti daha ustaca kurulan tekniklerle yerine getiren ve planlanmış bellek yitiminin araçları olarak enformasyon ve iletişim teknolojilerinin birleştirildiği televizyonlar, gazeteler ve dergiler almıştır. Ticarî medya patronlarının ve devletin bizzat belirlediği ahlâk ilkeleri çerçevesinde yönetilen medya şiddeti, enformasyon “çağı”nın tepe noktası ve nihayet en gerçek halidir. Dolayısıyla küreselleştiği iddia edilen yani sınıfsal çatışmaların minimalize olduğu ve ideolojilerin yerini toplumsal konsensüslerin aldığı iddia edilen dünyayı tanımlamakta kullanılan enformasyon “çağı”nda yani “Bu yeni gerçeklikte ilgilenmemiz gereken tek şey kapitalizmdir… Bunun antitezi de postmodernizm değil, sosyalizmdir.”.(E. Meiksins Wood, s. 65)